Bu yol, yol değil

Yerel seçimlere az bir süre kaldı ama kimse kentleri nasıl yöneteceğini anlatmıyor. AK parti muhalefeti HDP üzerinden vurmaya çalışıyor. MHP yolunuz yolumuz, davanız davamızdır havasında. İYİ parti içine yönelik operasyonları ve hiç bir zaman büyük fotoğrafı görmek istemeyen -ülkücü tabanını- ikna etmeye çalışıyor. CHP ise aday tespiti sürecinde yaşanan sıkıntılarla boğuşuyor. Parti propagandalarında neredeyse yerel seçimlerin hiç lafı edilmiyor.

Aslında bu tür bir seçim süreci en çok iktidar partisinin işine geliyor. Çünkü ıvır zıvır şeylerden bir türlü vatandaşın esas gündemi olan enflasyona, ekonomik krize, hayat pahalılığına sıra gelmiyor. Bazıları farketmemekte ısrar etse de çok büyük bir kriz var, esnafın, iş adamının soluğu neredeyse kesilmek üzere.

Eğri oturup doğru konuşalım, bu kriz  -dış güçlerin - bir operasyonu değil, yüzde yüz kötü yönetimin sonucu. 16 yılda kaç tane üretime dönük tesis yapıldı, olanlarda bir bir satılıyor. Hükümet bütün gücünü kullanmasına rağmen krizin derinleşmesini engelleyemiyor. Ekonomist değilim ama Maliye Bakanının tedbir diye söylediklerinin hiç bir değeri olmadığını işin uzmanları söylüyor.

AK parti hiç bir seçimde- seçim ekonomisi- uygulamadı, mali disiplinden taviz vermedi. Ama bu seçimde tam tersi bir durum söz konusu, devletin bütün imkanları hiç bir ölçüye tabi olmadan seçim için kullanılıyor. Bu ölçüsüzlüğün nedeni gelen anket sonuçlarının - beklenenden- daha kötü çıkmasından kaynaklanıyor.

Birçok hatalar yapıldı, maalesef medyanın vicdanı kalmadığı için kimse doğruları yazmıyor. Halbuki, bir iktidarın gerçek düşmanları her zaman sınırsız alkış çalanlardır. Yanlışa yanlış diyemeyen bir toplum gün gelir o yanlışta boğulur. Çok değil, 3 yıl önce yüzde 50 civarında oy alan bir parti bugün yüzde 30'u aşmakta zorlanıyor. Seçime epey bir süre var ama görünen köy kılavuz istemez, AK partinin yerel seçimlerde en az yüzde 7-10 civarında oy kaybedeceği gözüküyor.

Bunun birçok nedeni var ama bana göre öne çıkanlar şunlar:

-Parlamenter sistemden vazgeçmek doğru değildi. Yerine gelen sistem başkanlık sistemi değil. Her şeyi bir kişinin nefsinde toplayan bir sistem. Vatandaş yeni sistemin kendine hiç bir faydası olmadığını gördü.

-Denetlenemeyen her güç zamanla yozlaşır,  hukuku hiçe saymaya başlar. AYM ve bazı mahkeme kararlarına gösterilen tepkiyi hatırlayın. Vatandaşın desteği ülke yönetmek içindir, yasaları hiçe saymak için değil. Bu konuda birçok hata yapıldı.

-Kullanılan siyaset dili çok kırıcı, aşağılayan, tahkir eden bir dil bazı edep bilmezleri sevindirse de  sonunda mutlaka geri teper.

-Eskiden AK parti kadrosunun birbirine bağlılığı vefası övülürdü. Güç tek elde toplanınca ne vefa ne dostluk kaldı. Birçok kurucu refüze edilerek uzaklaştırıldı.

-Kibir, politik dilin en belirgin özelliği haline geldi. Bu trenden inen bir daha binemez ne demek? Altı üstü bir parti.  Allah bile kulunun tövbesini kabul ederken bu biz affetmeyiz tavrını doğru bulmak mümkün mü?

-İslam dini ile çok oynandı. Siyasi ikbal uğruna İslam araçsallaştırıldı. Müminliğin, kafirliğin ölçüsü Allah'a ve Resulüne inanmak değil, bir partiye oy verme derecesine indirildi. Belki bu şekilde bir miktar oy kazanılabilir ama karşılığında kaybedilen o kadar fazla ki, anlatamam.

-CB sistemine geçildikten sonra aile fotoğrafı içinde olanlara görev vermek doğru değildi. CB sistemlerinin hemen hepsinde CB oğlunu, kızını, eşini, damadını bakan yapamaz. Bizde ise tam tersi oldu. Vatandaş bu durumu hazmedemedi.

-Şeker fabrikalarının satışı yanlıştı, şimdi de palet fabrikasının özelleştirilmesi yanlış. Hiç bir ülke savunma sanayini böyle özelleştirmez.

-FETÖ davalarında suçlu masum, örgüt- cemaat ayırımı yapılmadı. darbenin üzerine hukukla değil kin, nefret ve intikam duyguları ile gidildi. Muhalefet eden herkes aynı torbaya dolduruldu. Sözcü yazarları, Cumhuriyet Gazetesi yazarları, Yeniçağ gazetesi mensupları ve ülkücü Habererk sitesi   yazarları Fetöcü müydü? Vatandaş bunun ucu bana da dokunur mu, diye korkmaya başladı.

-Ekonomi iyi yönetilemedi, bugün neredeyse borçsuz aile kalmadı. Vatandaş yarınını göremiyor.

-Suriye politikası ilk günden itibaren yanlıştı. O kadar çok maliyet ödendi ki daha ne kadar ödeneceğini kimse kestiremiyor.

-Vatandaş sıkıntı içinde yüzerken saray üstüne saray yapmak doğru bir tavır değildi. Bir ülkenin itibarı beton duvarlarla ölçülmez, demokrasisi, üretimi, hukuka saygısı ile ölçülür.

-Davutoğlu siyasi etik ve kamuda şeffaflık paketini açıkladığında buna tepki gösterilmişti, şimdi Sn CB Belediye toplantılarının ve tüm faaliyetlerinin şeffaflaşacağını söylüyor. Bir iş zamanında yapıldığında değer ifade eder.

Daha birçok şey söylenebilir. Ama vatandaşın en çok bu başlıklardan rahatsız olduğunu söyleyebilirim. AK parti çok trajik bir sonuçla karşılaşmak istemiyorsa aynayı kendine tutmalı, siyasetini vatandaşın beklentilerine göre oluşturmalıdır.

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/2804/bu-yol-yol-degil.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar