Devlet, belediyeler ve sokak hayvanları

Önlerine insanlar tarafından dikilmiş bir engel yoksa hayvanlar siyasî sınır tanımazlar. Oksijen nasıl herkesin ortak paydası ise, hayvanlar da bütün insanlığın ortak paydasıdır. Nuh’un gemisine insanlar değil, hayvanlar bindi… O felakette, insanlar kendilerini kurtarabilecek imkânlara sahip olduğu için Allah, hayvanları koruma işini Hz. Nuh’a; yani bir insana verdi ama insan bu sorumluluğunu unuttu.

ŞEHİR VAHŞETTİR

Nuh Tufanında kurtulan hayvanları, medeniyet adına yok ettik; yok etmeye devam ediyoruz. Medeniyetin sembolü plan “medine”leri; yani şehirleri kurarken, insan kendinden başka her şeye karşı büyük bir vahşet sergileyerek bizlere “Şehir vahşettir!...” dedirtti.

Bazılarını evcilleştirerek tabiattan kopardık, bazılarını öldürdük, pek çoğunu da habitatlarından çıkarıp sürdük. İnsan dahil her şeye karşı vahşi olduk ey insanoğlu!...  Bunun temelinde şehirleşme yatar. Şehirler büyüdü, tabiat küçüldü ve hatta yok olmaya yüz tuttu. İnsanlık aklını başına devşirmeli ve masum çağlarından itibaren kendini yeniden inşa etmelidir ve bu inşa, sokak hayvanlarından, yeşil alandan, çocuklar için tahsis edilen mekânlardan başlamalıdır.

Sokak hayvanları…

Yeşil alanlar…

Çocuk oyun alanları…

Bu üç konuyu beyninin en ufak zerresinde hisseden ve hissettiren bir zihniyet devrimi yaşanmadıkça, ŞEHİRLER BİZE HARAM OLACAKTIR!...

SOKAK HAYVANLARI

En âcili de sokak hayvanları!... Yeşil alan ve oyun mekânları arkadan gelir. Hele önce sokak hayvanları ile barışalım.

Kışın yem bulamayan kuşlar için yem vakıfları kuran, yük hayvanlarının yüklerine sınır getiren, günahtır diyerek avlanmasını hoş görmeyen bir medeniyetin torunları,  soğuk kış günlerinde sığınacak yer diye kıvranan patileri sokaklarda ölüme terk ederken hiç vicdan azabı çekmiyor!...

Modern devlet, her tedbiri insan için almaya göre örgütlenmiş bir yapı durumuna getirilmiştir. Ordu ilerlerken karıncaların ezilmemesi için tedbir alan zihniyetten, bir bomba ile sadece binlerce insanı değil, yüzbinlerce hayvanı ve milyarlarca bitkiyi yok eden “modern devlet”ler, insanlık düşmanı devletlerdir. Artık bu zihniyet terk edilmeli, bütün insanlık ve özelde de devletler, sadece insanlar ve insanları besleyen kaynaklara göre politika üretmemeli; her şeyiyle tabiat korumacılığı ve geliştirmeciliğini sağlamalı; önünü açmalıdır.

BİR ÜMİT Mİ DOĞUYOR?

31 Mart Yerel Seçimleri için 11 maddelik manifesto (beyanname/bildirge)  hazırlayan Ak Parti, 6. Maddede “ (şehirlerde) canlı veya cansız tüm varlıklarla birlikte uyum içinde bir hayat sürdürebilmemizi sağlayacağız” ifadesini kullandı.  11 maddelik metnin içinde en can alıcı cümlelerden biri idi bu. (Diğeri de “değer üreten şehirler” ifadesi idi; onu da ayrıca yazarız inşallah.)

İnşallah canlı-cansız bütün varlıklarla bir arada yaşanan şehirler, bir seçim vaadi olmaktan çıkar ve binlerce projenin hayata geçirilmesine vesile olur. Bu konunun takipçisi olacağımı şimdiden belirteyim. Yakındaki uzaktaki bütün Ak Parti belediyelerine bunu her türlü yolla hatırlatacağım ve fikrî takip gereği takipçisi de olacağım inşallah.

ACİLEN YAPILMASI GEREKENLER

Yeni dönemde, “hayvanları da kuşatan bir şehir anlayışı”nın hayata geçirilmesi için bazı ayrıntıların bilinmesi gerekir. Mesela, şehir planlarında her yapıya uygun bir şekilde pati mekânı yapılmalı ve hayvan bakımları sadece belediyelerin insaflarına terk edilmemeli;  semtlerde, sitelerde, sokaklarda, mahallelerde sorumluluk alacak kişilere ücret ödenmelidir. Hayvanseverlik heykelleri şehirlerin meydanlarını ve sokaklarını  süslemelidir. (Belçika Antwerp’teki çocuk Nello ve  köpek Patrasche heykeli ne harikadır!.... Ya Bremen Mızıkacıları?...)

Her şehirde tematik parklar kurulmalı ve bu parklar çocuk oyunlarına göre tanzim edilmeli; öbür yandan hayvan sevgisini geliştirecek nitelikli düzenlemeler yapılmalıdır.

İşe taaa baştan başlamalı ve ilkokul ve ortaokulda tabiat ve hayvan sevgisi dersleri özenli bir muhteva ile uygulamalı olarak verilmeli. Öğrenciler bitkinin ve yavrunun büyümesindeki büyüye şahit olmalıdır.

Uzatmayalım… Seçimlerden sonra yapılacak ilk iş, TBMM’de hayvan hakları kanununun çıkarılması ve “hayvanları da kuşatan şehir” anlayışının gözle görülür şekilde derhal hayata geçirilmesi şarttır. Yatay şehirleşme de inşallah saçaklı evleri yaygınlaştırır da patiler yağmurlu karlı günlerde hiç olmazsa saçak altlarına sığınırlar.

Belçika-Antwerp şehrindeki Nello ve Patrashce heykeli.

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/2813/devlet-belediyeler-ve-sokak-hayvanlari.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar