İNSAN VE SORUMLULUK

Eklenme Tarihi: 30.06.2016 10:33:54 - Güncellenme Tarihi: 22.02.2020 22:24:22

İnsan, sorumluluk varlığıdır. Sorumluluk, onun akıllı varlık oluşundan dolayıdır. Diğer canlılarda sorumluluk duygusuna benzer davranışlara rastlansa da bu davranışlar içgüdülerden kaynaklanır.

Sorumluluk, öncelikle bizim kendi kendimizin yüklendiği insani bir varoluş halidir. Sorumluluğun olmadığı yerde de ahlak yoktur. İnsan olmak, bu sorumluluklarla olan mesafemiz tarafından belirlenir.

Sorumluluklarımızı yok eden, onları öğüten, buharlaştıran, bizi kendimizden, ailemizden, milletimizden, insanlıktan ve Allah?tan uzaklaştıran şey sorumluluklarımız karşısındaki duygusallıklarımızdır. İnsan, duygusal bir varlık olmakla birlikte duygusallığını aşan bir varlıktır da.

Çünkü duygular yanıltıcıdır, aldatıcıdır, hakikat karşısında şaşmaz bir durumda sahip olmamız gereken ilkeler duygulardan çıkmaz. Duygular, zaman ve mekâna göre değişir ve tekillikler ifade ettikleri için de bütün insanlığı kucaklamaktan uzaktır. Zira duygusallıklar, bencilliğin de nedenlerinden birisi olabilir.

Hiçbir menfaat hissine kapılmadan, hayvani tarafımızı aşmamızı gerektiren ahlak, bu duygusallıkları da aşmayı gerektirir. Yoksa beşer olmaktan insan olmak dediğimiz duruma geçiş mümkün olmaz.

Sorumluluk bizi başkalarına bağlar. Bir bakıma sorumluluk, aramızda organik bağlar bulunan başkalarıyla aramızdaki harçtır. Bu harcın yok olması, bizi başkalarından uzaklaştırır, başkalarıyla olan ilişkilerimizi ortadan kaldırır, daha mükemmel eylemlere neden olacak her türlü ahlaki gayeyi yok eder.

Sorumlulukların üstünü örten duygusallıklar, bizi kendimize mahkûm eder. Kendimize göre bazen acımasız, bazen melankolik bir dünyanın esiri haline getirir ve hakikati acımasız ya da melankolik dünyadan ibaret görmeye başlarız.

Bu, kendi duygusallıklarımızın neden olduğu bencilliğimizin bütün varlığımızı kuşatması, dünyaya ?benim olan dünya? nazariyle bakılması anlamına gelir. Her yolu mubah görmek kadar kötü bir şey yoktur. Mesela hastalıklı sevgi, insanın kendisine olan tutkunluğu, bencilliklerimiz şaşı olmanın ya da bütünüyle körleşmenin de nedenleridir.

Körlük, akıl için en önemli fiil olan bakmayı yok eder ve aklı ortadan kaldırır. Şaşılık ise, hakikati olduğundan başka türlü gösterir, onu bozar ve akıl için malzeme olan görme duyusunun bozukluğu aklı manipüle eder, aklı kötüye kullanır.

Önce kendimize karşı olan sorumluluklarımızı yerine getirip kendimizden aileye, topluma, millete ve bütün insanlığa ve oradan da her türlü tabiat düzenini aşan ve mükemmelliğin ideal tarzda gerçekleşmiş olduğu tabiat-üstü âleme kadar yükselen tarzda insan kendisini aşmayı denemelidir.

Hayat, bu açıdan insanın kendi kendisini kendi eylemleriyle denediği bir varoluş alanıdır. Duygusallıklarımız, bu aşmanın önündeki en büyük engellerimizdir. Çünkü bizi kendimize, bir başkasına, paraya, makama, ihtiraslara, şehvete, hazlara esir hale getirir. Bu türlü esaret biçimleri de bizi insan ve ahlak varlığı olmaktan önemli ölçüde çıkarır.

Öyleyse duygular, içgüdüler, heyecanlar, aklı aşan imkânsız istekler akıl ve irade tarafından denetim altına alınmalı, ahlakın değer sistemi tarafından elemeye tabi tutulmalı ve eylemlerimizi daha mükemmel eylemlere götürecek yoldaki engeller temizlenmelidir.

Fert ve toplum olarak yaşadığımız buhranları yok etmek, aklı rehber edinerek sorumluluklarımızı yerine getirmekle mümkündür. Sorumluluk şuuruna sahip politikacılara, bilim insanlarına, toplum önderlerine, medya ve sanat camiasına ihtiyacımız var.

 

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/285/insan-ve-sorumluluk

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

19.05.2019 Medeniyet Tasavvuru
27.01.2019 HAYAT: Yeniden bir daha mı?
06.01.2019 Bedenin değeri ve öldürme
03.06.2018 Mücadele ve insan
27.05.2018 Bir garip tahlil...
25.03.2018 Bir Hareket ve Fikir Adamı Olarak Topçu Paneli
25.02.2018 Kendini Aşan Düşünce
11.02.2018 Milliyetçilik mi? Ama Nasıl Bir Milliyetçilik?
04.02.2018 Hakikate karşı suç işlemek
28.01.2018 Kötülük, İnsanın Bir Vehmi mi Gerçeği mi?
21.01.2018 SAVAŞ VE OYUN
14.01.2018 KENDİMİZİ NASIL İNŞA EDER VE ANLARIZ?
30.12.2017 NEREDE KALMIŞTIK?
27.12.2017 NEDEN GERİ KALDIK?
15.12.2017 NURETTİN TOPÇU'YA GÖRE RÖNESANS İHTİYACI
09.12.2017 NURETTİN TOPÇU'NUN ANADOLU MİLLİYETÇİLİĞİ VE SOSYALİZMİ
30.11.2017 NURETTİN TOPÇU'NUN DEMOKRASİ KARŞISINDAKİ TUTUMU
24.11.2017 BATICILIK, TÜRKÇÜLÜK ve İSLÂMCILIK KARŞISINDA NURETTİN TOPÇU-2
22.11.2017 BATICILIK, TÜRKÇÜLÜK VE İSLÂMCILIK KARŞISINDA NURETTİN TOPÇU-1
18.11.2017 Kerime Yıldız?a Nazire: SİNEMADAN FELSEFEYE...
02.11.2017 VEFA ÖDÜLÜ VE TOPÇU
13.08.2017 KİTLELEŞME, KİŞİ OLMAYI YOK EDER...
23.07.2017 AKLA DUYULAN İHTİYAÇ
16.07.2017 KALKIŞMANIN ÜZERİNDEN BİR YIL GEÇTİ?
02.07.2017 HAKİKAT VE DOST
11.06.2017 AHLAK VE DİN İLİŞKİSİ ÜZERİNE KISA NOTLAR?
03.06.2017 BİLİM-FELSEFE VE SANAT İÇİN?
21.05.2017 POZİTİVİZM Mİ?
13.05.2017 YÖNETİCİLİK İLE MUTLULUK BAĞDAŞIR MI?
07.05.2017 ÖLÇÜ MESELESİ
23.04.2017 ÇOCUKLAR VE OYUN
16.04.2017 ZAMAN-İNSAN İLİŞKİSİ
02.04.2017 SORUNLAR KARŞISINDA AKADEMİSYEN
19.03.2017 İNSAN DÜNYASI: ANLAŞILMAYI BEKLER...
12.03.2017 AVRUPA VE KRİZ
26.02.2017 BİLME İSTEĞİ: BİLİM VE FELSEFE
12.02.2017 İKİ DÜNYA: EVET-HAYIR
29.01.2017 Gerçekliğin Sözünden Sözün Gerçekliğine...
22.01.2017 TARİHİN SONUNDA DEĞİLİZ...
12.01.2017 NEREYE GİDİYORUZ?
29.12.2016 TARİHE BAKIŞ
25.12.2016 MİLLİLİK ESAS OLMALI
22.12.2016 BİR DEĞERLENDİRME
06.11.2016 ÜNİVERSİTELER VE REKTÖRLÜK SEÇİMLERİ
30.10.2016 CUMHURİYET
27.10.2016 ÖZGÜRLÜK VE SORUMLULUK ÜSTÜNE
16.10.2016 YOKSULLUK ve ADALET
09.10.2016 ANADOLU İRFANI
02.10.2016 EĞİTİM SORUNUMUZ
25.09.2016 KRİZ
21.08.2016 AMAN ALLAHIM!..
17.07.2016 DARBE
30.06.2016 İNSAN VE SORUMLULUK
23.06.2016 KİTLEDEN KÜTLEYE?
19.06.2016 HAYATA DAİR BİR KAÇ SÖZ
16.06.2016 YAZIYA KARŞI KONUŞMA
12.06.2016 OKUMAK
09.06.2016 İLK YAZI