Kooperatifçilik ve Tanzim Satış (2)

Bundan önceki yazımda kooperatifler hakkında genel bir bilgi vermiş, ikinci yazımda  da tanzim satış ile ilgili düşüncelerimi aktaracağımı söylemiştim: Mutfağa yansıyan temel ihtiyaç maddelerindeki pahalılık sonucu, alım gücünün düşmesi ile birlikte tedbir ve kurtarıcı olarak, ilk önce tarım kooperatifleri ve tanzim satış mağazalarının gündeme oturduğunu ve hızlı bir şekilde İstanbul’da  taşınabilir ve sabit, kısıtlı sayıda tanzim satış mağazalarının, tüketiciye  pazar ve marketlerin altında fiyatlarla hizmet sunmaya başladığını Tv’ler  seyrettik ve gazetelerde okuduk.  Yeter mi, elbette ki yetmez!

Genellikle şark dünyasında çıkabilecek krizlere karşı araştırmalar sonucu belirlenmiş planlar olmadığı için; kriz çıktığında iki yol izlenir: birincisi günlük ve değişken palyatif müdahaleler yapılır. İkincisi ise ithalat ile ikame tarzını kullanmaktır.

Örnek vermek gerekirse piyasada fiyatlar yükseldiğinde veya mal karaborsaya düştüğünde zabıta tedbirlerine baş vurulur. Bu uygulama çok sık olarak “cezacı devlet” anlayışının mantığıdır ki zecri bir tedbirdir. İlk örneğini İsmet Paşa’nın tek parti döneminde gördük… Daha sonra Menderes’in sarıldığı Milli Korunma Kanunu uygulamasıdır.  Daha dün gibi hatırlıyorum; bundan en büyük zararı mahalle bakkalları görmüştü de bir süre sonra bu uygulama, rüşveti doğurmuştu.

İkame tarzı yol ise: Eksikliği görülen bir malın yerine benzer bir malın karşılanması olduğu gibi, fiyat yükseltilmesine karşı acilen ithalata başvurmaktır. Bugünkü gibi… Bu da palyatif bir tedbirdir: Yani geçici rahatlama getiren yüzeysel, o gün için pratik bir tedbirdir.

Önce şunu belirteyim ki bu tedbirler; lokal, araştırmadan-incelenmeden alt yapısı kurulmadan verilmiş bir kararın sonucudur. Şimdi, esas konuya girelim: peşinen söylemeliyim ki; bu iş ile belediye ve Türkiye Tarım Kredi Kooperatiflerinin görevlendirilmesi doğru bir karardır.

Türkiye Tarım Kredi Kooperatifleri; ülkemizdeki en yaygın hizmet ağına sahip, 1936 yılından bu yana eğitilmiş kadrosu ile hizmet etmiş ve hâlâ hizmet etmektedir. 1625 Tarım Kredi Kooperatifi 40 bine yakın yerleşim yerinde 2 milyona yakın üyesine hizmet götürmektedir. Bununla kalmayıp, bulundukları yer ve etrafında, kendine bağlı yerleşim yerlerinin ekonomik gelişmesine ve tarımsal işlevine büyük katkı sağlamaktadır.

Tarım Kredi ve Tarım Satış kooperatiflerinin bugünkü sayısı 2000 kadardır. Demek ki; elde tanzim satışına uygun bu işi yapabilecek kuruluşlar hazırdır. Ayrıca Tarım Satış kooperatiflerinin fabrikaları ve ticari kuruluşları, verdikleri bayilikler de mevcuttur.

Tarım Kredi kooperatiflerinin ise başta 2000’ e yakın hizmet binaları ve depoları olmak üzere 14 adet de fabrika, atölye, nakliye, sigorta gibi hizmet şirketleri mevcuttur. Bu demektir ki; elimizin altında hazır, devasa kuruluşlar var.

Türkiye’de ki 81 ile bağlı 922 ilçe, 42.243 Köy ve bağlı yerleşim yerleri ile 32.105 mahalle bulunmaktadır. Bu da demektir ki 75 bin aşkın yerleşim yerimiz var.

Ama bugünkü tanzim satış uygulaması ile buralara hizmet götürülmesi mümkün olmadığı gibi, kısa zamanda da götürülemediği gibi kalıcı bir tedbir olarak arz talep dengesini sağlama ve piyasa istikrarı sağlayamayacağından amacına ulaşacağını sanmıyorum.

Kara tablo çizmiyorum ama tereddütlerimi sıraladığım da hak vereceğinizi sanıyorum,

  • Tarım Kredi Kooperatifleri genellikle sebze ağırlıklı tüketim mallarını çiftçiden aldıklarını ve hiç kâr ilave etmeden tüketiciye sattıklarını söylüyorlar ama araçlar için harcanan yakıt bedeli veya nakliyeye ödenen masrafı, artı personeli salt bu iş için görevlendirildiğinden onların buraya vereceği hizmet TKK’nin diğer hizmet alanlarından çekilecek personel ile yapılacağından TKK’leri için  hizmet zararı olacaktır. Geçmişte hükümetlerin Kamu İktisadi Teşekkülleri/KİT’lerin görev zararları bütçeden karşılandığı için doymak bilmeyen kara bir delikti.  2017 ve 2018 yılı görev zararları ne kadar derseniz; işte tablo:
  • Tablo: 2017 ve 2018 Yıllı Mali kurumlar Görev Zararları (1.000 TL)

 Kurumlar Görev Zararları

2017

2018

Artış Oranı

Ziraat Bankası

2.107.105

2.319.177

10,1%

Halkbank

1.098.802

1.362.566

24,0%

Eximbank

16.417

31.408

91,3%

Diğer Mali Kurumlar

93.698

107.943

15,2%

Toplam

3.316.022

3.821.094

15,2%

Dağıtımın Türkiye çapında uygulandığı zaman Tarım Kredi Kooperatifleri/TKK ve Tarım Satış Kooperatifleri/TSK personeli ile karşılanacak bir hizmet olmadığından; yeni istihdama ihtiyaç olacaktır ki çıkacak görev zararını tahayyül bile etmek istemiyorum. Çünkü çok büyük rakamlara ulaşacak zararın, toplanacak ek vergiler ile vatandaşa ödetilmesi yoluna gidilmesinden başka yol yok!

  •  Bu uygulamanın sezon sonuna kadar süreceği açıklaması acaba 31 Mart tarihimi dir? Eğer öyle ise; daha yanlış bir yol.
  •  Bildiğim kadarı ile, malların temini ihalesiz olup Kamu İhale Kanunu uygulanmamakta, bu ise yarın, uygulayanların karşısına hukuki bir sorun olarak çıkabilir mi?
  •  Belediyelerin de bu işe dahil edilmesi halinde; “Belediyelerin kendi bütçeleri üzerinden; Devlet İhale Kanunu, Kamu Mali Yönetim ve Kontrol Kanunu gibi temel mevzuata bağlı kalmadan, sebze/meyve satın alması, ihtiyaç sahibi halka maliyetine satış yapması, bu işler için bir fon tesis etmeleri, yasal yönden  mümkün değildir.” diyen maliye ve mülkiye müfettişleri haksızlar mı? Yürürlükte olan 5393 sayılı Belediye Kanunun’da, belediyelere doğrudan tanzim satış yapma, bu amaçla bütçeden ödenek ayırmak suretiyle fon oluşturması gibi görev ve yetki veren bir hüküm yoktur. Bildiğim kadarıyla İçişleri Bakanlığınca hazırlanan “Belediye Tanzim Satış Yönetmeliği” de yürürlükten kaldırılmıştır. Yürürlükten kalkan/13.10.2103/ 1580 sayılı Belediyeler kanununda bu yetki vardı ama 5393 sayılı kanunda böyle bir ibare yok.  O halde belediyelerin kendi bütçeleri üzerinden; Devlet İhale Kanunu, Kamu Mali Yönetim ve Kontrol Kanunu gibi temel mevzuata bağlı kalmadan, sebze/meyve satın alması, ihtiyaç sahibi halka maliyetine satış yapması, bu işler için bir fon tesis etmeleri yasal yönden imkânsız değil mi?
  •  Üreticinin temel üretim girdileri olan tohum+dikim+bakım+gübre+ sulama+ilaçlama+yakıt gibi harcamaların, bugünkü şartlarda fiyatlarının indirilmesi söz konusu olmadığından, fiyat istikrarı sağlanamayacak, çiftçinin ekim ve piyasaya mal arzı ilk önce giderek azalacak ve tüketiciye intikal edecek fiyatlarda yükselecektir. Derseniz ki; “sera üretiminden, yaz mevsimi tarla üretimine geçildiğinde fiyatlar aşağı düşer” tezi de mümkün olmaz. Çünkü sürekli yükselen mazot, ilaç, gübre fiyatları ile tüketiciye intikal eden fiyatı düşürmez.
  • Süleyman Demirel hükümetlerini istisna tutarsak/çünkü o dönemler çiftçilerin altın yılları idi/ Özal döneminden itibaren yanlış tarımsal politikalar sonucu, üretici para kazanamadığı için çiftçilikten vazgeçiyor, tarlasını ekemiyor. Nakdi olarak yapılan devlet destekleri de çare olamadı. Üretici zor durumda: kredi borcunu ödeyemeyen, zarar eden insan tekrar tarlasını eker mi?
  • Şimdilik Ankara’da 30, İstanbul da 50 merkezde başlayan tanzim satış 75.000 yerleşim yerindeki 81 milyonluk insanımıza nasıl ulaşacak? Uzun kuyruklarda ki insanımızın hâlini gördükçe üzülmemek elde değil: yaşlıların uzun süre açık havada kuyrukta beklemesi insanın içini acıtıyor.

Amacım; halisane’dir. Tenkit etmek yetmiyor. Üçüncü yazımda da neler yapılması gerekiyor, onları yazacağım.

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/2835/kooperatifcilik-ve-tanzim-satis-2.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar