Ya kazanmayı garantilediniz yada kaybetmeyi

Daha önceki yazılarımda birkaç kez söylemiştim: Siyaset, futbola çok benzer. İleride kısmet olursa “Futbol ve siyaset” isimli bir kitap yazmayı düşünüyorum. Futboldaki pek çok durum, eylem ve nesnenin siyasette bir benzeri vardır. Örneğin şimdi futboldaki bir durumun siyasetteki benzerini analiz etmek istiyorum. Futbolda bir takım kazanmayı garantiledi mi veya tam tersine kaybetmeyi garantiledi mi, ne yapar? Her şeyden önce bir kere rahat oynar. Kazanma veya kaybetme heyecanı veya stresi yoktur. Top çevrilir. Dolayısıyla gol sesi duyulmaz. Ama taç atışları artar. Bireysel şovlar yapılır. Paslaşma yani istişare yoktur. Maç berabere gider, falan. Özetle seyirci için son derece sıkıcı bir görüntü vardır. Nitekim böyle bir durumu hissetmiş olacak ki,  geçenlerde bir gazeteci arkadaşımız önemli bir siyasetçiye bu soruyu sorar: “Küskünleri kazanmaya uğraşmıyorsunuz, yardım istemiyorsunuz, istişare yapmıyorsunuz, heyecan yok, sıkıntı yok. Acaba kazanmayı mı garantilediniz yoksa kaybetmeyi mi?”

Bu seçimler, geçersiz ve boş oyların en çok olduğu seçimler olabilir mi?

Durum böyle olunca pek çok seyirci maçı seyretmez, maç bitmeden stadyumu terk eder. Seyircinin maça ilgisi azalır. Ya da tuttuğu takıma kızdığı için maçına gitmez, seyretmez ve ilgilenmez. Yani oy veren kararsızdır, oy kullanmak istemez, oyunu boşa kullanır veya geçersiz oy verir falan. Bugün siyasetin her iki tarafında da ciddi küskünler olduğunu görüyoruz.  Özellikle Belediye Başkan adayı ve meclis üyesi adaylarının yanlış! (Bu kişilere göre göreceli de olabilir) tercihi, teşkilatların öneri ve fikirlerinin alınmaması, adamcılık siyaseti, birkaç kişinin bu konuda yetkili olması ve sadece onların sözünün geçmesi, bazı partilerde rant kapısının açılması, ahde vefasızlık gibi nedenlerden dolayı her partide haklı olarak tepkiler ve küskünlükler olabiliyor. İnsan bu, istemediği veya beklemediği bir davranışa farklı tepkiler verebiliyor. Bu tepkilerin dozajı, şekli, biçimi ve zamanlaması da farklı olabilir. Geri dönüşü olmayan keskin davranışlar için çok iyi düşünmek lazım. Keskin sirke küpüne zarar, değil mi? Sabır, metanet, son ana kadar istişare yapmak, yapılacaksa ortak tepki vermek, zarar verici değil ama uyarıcı şefkat tokatları ile yanlıştan vazgeçirmek denenebilir. Gördüğüm kadarıyla bu seçimde her iki taraftan da küskünlerin olabileceği ve bunun oy kullanmayan, geçersiz veya boş oy kullanan sayısını artırabileceğini düşünüyorum. Bu seçimlerde boşa giden veya geçersiz oyların diğer seçimlere göre çok daha fazla olacağını düşünüyorum. Kararsızlar bu sayıyı daha da artırabilir. Bu yüzden bu seçimlerde Gri oylar çok önemli olacak gibi görünüyor.

Neyi kazanmak istiyorsunuz?

Bu soru oldukça güzel değil mi? Neyi kazanmak istiyorsunuz? Doğru olan şeylerse sorun yok. Yani, istikrarı mı, ekonomiyi mi, insanların kalbini mi, ülkenin ve şehrin geleceğini mi, davayı mı, doğru ve legal hedefleri mi? Yoksa kişisel çıkarlar mı, rant mı, kişisel tatmin mi, etrafınızdaki birkaç kişinin çıkarları mı, kuru bir başkanlık mı, koltuk mu? Burada yine futboldan bir örnek vereceğim. Kazanmanız için rakibinizin kaybetmesi, sizin gülmeniz için rakibinizin ağlaması mı gerekiyor? Bir ülkenin, bir şehrin, bir ilçenin veya mahallenin tümü birden kazanamaz mı? Gerçekten neyi kazanmak istiyorsunuz? Bunu lütfen sorgulayın. Zira kazandık derken kaybetmek felakettir. Belediye başkanlığını kazanıp ahireti kaybetmek gibi. Oysa ikisini de kazanabilirsiniz. Sizin sevinmeniz için her zaman diğerinin üzülmesi gerekmez.

50+1 sürprizi

31 Mart seçimleri sadece bir yerel seçim değildir. Sürekli tekrarlanan “Beka” olayı ve kıyamet seçim tabiri boşa yapılmıyor. Bir yanda yerelde Şehrül Emin’i yani Belediye reisini seçeceğiz. Bu yereldeki projelerle ilgilidir. Ancak diğer taraftan bu seçimlerin Genel seçim etkisi de vardır. Bu herkesçe biliniyor. MHP Genel Başkanı Sayın Bahçeli’nin, cumhur ittifakı için en son 24 Haziran seçimlerinde aldıkları toplam oy ’un altına inilmemesi gerektiğini açıkça ve bastırarak söylemesinin ana nedeni, muhalefetin böyle bir durumda Cumhurbaşkanlığı sistemini ve  Cumhurbaşkanlığı meşruiyetini sorgulaması ve korkarım ki erken seçim isteme ihtimalinden kaynaklanmaktadır. Bunu usta bir siyasetçi olarak Sayın Cumhurbaşkanımız da çok iyi biliyor. Stratejiyi bildiğinden doğru hamleleri de yapacağından eminiz. Burada yine bir futbol deyimiyle, son dakika golü ile 90+1’de 50+1 sürprizini bekliyorum. Yani öyle bir gol bekliyorum ki, o (1)  gol, 50+1’deki (1) olacak. Bu golü merakla bekliyor olacağım.

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/2836/ya-kazanmayi-garantilediniz-yada-kaybetmeyi.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar