Dar kafalılık

Partilerde bazen adaylara itirazlar oluyor, tepkisini istifa ederek veya başka şekillerde gösterenler oluyor. Çok seslilik iyidir ama bir ilkeye, bir ölçüye dayanırsa iyidir. İtirazların çoğu ya dar kafalılıktan ya da kişisel hesaplardan kaynaklanıyor.

En çok İYİ Parti ve CHP'de adaylarla ilgili tartışmalar oldu. Demek ki bu iki parti diğerlerine göre daha demokrat, daha çok sesli. Çok seslilik her zaman kaos işareti değildir, bazen de o parti veya partilerle sağlıklı bir tartışma zemininin olduğunun işaretidir. İnsanlar konuşamazlarsa sıkıntı olur. Toplumsal sorunların çoğu susturulmaktan, toplumun konuşamaz hale getirilmesinden kaynaklanır.

Ama dediğim gibi, bu itirazlar bir ilkeye dayanırsa anlamı vardır, kişisel hesaplarla yapılan tartışmalar faydadan ziyade zarar getirir. Ne yazık ki, bizde ilkeler ikinci plandadır. En son ülkücü camiadan Tunç Soyer'e bir itiraz gelmişti. Tunç Soyer, 12 Eylül MHP davasının savcısı Nurettin Soyer'in oğlu. Nurettin Soyer o dönemde devletin savcısı gibi değil, MHP'nin hasmı gibi hareket etmişti. Yoksa MHP'lileri yargılayan birçok savcı oldu, ama bu tavrından dolayı Nurettin Soyer ülkücü hafızada hiç silinmedi.  Lakin  babasından dolayı oğlunu suçlamak çok adil bir tutum değil, kaldı ki Soyer İYİ partinin adayı değil, CHP'nin adayı. Ülkücüler kendi partilerinin (MHP)  gösterdiği adayların belirlenmesine hiç bir etki edemezken CHP'nin adayını belirlemeye kalkmaları  tuhaf bir durum. MHP kaç adayını belirlerken ülkücü tabanın fikrini aldı?

Önceki gün İdris Naim Şahin'in Ordu'dan İYİ parti adayı olacağı söylenince de benzer itirazlar oldu. Önce iktidar cephesinden Şahin'in FETÖ'ye yakın olduğu fısıldandı. Ardından parti içinde kendini sistem veya hukukun temsilcisi sanan birilerinin itirazları yükseldi. Bu kafa ile bir parti asla iktidar alternatifi olamaz. iktidar, FETÖ'yü kullanarak muarızlarını dar bir alana hapsetmeye çalışırken bazı adı büyük kendisi küçük isimlerde bu oyuna çanak tutuyor. Aday oluncaya veya adı çıkıncaya kadar Şahin için kimse FETÖ iddiasında bulunmadı. Hakkında açılmış bir dava, süren bir soruşturma da yok. Üstelik Şahin, bu ülkede PKK ile mücadelede en etkin yöntemleri kullanmış, defalarca HDP'li vekiller tarafından hedef gösterilmiş biri. AK parti çözüm sürecine karar verince, HDP'nin isteği ile Şahin bakanlıktan alınarak kapı önüne bırakıldı. Şimdi İYİ parti bu ismi aday yaparak itibarını iade etmeye çalışırken bazılarının itirazını anlamak mümkün değil. Bu milliyetçilikle de temellendirilemez. Olsa olsa içi boş ulusalcılıkla izah edilebilir.

Şahin, Ordu'da sevilen bir isim. Seçim kazanma şansı yüksek. En azından aday olduğu partiye ilave oylar getirebilecek kalibreye sahip. AK Parti'nin onu devre dışı bırakma çabaları da bundan. İktidar partisi seçim kaybetmek istemiyor, onu anlamak mümkün peki ya İYİ partide itiraz edenler, onları anlamak mümkün mü?  Akşener,  herhalde bu bir buçuk yıllık genel başkanlığı döneminde bu adamların ülkücü hareketi niçin iktidar edemediklerini ve niçin edemeyeceklerini, daha doğrusu bir halt olmadıklarını  anlamıştır.

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/2833/dar-kafalilik.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar