Markalaşma ve bir başarı hikayesi!

Eklenme Tarihi: 17.02.2019 10:30:00 - Güncellenme Tarihi: 17.02.2020 08:59:14

Bin nüfuslu köyün 500 milyon dolarlık peynir ihracatı başarısı!

Torosların yamaçlarına yaslanmış, yeşil bir vadi içinde özgün mimari değerlerle bezenmiş 200 haneli bir köy. Zengin biyolojik çeşitliliği ve su kaynakları var, lakin toprak kaynakları sınırlı dolayısıyla bitkisel üretim ana geçim kaynağı durumunda değil ve küçükbaş hayvancılık ana geçim kaynağı olarak öne çıkmış durumda. Köyde yaklaşık bin kişiden oluşan nüfus, küçük işletmeler halinde süt ürünleri üretiyor ve özellikle yöresel peynir üretimi kayda değer ve yediden yetmişe herkes üretimin her aşamasında yer alıyor.

Hikayesi olanın markası olur, olmaması hata olur!

Geleneksel yöntemlerle üretilen söze konu tulum peyniri sadece yörede değil aynı zamanda ülke genelinde de isim yapmış, büyük talep görüyor ve adeta hiçbir profesyonel çalışma yapmadan kendiliğinden marka olmuş?

Toplum kalkınması için peynirde buluşmak!

Kendiliğinden marka olmanın önemli bir değer olduğunun farkında olan bir üretici yedi arkadaşıyla birlikte bir kooperatif kurulmasına öncülük yapıyor ve gönüllü bir inisiyatif oluşuyor. Bunu takiben ilk iş olarak geleneksel üretim yöntemleriyle üretilen peynirin özgün değerlerini ve yöresel adını korumak üzere  ?coğrafi işaret? alınıyor.

Devamında kamu teşviklerinden de yararlanarak üretim ve işleme kapasitesini artırmaya yönelik çalışmalara başlanıyor ve önemli bir üretim kapasitesine ulaşılıyor. Bu süreçte eşzamanlı olarak zaten var olan tanınırlığa katkı verecek şekilde pazar payını artırmaya yönelik çalışmalar artırılıyor. 

Tabii yurt içinde var olan haklı tanınırlığın yurt dışında da geliştirilmesine karar verilerek uluslararası peynir yarışmalarına ve şampiyonalarına katılmaya karar veriyorlar. Sonrası tam bir başarı hikayesi ve ilk katılımda dereceye girerek ismini dünya markaları arasına kaydettirmeye başlarlar. Sonraki bir yarışmada ise yöresel özelliklerini daha güçlü öne çıkararak ve sunum tekniğini geliştirerek birinci seçilirler. Böylece söz konusu tulum peynirleri şampiyonlar ligine girer ve yabancı perakende gruplarından çok önemli talep alırlar. Öyle ki aldıkları teklif üretim kapasitelerini artırmalarını ve geliştirmelerini gerektirir. Bunun üzerine hummalı bir çalışma başlar, yöresel özelliklerini koruyan ancak kapasite artırmayı gerektiren bir aşamaya geçilir. Köydeki hemen tüm nüfus sürece dahil olur ve böylece alanında değerli bir marka olarak küresel peynir pazarında geniş tüketici topluluklarına ulaşmaya başlanır ve yöresel adıyla dünyanın tanıdığı ve aradığı bir marka haline gelir?

Tabii bu arada peynirin tanınırlığı köyün de ilgi odağı haline gelmesine yol açar, akademik çalışmalar yapılmaya başlanır, hatta peynir araştırma ve üretim enstitüsü kurulur ve diğer pek çok alanda da gelişmeler elde edilmeye başlanır. Kır ve tarım turizmi ile ilişkili olarak ?Peynir Turizmi (Cheese Tourism)? kavramı hayat bulur ve peynir şenlikleri, yarışmaları yapılır, turizm sektörü gelişir ve turizm önemli bir gelir kaynağı olmaya başlar, dahası çok istedikleri kendi kültürlerini dış dünyaya tanıtma konusunda yeni başarı hikayeleri yazmaya başlarlar.

Bir toplum kalkınması örneği haline gelen söze konu girişimle ortaya çıkan refahı, köy halkı ve süreçte yer alan tüm ortaklar paylaşmaya başlarlar. Bugün köyün yaşam standartları en az kentlerdeki kadar yüksek ve köyde yaşamanın ve çalışmanın getirdiği huzur ve sağlıklı ortamda hayatı kolaylaştırıcı tüm unsurlara sahipler. Kırda yaşamak, doğayla iç içe üretim yapmak, miras olarak aldıkları üretim tekniğini yaşatmak ve ürettikleri ürünün dünyada tanınır bir marka olmasını sağladıkları için gururlular, ilk günkü kadar heyecanlılar?

Üretimde sürdürülebilirliği sağlamayı ise milli bir görev olarak kabul ediyorlar. Ürettikleri peynir iç pazar dışında 500 milyon dolarlık ihracat yaparak ülke ekonomisine katkıda bulunuyorlar?

Yukarıdaki başarı hikayesini peynir sektörünün önemli aktörlerinin de konuşmacı olduğu ?Peynir sektöründe vizyon arayışı!? başlıklı konferansımda ufuk açıcı bir örnek olarak vermiş, ?hikayesi olanın markası olur, olmaması hata olur, hatta ayıp olur!? şeklinde tamamlamıştım. Tabii okuduğunuz başarı hikayesini biz yazdık, şimdi sıra görevini samimiyet ve hakkıyla yerine getirecek gönüllü önderlerde ve profesyonellerde?

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/2834/markalasma-ve-bir-basari-hikayesi

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

12.02.2020 Birinci Tarım Şurası ve Öncesi
20.01.2020 Bir yenilgi biçimi: 'Daha iyisini yapamam!'
16.01.2020 Uluslararası Antalya Kongresi
14.01.2020 Dijital Dönüşüm Süreci ve Yükseköğretim
22.12.2019 Dünya Tarım Gazetecileri ve Antalya Forumu
07.11.2019 Çelik Metreli Belediye Başkanı - 5
06.11.2019 Trafikte görmezden gelinen gerçekler - 4
16.10.2019 Trafikte kural tanımazlığın anatomisi -3
25.09.2019 'Ben trafiğe karşıyım!' Trafikte insan, kurum ve mevzuat -2
10.09.2019 Trafikte insan, kurum ve mevzuat -1-
21.08.2019 Tarımda Modernizasyon: Teknoloji ve İnsan
08.08.2019 Tarımda Modernizasyon: Teknoloji ve İnsan
01.08.2019 Kaplıca Kültürü ve Termal Turizm Ekonomisi
14.07.2019 Bilge Ülke Türkiye
04.07.2019 'Gelin Kardeş Olalım!'
25.06.2019 AB?de Tarım ve Sosyal Politika Eşgüdümü
23.06.2019 Altın Susam?in Markalaşma Potansiyeli
10.06.2019 Samimiyet Testi ve Toplumsal Refah!
25.05.2019 Osmanlı?nın Afrika?da Kadim İzleri
05.05.2019 Türkiye?nin Alternatif Turizm Şansı
13.04.2019 Antalya'nın Dördüncü T'si Teknoloji
10.04.2019 Sanayi ve Tarım Politikalarında eş güdüm ihtiyacı
07.04.2019 On beş mart 2019?a dair?
27.03.2019 Halkın feraseti ve beka meselesi!
11.03.2019 İstanbul?un ya da Antalya?nın vefası!
26.02.2019 Kavramlar üzerinden kutuplaşmak!
17.02.2019 Markalaşma ve bir başarı hikayesi!
09.02.2019 Türkiye markası ve zihinsel eşik!
31.01.2019 Eyvah! Saman ithal ediyoruz, tarım sektörü battı
18.01.2019 Rauf Denktaş Stratejik Araştırmalar Enstitüsü
30.12.2018 Akıllı teknolojiler ve tarım 4.0
15.12.2018 Türkiye'nin marka şehir vizyonu
11.12.2018 Türkiye?nin turizm stratejisi ve sosyal politika işlevi
05.12.2018 Türkiye su zengini mi?
30.11.2018 2019 Türkiye ve dünyada Çorum yılı!
11.11.2018 Ulusal ekonomiler ve küresel şirketler
29.10.2018 Türkiye Gemisi 29 Ekimde limanda!
26.10.2018 Araştıma ve Geliştirme Politikaları
13.10.2018 Astronot yada çiftçi olmak!
03.10.2018 Halep?te bilim, savaş, medeniyet!
26.09.2018 İnsan ömrü 280 yıl!
19.09.2018 Pakdemirli ve tarım üzerine
11.09.2018 Kötüyü bertaraf etme reçetesi
06.09.2018 Küresel ısınma insanlık için tehdit mi??
31.08.2018 Dünya Peynir Şampiyonlar Ligi
27.08.2018 Süt sektörü ve peynir vizyonu
16.08.2018 Kaos tellalları!
10.08.2018 Bedirhan bebek!
04.08.2018 Uzman Bilgi ve Tarım Danışmanlığı ?
19.07.2018 Niyet Halis ya akibet!
12.07.2018 Acının günü!
01.07.2018 Prof.Dr. Tauf Nigzes
23.06.2018 Kent kültürü ve beyin göçü!
21.06.2018 İki seçenek var!
13.06.2018 'Komşu anneye bir kap yemek götürmek!'
12.06.2018 Kent kültürü ve beyin göçü!
30.05.2018 Gezide kaybolmak!
24.05.2018 Antalya?nın bir 'Güzel Ada'sı ?
20.05.2018 Bir Osmanlı güzeli ?Cumalıkızık?
18.05.2018 Üniversite ve yerel dinamikler-2
17.05.2018 Üniversitenin sinerjik etkisi
10.05.2018 Halkın vizyonu ve koltuk kapmaca!
02.05.2018 Başkanlığın götüreceği süreç!
28.04.2018 Zihin Kestiren Sistemler
19.04.2018 Kırın örtülü zenginliği
05.04.2018 Marka Olmak yada Olmamak!
28.03.2018 Yeni kuşak tatlandırıcılar - 2
27.03.2018 Şeker ve Tatlandırıcılar Sektörü
15.03.2018 Hakikaten ?Ne işimiz var Afrin?de!?
05.03.2018 Müttefiğe Zeytin Dalı!
31.12.2017 BİLİMİN IŞIK ETKİSİ!
24.12.2017 KENDİNE YABANCI!
20.11.2017 BEDBAHT İNSAN TİPOLOJİSİ
27.09.2017 DİL BAYRAMI; MİLLÎ EĞİTİM ve ENGRİ BÖRDS
18.09.2017 ÜNİVERSİTENİN TOPLUMSAL ROLÜ !
11.09.2017 İYİLERİN ZİRVE ÇAĞI
30.08.2017 30 AĞUSTOS: ?BİR OLMAK, VAR OLMAK !?
27.08.2017 TARIM CİDDİ BİR İŞTİR, ROMANTİZMİ KALDIRMAZ
12.08.2017 MEDYA'NIN MEDYASI! Ya da MEDYA?NIN MEDYAN?I OLMAK!
01.08.2017 ÂKİL İNSAN OLMAK!
23.07.2017 Türkiye Haklı !
28.06.2017 DUYGUSAL TEKNOLOJİ!
23.05.2017 HER YÜZYILDA YENİ BİR ENERJİ!
26.01.2017 BAŞKANLIĞA GÖTÜREN SÜREÇ!
28.12.2016 KARANLIKTAN DİRİLİŞE-2
25.12.2016 KARANLIKTAN DİRİLİŞE-1