Kooperatifçilik ve Tanzim Satış (1)

Bugün hükümetin bile şikayetçi olduğu, mutfağa yansıyan temel ihtiyaç maddelerindeki pahalık sonucu alım gücünün düşmesi.  İşte bundandır ki tedbir ve kurtarıcı olarak, ilk önce tarım kooperatifleri ve tanzim satış mağazaları gündeme oturdu. Bu proje ile ilgili düşüncelerimi ikinci yazımda anlatacağım.

Önce kooperatifleşme konusuna temas etmek istiyorum: “Kooperatif kelimesinin kökü Latincedir: co ve operative kelimelerinin birleşmesinden meydana gelmiştir. Co müşterek, opus iş, operari çalışmak anlamını taşıyan kelimelerin birleşmesidir. Yani, birleştirme, müşterek çalışma, toplu iş, birlikte hareket etmek, iş birliği anlamlarına da gelmektedirİhtiyaçların müştereken karşılanması temel prensiptir.” *

Bizde kooperatifçiliğin tarihi Avrupa’dan çok sonraları, Osmanlı döneminde başladı: Mithat Paşa Niş valisi iken köylünün ezildiğini görür. Çekoslovakya’da “Kaza/ilçe avans sandıklarının” başarılarını gözleyerek 1863 yılında Memleket Sandıklarını kurar. Daha sonra bu kurum 1867/1284 yılında çıkarılan nizamname/ana sözleşme ile hukuki zemine kavuşturuldu. Memleket Sandıkları daha sonra   Menafi Sandıkları adını alır.  1882/1299 yılkında Bulgar Prensliği sınırları içinde kalan bu sandıklar için Ziraat Sandıkları kanunu çıkarıldı. Bulgaristan istiklalini elde ettikten sonra 1903 yılında ziraat sandıklarını birleştirerek Ziraat Bankasını kurdu. İşte o yüzdendir ki; Mithat Paşa Türkiye de ve Bulgaristan da “kooperatifçiliğin babası” olarak kabul edilir. O yıllarda İstanbul’da bir tüketim kooperatifinin kurulduğu, 1913 yılında ise Kooperatifçi Ahmet Cevat’ın kurduğu Tüketim Kooperatifini de görmekteyiz. Ege Bölgesinde ise durum değişiktir: Burası bir tarım bölgesidir. Çiftçi yabancı ve yerli Yahudi ve Rum tüccarların sömürüsü altındadır; ürününü yok pahasına bunlara kaptırmaktadır. 1911 yılında İzmir İncir İhracatçıları FİĞ Parkers adı altında bir şirket kurarak incir üzerinden tröst meydana getirdiklerinden yerli aracı ve komisyoncular da bu firmanın dümen suyuna girdiler. Bunun üzerine üreticiler Himayeyi Zürra Osmanlı AŞ’yi kursalar da sermaye birikiminden yoksun olduklarından bir varlık gösteremediler.

Kooperatif kelimesi ilk kez Osmanlı Meclisinde 31 Mart1330/1914 yılında, Ziraat Bankası geçici kanunun görüşülmesi sırasında geçer. Ancak kooperatif kelimesinin Türkçe olmadığı, yerine Türkçe bir kelime bulunması konusunda münakaşalar yapıldığı zabıtlardan anlaşılmaktadır.

 Yine bu yıllarda Ege de üretim kooperatifçiliğin yanı sıra kurulmuş bulunan tüketim kooperatifleri de faaliyetleri devam eder ama güçsüzdürler; bir türlü istenilen amaca ulaşamazlar.

Cumhuriyet dönemine gelince; Aziz Atatürk 1931 yılında İzmir Ticaret odasına uğradığında kooperatifçilik konusu gündeme gelir ve aynı yıl İstanbul’da   Türk Koopertatifçilik Cemiyeti kurulur, 1933 yılında Ankara’ya taşınır ve zamanla Türk Kooperatifçilik Kurumu adını alır.

“Köylüyü Milletin Efendisi” olarak kabul eden Atatürk; üreticinin vahim durumunu herkesten fazla biliyordu. Onun için köylünün derdine çare ararken Kooperatifçiliği hayata geçirmek istedi ve bu  görevi İktisat Bakanı Celal Bayar’a verdi.  1935 yılı sonlarında 2834 sayıl kanunla Tarım Satış Kooperatifleri ve Birlikleri kanunu ile 2836 sayılı Tarım Kredi Kooperatifleri kanunu çıkarıldı.

1 numaralı Tarım Kredi Kooperatifi (şimdiki numarası 683) 01.07. 1936 tarihinde Silifke Tekir köyünde de kuruldu. Kooperatifin 1 numaralı Kurucu üyesi olarak, bizzat Atatürk’ün adı yazıldı ve ilk sermaye olarak 1500 liranın 1/4ü olan 375 lira yatırıldı. Bundan sonra Atatürk kooperatiflerin hamisi olarak tarihe geçti.

Tarım Satış ve Tarım Kredi kooperatiflerinin kredileri Türkiye Cumhuriyeti Ziraat Bankası tarafından düşük faizle karşılandı.

Tarım Kredi Kooperatifleri ve Tarım Satış Kooperatifleri yurt çapında geniş bir teşkilatlanma ağı kurarak en ücra köylere kadar yıllarca hizmet götürdüler. Bugün ülke çapında Tarım Kredi Kooperatif sayısı 1980’lerden bu yana azalmasına rağmen yine de 1625 Tarım Kredi Kooperatifi 40.000 e yakın yerleşim yerinde 2 milyona yakın üyesine hizmet götürmektedir.

Bu iki kooperatif türünün yanı sıra yine kırsal kesime hizmet götürmeye yönelik olarak Köy Kalkınma Kooperatifleri kuruldu: 1960’lı yıllarda halk arasında “Almanya kooperatifleri” olarak anılan bu kooperatiflerin temel amacı Almanya’nın ihtiyacı olan “ucuz iş gücü” nü temin etmekti. Genel kooperatifçilik amacı dışındaki bu hedefin tek faydası uzun yıllar T.C’nin ihtiyacı olan dövizin ülkeye akması ve hükümetlerin dış ticaret açığını hafifletmeleriydi. Almanya ya giden işçilerin gönderdikleri-getirdikleri finansman ile bazı yerlerde küçük Fabrikacıklar kurulurken, inşaat sektörünü de kırsal kesime kadar yaydı. Bülent Ecevit’in başbakan olmasıyla, bu kooperatifler asıl görevleri olan köylüye hizmet alanına döndüler.

Ayrıca küçük esnaf ve sanatkârlar için kurulan, Halk Bankasını kredilendirdiği Esnaf Kefalet Kooperatifleri de büyük hizmetler yaptılar ve yapmaya devam ediyorlar…

Ancak bir hastalığımız var:  O da siyaseti ekonomi, kültür, eğitim gibi kurumlara soktuğumuz gibi kooperatiflere de bulaştırdığımızdan, bu kuruluşlar partilerin istihdam alanı olduğu için kan kaybettikleri gibi 21 YY’a ayak uydurmakta başarılı da olamayıp; bazıları kapanırken, Tariş gibi Balkanların en modern fabrika ve tesislerine sahip olduğu halde ayrıştı ve küçüldü. Ant Birlik, Çukobirlik, Fiskobirlik, Trakyabirlik, Pankobirlik gibi kooperatif birlikler üreticinin elinden çıkıp, profesyonel politikacıların eline geçtiğinden olacak ki; ekonomi dünyamıza yeteri kadar yararlı olmaktan uzaklaştılar ve birçoğu küçülürken bazıları da kepenk kapattı.

Kooperatiflerin finansmanında kullanılan kredilerin üreticiye ulaştırmalarında düşük faiz esastır. Bunu devlet olarak temin edemediğiniz zaman kooperatiflerin yaşamaları tehlikeye düşer. Enflasyonun yükseldiği yıllarda kooperatifler zor duruma düşerler.

1990 yıllardan itibaren yüksek enflasyonla yaşamaya alışan Türkiye; esnafına ve köylüsüne ucuz kredi veremedi. Tarımın altın yıllarını yaşadığı 1960-1980 arası kooperatifçiliğin de altın yılları idi. Örnek vermek gerekirse 1960 sonu ve 1970 li yılların başında zirai kredilerin yıllık faizinin %5 olduğunu hatırlıyorum. Verdiği ayni ve nakdi kredilerin ödeme süresi hasat sonuna kadardı.

 Bugün Türkiye 30 ‘u aşkın tür de 74. bine yakın kooperatif vardır, 536 üst birlik ve bunlara kayıtlı üye sayısı 8 milyona civarındadır.   Sekiz milyon üye sayısına aile fertlerini de ilave edersek takriben 40 milyona yakın insan kooperatif ile bağlantı içindedirler.

Bkz. Erol Maraşlı, Milliyetçi Kooperatif Sistemi/Dokuz Işık Üzerine Bir inceleme

Genç Kalemler Yay. Ankara-1977 s.33

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/2820/kooperatifcilik-ve-tanzim-satis-1.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar