Bedeviliğin dirilişi

İslam bir medeniyet dinidir. Medeniyetin beşiği ise şehirlerdir. Bunun zıddı ise bedavettir. Bununla çölde yaşayan, kaba ruhlu,anlayışsız,vahşi, kişiliği yontulmaya en az müsait topluluklar ve onlara hakim olan kültür kasdedilmiştir. İslam'a en büyük direnç bedevilerden gelmiştir. Peygamber efendimizin vefatından sonra zekatı bahane ederek ilk isyan edenler de bunlardır.
Bedeviliğin temel özelliklerinden biri de kabileciliktir. İslam'ı seçenler içerisinde bile kabileciliği hakka tercih edenler çıkmıştır. Nitekim, Rebia kabilesi reisi, Hz. Peygamber'e karşı yalancı peygamber olarak çıkan Müseylemeyi desteklemiş ve ona şunları söylemiştir: Senin yalancı olduğuna şahadet ederim,fakat Rebia oğullarından olan bir yalancı, bizim için Kureyşlilerin doğru olan peygamberlerinden daha iyidir! Yani, yalancı bizdense yalanın önemi yok.
Bedevilik daha sonra çeşitli toplumsal hareketlere ve İslam'dan sapmalara döl yataklığı etmiştir. Haricilik bedavetin din kisvesine bürünmüş bir halidir. Müslüman olanlarının bile katı kalplilik ve kabalığını bir çok tarihi örnekte görmek mümkündür. Huneyn Gazvesi'nde ele geçen ganimetlerin bölüştürülmesi sırasında bazı bedeviler ganimet istemek için peygamberi o kadar zor durumda bırakmışlardır ki, sonunda peygamber efendimiz dikenli bir ağacın altına sığınmaya mecbur kalmıştır. Kız çocuklarını diri diri gömmek de daha çok bedeviliğin bir geleneğidir.
Bedavetin bir şekli olan haricilerin dünyası iki kelimeden ibaretti, Müslüman ve kafir. Tekfir, Müslümanların söz ve davranışlarında küfür arama, tek doğrunun kendilerinde bulunduğuna olan inanç, Haricileri kendileri dışında kalan herkese karşı bir ölüm makinesi haline getirmişti. Tarihimizde bedevi kültürünün din kisvesi almış görünümlerinden biri Kadızadelerdir. İbni Teymiye ve Birgivi Mehmet Efendiden etkilenen Kadızadeler, IV Mehmet döneminde saraya da sızmışlar, devlet adamlarına verilen rüşvetlerin onların hizmetlerine karşılık olduğunu, aslında rüşvet sayılamayacağına dair verdikleri fetva ile rüşveti meşrulaştırarak, bu yolla valide sultana kadar ulaşmışlardır.(Günümüzde yolsuzluk hırsızlık değildir diye fetva verene veya verenlere ne kadar benziyor)

Kabileciliği aşarak daha üst bir kimlik oluşturamayan bu zihniyet biçimi, inatçılık, dünyayı iman/küfür perspektifinden görme, küfrü kafirlerden çok Müslümanlar içinde arama,yeniliğe ve değişime kapalılık, farklı fikirlere tahammülsüzlük ve hemen her farklılığı küfürle karşılama gibi hasletler yüzünden İslam dünyasında her türlü medenileşme hamlesinin tıkacı ve engelleyicisi olmuştur. Bugün Arap ülkelerinin ortak bir milli kimlik oluşturamamalarının arkasında da aynı sebep vardır.
Ne yazık ki, bedavet veya bedevilik tarihin sayfaları arasında kalmamıştır. Zaman zaman kendini güncelleyerek bir tepki Müslümanlığı şeklinde varlığını sürdürmüş, Kuran'a farklı perspektiflerden bakan, farklı düşünen her oluşumu İslam'ın dışı ilan ederek onlara savaş açmaya devam etmiştir.Günümüzde siyasetin kaba,çatışmacı ve karşı tarafta olanların imanını sorgulayan biçiminin arkasında da bedeviliğin kalıntıları yatıyor. Bu ruhu en güzel anlatan olay, Hz.Peygamber'in arkasında namaz kılan bedevinin yaptığı şu dua olsa gerek: Ey Allah'ım beni ve Muhammed'i bağışla, bizimle birlikte başkasına rahmet eyleme!

Not:Bu yazıda Prof.Dr. Nusret Çam'ın Ötügen yayınları arasında çıkan HANGİ İSLAM kitabından yararlanılmıştır.

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/2821/bedeviligin-dirilisi.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar