ŞAHİDİM İSRAİLDİR

“Nur Topu Savaşçılar” Kimin Eseri adlı yazımda, Ortadoğu’da piyasa sürülen terör örgütlerinin NATO’nun konsept değiştirmesinden sonra ortaya çıkmasının tesadüf olmadığını, İslam’ın düşman ilan edilmesinden sonra hiçbir yönüyle İslamî olmayan bu cinayet makinalarının ortaya çıktığını ve bunların Batı’nın eseri olduğunu yazmıştım. 

Bunları dile getirirken, elbette bazı delillere dayanıyordum ve onları da zikretmeye çalışmıştım. Yazımın yayınlanmasından yaklaşık iki gün sonra İsrailli komutandan gelen açıklama medyada “tüm dünyayı şaşırttı” diye verilirken, doğrusu ben şaşırmamıştım. Zira bu haftaki yazımda bu konulara değinecekken, İsrail askeri istihbarat şefi Halevi imdadıma yetişti ve ABD’nin başını çektiği uluslararası koalisyonun IŞİD’le mücadelesini desteklemediklerini açıkladı. Bu açıkça IŞİD’i destekliyoruz mesajıydı.

ABD gerçekten IŞİD ile mücadele mi ediyordu? 

ABD’lilerin, PYD’ye vermeye çalıştığı silahların yanlışlıkla IŞİD tarafında düştüğünü söylediklerinde kargalar bile gülmüştü.

 Herzliya Konferansı’nda konuşan İsrail askeri istihbarat şefi Tümgeneral Herzl Halevi, Irak ve Suriye’de sürdürülen IŞİD’le mücadeleyle ilgili şu çarpıcı bir açıklamalarda bulundu: IŞİD’in son üç ayda hilafet ilan ettiği günden bu yana ‘en zor günlerini yaşadığını’ söyleyen Halevi, “İsrail, Suriye’deki durumun IŞİD’in yenilmesiyle sona ermesini istemiyor” ifadelerini kullandı.

Halevi, konuyla ilgili sözlerini şöyle sürdürdü: “Süper güçlerin bölgeden çekilerek İsrail’i Hizbullah ve İran’ın karşısında yalnız bırakması İsrail’i güç bir duruma sokar. Bu nedenle de kendimizi böyle bir pozisyonun içinde bulmamak için elimizden geleni yapmak zorundayız.” 

Zaten bu kirli işler ortaya çıktığından beri İsrail elinden geleni yapıyordu. IŞİD meselesi ortaya çıktığı günden bu yana İsrail’in sessiz kalması dikkatleri çekmiyor muydu?

Bu sessizliği Eski İsrail Savunma Bakanı Moşe Ya’alon da bu yılın Ocak ayında yaptığı bir konuşmayla bozmuştu. Moşe Ya’alon: “İran karşısında IŞİD’i tercih edeceklerini, çünkü İran ve onun desteklediği grupların İsrail için tehdit oluşturduğunu” söylemişti.

Şimdi sözde İslamî terör örgütü diye yaftalanan suç makinalarının iğrenç cinayetleri kimin için ve kimlere karşı sürdürdükleri daha iyi anlaşılmıyor mu? 

İslam yaftası taşıyan bir terör örgütün ilk hedeflerinden birisinin Müslümanlarca yeryüzünde en kutsal mekân olarak bilinen Kabe’nin yıkılması mı olur?

Halevi’nin yaptığı bu açıklama, aynı zamanda Independent'ın deneyimli Orta Doğu muhabiri Robert Fisk’in 23 Ağustos 2015 tarihli The Independent gazetesinde yayınlanan yazısında sorduğu şu soruların da cevabını barındırıyor. 

Fisk şunları sormuştu o gün :"IŞİD İsrail’e neden hiç saldırmıyor?” 

“İsrail'in Suriye’deki hava saldırıları, neden hiçbir zaman IŞİD'i hedef almıyor da hep Suriye yönetimini ve Suriye yanlısı İran güçlerini hedef alıyor?” 

Halevi, hem bu soruların hem de bazı zihinleri öteden beri meşgul eden bazı soruların cevabını çok açık bir şekilde vermiş bulunuyor. 

Aklını çalıştıran ve birazcık olayları takip eden kimselerin bunları bilmesi ve çözmesi hiç de zor değildir aslında, zira bir programın veya projenin sonuçları bizlere çok şeyler söyler.

Türkiye ile İsrail’in yeniden anlaştıkları haberleri medyada yer almaya başladı. Henüz detaylarını öğrenemediğimiz bu anlaşmadan sonra bir şeyin cevabını aramak lazım. Acaba İsrail, “One Minute” olayından sonra birkaç koldan

Türkiye’nin üzerine saldığı tasmalı beslemelerini geri çekecek mi?

Türkiye, terör saldırıları açısından rahatlayacak bir döneme girecek mi?

Bunları de antlaşmanın çerçevesi belirleyecek sanırım.

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/283/sahidim-israildir.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar