Ahi Evren ve günümüze iz düşümü

Ahi Evren ilk terbiyesini Yesevi zihin yapısının yaygın bir şekilde bulunduğu Azerbaycan'da almış ve daha sonra ünlü İslam alimi Fahreddin  Razi’nin tedris halkasına katılarak ondan ders almıştır. Kayınpederi ile birlikte fütüvvet anlayışını Anadolu'da yaymak için Abbasi Halifesi Nasır'ın elçiliğini deruhte etmiştir. Buradan hareketle Ahi Evren'in fikriyatının oluşmasında etkin rol oynayan faktörler şu şekilde sıralanabilir:

- Yesevi Tarikatı

- Fahreddin Razi’nin tedris halkası

- Kayınpederi Evhad'ud-Din Kirmani

- Fütüvvet anlayışı

Ahi Evren'in hayat tarzını etkileyen bu teorik faktörler ve bu etkiyle oluşan, kendisini pir kabul edenleri derinden tesir altına alan fikirleri ve fikirlerinin Anadolu'da pratiğe dönüşümleri Ahiliğin anlaşılmasında önemli yer tutar. Bu fikirler pratiği dönüşümleri ise iki kısımda incelenebilir: “Sanatkârlık ve Cihat Mefkuresi”.

Ahi Evren'e göre Ahiliğe girenlerin bir sanata sahip olmaları gerekir, çünkü Ahi helal kazanmakla mükelleftir. Helal kazanmanın yolu kişinin kendi emeği ile geçinebileceği bir mesleğe sahip olmasından geçer. Ayrıca, zengin olan başkasına daha çok hizmet edebilir. Ahi Evren'in hayat felsefesinde, Ahi olan aynı zamanda cihat mefkuresine de sahip olmalıdır.

Ahi Evren iki ana başlık altında toplanabilen fikirlerini Anadolu'da, Ahmet Yesevi gibi, halkın anlayacağı bir lisanla anlatmış ve yaymıştır. Esasında o eser yazacak kadar âlimdir, ancak pratik hayata ağırlık vermiştir. Onun bu yaklaşımı, fikirlerinin Anadolu'da çabuk yayılmasına sebep olmuştur. Ahi Evren, müritlerine Kur'an ve Sünnet doğrultusunda fikirler telkin etmiştir. Gerek inanç sistemlerinde gerekse halk hikayelerinde ve destanlarında görülen evrensel tiplere tarihin her döneminde rastlamak mümkündür. Bu açıdan Türk düşünce sisteminin meydana getirdiği bu kültürel gruplaşmalarda Alp ve Veli tiplerine Ahi Evren'in kazandırdığı yeni boyut ve derinliği çok iyi anlayıp yorumlamamız gerektiğini unutmamalıyız.

Ahi Evren'in hayat felsefesinde bir cihat yapmanın yanında, bir sanat sahibi olmada önemli bir yer tutmaktadır. Bu da bize göstermektedir ki Ahi Evren tiplemesi alperenliğin kapsamını daha da genişletmektedir. Zira Alp-eren özellikleri yanında, Ahi Evran'ın şahsiyetiyle bütünleştirilen diğer bir kavram ise sanatkârcılıktır. Bu husus Alp-eren tipine ekonomik boyut kazandırılması açısından büyük önem taşımaktadır.

Alp-eren tipinin fonksiyonları ülke savunması, dinin yaygınlaştırılması, siyasi mücadele ve uhrevi hayat olarak sıralanabilir. Bu tiplemede ekonomik hayatın pek yeri yoktur. Ahi Evran ise alp-erenliğe ekonomik boyut kazandırarak, dünyevi ve uhrevi hayatı bütünlük içerisinde temsil etmektedir. Kısaca, Ahi Evran'ın şahsiyetindeki üç temel motifin “Alplik, Erenlik ve Sanatkârlık” olduğu görülmektedir.

Ahi Evren’in şahsiyetindeki "sanatkârlık" motifinin her türlü ekonomik faaliyeti kapsayacak biçimde yorumlanması gerekir. Böylece alp-eren özellikleri taşımanın yanında, ferdin av ve ganimet dışındaki ekonomik faaliyetlere önem vermesi özendirilmektedir. Bu açıdan devletin himayesinde olmasından dolayı Ahi Birliklerine mensup sanatkârlar ve esnaflar, ekonomik açıdan problemsiz bir dönem yaşamışlardır. Ahi Evren'e yaptığı ekonomik uygulamalardan dolayı bugünkü ifadesi ile Büyük Türk ekonomisti de diyebiliriz.

Bugün yapılması gereken Ahi Evren’in, yıllar önce Anadolu’yu yurt tutmak için gelen genç Alperenleri Ahilik müessesi ile üretime teşvik ederek Anadolu’nun İslamlaşmasına ve Türkleşmesine verdiği katkıyı iyice tahlil ederek açığa çıkarılacak  “Anadolu Mayası” ile ülkemizdeki yirmi milyonun üzerindeki genç nüfusu girişimciliğe ve üretime sevk ederek dünya mazlumlarının umutla beklediği güçlü Türkiye’yi inşa etmektir.  

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/2795/ahi-evren-ve-gunumuze-iz-dusumu.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar