Adalet Mülkün Temelidir

Eklenme Tarihi: 23.02.2019 12:58:00 - Güncellenme Tarihi: 23.02.2020 19:43:50

Adalet her insanın yaşamında en önem verdiği hayati konuların başında gelir. İnsanın olduğu her yerde adalet arayışı mutlaka olmuştur. Adalet fıtratın bir gereği olarak toplum yaşamının olmazsa olmazlarından olsa da tarihin her döneminde adalet kaybı insan yaşamının bir gerçeği olmuştur. Adaletin ahlakla olan yakın ilişkisi göz önüne alındığında, bir toplumda insanların kendi aralarındaki ilişki ağının düzeyi, o toplumdaki ahlaki standart hakkında bize bilgi verir. Ahlak, insani ilişkilerden kaynaklanan gündelik yaşamın bir ürünüdür. Bir toplumun ahlaki standartı aynı zamanda o toplumun adalet duygusuyla olan irtibatını da bize sunmuş olur. İnsan hayatına yön veren duygu, düşünce ve eylemler adalet ile bir düzene koyulur. Adalet her zaman hakkaniyete vurgu yapar. Adaletten yana olmak toplumsal bir erdem sayılır. Bireysel ve toplumsal düzeyde adaletin tesis edilmesi, toplumsal ilişkilerde doğabilecek kargaşa ve kaosların önüne geçilmesinde en etkin yoldur.

Din, ahlak ve hukuk arasında ahenkli bir ilişki mevcuttur. Din değer koyar, ahlak bu değerleri yaşama dönüştürürken hukuk yazılı kural haline getirir ve toplumda adaleti tesisi edecek maddi ve manevi mekanizmalar oluşur. Toplumlar mensup oldukları medeniyetin inanç ve ahlak nizamına göre hayatlarını yaşayarak kültürlerini inşa ederler. Türk toplumunun medeniyet anlayışının çerçevesini İslamiyet çizmektedir. Bu kapsamda Türk milletinin adalet anlayışının kaynağı İslamiyettir. Kuran ve Sünnette bir bütünlük içinde insanlığın istifadesine sunulan adalet, genel çerçeve olarak denge, düzen, eşitlik, dürüstlük, denklik, istikamet sahibi olma, takva yolunu izleme, hakikate göre hükmetme gibi anlamlara gelmektedir. Kuran?ı Kerim?de ?O, göğü yükseltti ve teraziyi koydu? (55/6) denmektedir. Hz Muhammed (s.a.v) ?adalet dinin şerefi, sultanın gücüdür? diyerek adaletin önemine vurgu yapmıştır. Kısa ve net olarak ifade edilecek olursa, adalet her şeyi yerli yerine koymaya denir. İslamın adalet anlayışı, insanların gerçek bir durum olarak yaşadıkları, adalet kaybının neredeyse içselleştirilmeyi başlandığı bir dünyaya, insanların vicdanlarında özlem duydukları hakkaniyete dayalı olması arzulanan bir dünya teklifidir.

Tarihin en eski dönemlerine kadar geçmişi olan adaletin, geleneksel devletin tarım topluma dayalı yapısının yönetim bilgisini içinde barındıran ?daire-i adalet? kavramı, Osmanlı tarihi açısından önemli bir yere sahiptir. Osmanlı?nın büyük tarihçilerinden Koçi Bey yazdığı risalede, devletin işleyişinden bahsederken ?Osmanlı Devleti asker ile, asker hazinenin toplanması ile, hazinenin toplanması reaya (halk) ile, reayanın ayakta durması ise adalet ile olmaktadır? der. Yani adaleti tesis edemeyen bir devletin ayakta kalması mümkün değildir, demektedir.

Bugün üretim ilişkililerini değiştirerek geleneksel toplum yapısını yerle bir eden modernleşmenin en büyük hatası, adaleti ayakta tutacak olan ahlak kurallarını kaynaklık eden din değerlerini ilk zamanlar yok sayması, ilerleyen süreçlerde ise seküler hale dönüştürmesidir. Modernleşme bireyden toplama kadar tüm hayatı seküler mahiyette kuşatan bir boyutta yeni yapılara atıf yapan bir süreçtir. Bir yönüyle insanlığa daha refah içeren bir hayat  sunarken diğer bir yönüyle de sonunu getirecek riskleri içinde barındırmaktadır. Bu risklerin en büyüğü adalet kaybıdır. Modern dünyanın iktidar ilişkileri çıkar zemini üzerinde oturtulunca insani ilişkiler doğal mecrasından çıkmıştır. Nihayetinde modernleşme bu boyutu ile adalet duygusundan yoksun sosyal, ekonomik, kültürel, siyasi bir hayat inşa etmiş ve insanlar arasında bir ötekileştirme ve kutuplaştırma sürecinin başlamasına sebebiyet vermiştir. Bu olumsuz süreçleri bertaraf ederek toplumsal huzuru ve güveni yeniden tesis etmenin ve kalıcı hale getirmenin yolu, nimet ve külfetlerin topluma adil bir şekilde dağıtılması manasına gelen  ?sosyal adaleti? sağlamaktan geçmektedir.

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/2847/adalet-mulkun-temelidir

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

22.08.2019 Toplu Sözleşme Mağduru Memura Bir de Böyle Bakalım
15.08.2019 Hükümetler, Sendikalar ve Ülkenin Geleceği?
08.08.2019 Emek, Ücret, Sosyal Adalet...
05.08.2019 Sınırlar Arasında
21.07.2019 İmam Maturidi'nin Türk-İslam Düşüncesindeki Yeri ve Önemi
11.07.2019 Sosyal Devlet mi Dediniz?
21.03.2019 Sen yoksan kimse yoktur
23.02.2019 Adalet Mülkün Temelidir
15.02.2019 Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk Hocamız ne yapmak istiyor?
13.02.2019 Medeniyet, kültür, eğitim ve terbiye
30.01.2019 Ahi Evren ve günümüze iz düşümü
31.12.2018 Seyit Ahmet Arvasi Hocamızı anarken?
30.11.2018 Mesleki eğitim ve Milli Eğitim Bakanlığı
27.11.2018 Ziya Selçuk Bakanımızın köy enstitüsü açıklamasına dair?
24.11.2018 Asgari ücretlinin arzuhali
04.11.2018 Uganda Kampala Büyükelçimiz Romalı mı?
23.09.2018 Sessiz sedasız bir Ahilik Haftası daha kutlandı
18.09.2018 Eğitim sistemimiz temelinden yeniden inşa edilmelidir
26.08.2018 Anadolu'ya Türk damgasının vuruluşu
08.08.2018 Ekonomik kriz ve zihniyet değişimi
02.08.2018 Uşaklar ve efendileri kazdıkları kuyuda boğulacaktır
28.07.2018 Siyaset Kavramı ve Din İlişkisi
24.07.2018 Değişimin lokomotifi eğitimdir
04.06.2018 LGS?nin Düşündürdüğü Hakikatler
11.05.2018 Vakıf kültürü hoyratça harcanmamalıdır
07.05.2018 Değişen Türkiye
28.04.2018 Sivil toplum ve demokrasi
24.04.2018 Hakimiyet Kayıtsız Şartsız Milletindir
17.04.2018 Tarih şuuru
06.04.2018 Maturidilik ve Alperenlik
23.03.2018 21.Yüzyılın alpereni Muhsin Başkan?ın anısına
15.03.2018 Türkiye?nin Ortadoğu?daki mücadelesi bir milattır
28.02.2018 Millet ve milliyetçilik üzerine
14.02.2018 Okullar düzelmeden nesiller düzelmez
30.01.2018 Emperyalist Zihniyetle Mücadele ve Okullarımız
26.01.2018 Yaban Elma Sevdalısı Aydınlar ve Ağbabalarına Duyurudur
24.01.2018 Kızıl Elma ve Yörük Teyze
18.01.2018 HER İNSAN ÖZEL VE KAYDA DEĞERDİR