Oy karşılığı cennet ve Maduro

İktidar partisi -panik içinde- o kadar büyük hatalar yapıyor ki, insan bu kadarı da olmaz diyor. Eski bakan İsmet Yılmaz'ın İslam ve iman çerçevesi dışına çıkan son sözleri bunlardan biri.  AK partiye oy vermeyi imanın bir şartı haline getirerek -öbür tarafta- kurtuluş beratı olacağını söyledi. Yani Allah'ın dinini AK Parti mensubiyeti ile sınırlandırmış oldu.

Bu söz tersinden okunduğu zaman AK partiye oy vermeyen herkesi zımnen küfürle itham ediyor. Gerçi buna benzer ifadeleri artık ne kadar din adamı sayılır bilmem ama Hayrettin Karaman'da sarf etmişti.

İslam, herhangi bir partiye sığmayacak kadar büyüktür. Bu tarz ifadeleri kim kullanırsa kullansın İslam'a bühtanda bulunuyor. Partiler, dindarlığın ölçüleceği mekanizmalar değildir. Dindarlık insan davranışlarında ortaya çıkan, kişisel ahlakta kendini gösteren bir durumdur.

İsmet Yılmaz'ın bu beyanı kendisi adına da AK parti adına da talihsiz bir beyan olmuştur. Müslümanlığı parti mensubiyeti ile ölçmek ne kimsenin hakkı ne de haddidir.

xxxxx

Muhalefet Venezuella'da Maduro'yu gayri meşru ilan ederek sokağa çıktı. Eski meclis başkanı geçici Cumhurbaşkanı ilan edildi. Trump'ın muhalefete destek açıklaması ile olay başka bir boyut kazandı. Birçok ülke muhalefete destek açıklaması yaparken Türkiye, Rusya ile beraber Maduro'ya destek açıklaması yaptı.

BM Anlaşması ve birçok uluslararası sözleşme ülkelerin içişlerine karışmayı yasaklamıştır. Trump'ın açıklaması BM kararlarının çiğnenmesi, uluslararası hukukun hiçe sayılması anlamına geliyor. Venezuella'nın meselesi Venezuella'lıları ilgilendirir. Trump'ın tavrı ne kadar yanlışsa Türkiye'nin tavrı da o kadar yanlıştır. Maduro, halkın seçtiği meclisi feshetti, ülkeyi yasalarla değil  tamamen keyfilikle yönetmeye başladı. Devlet imkanlarını yakın çevresi için kullandı. Ülkesinde Esat benzeri bir rejim kurdu.

Türkiye, Suriye'ye müdahale ederken Esat'ın otoriter rejimini gerekçe göstermişti. Bugün bir benzeri Venezuella'da da var. Birine destek olurken ötekisine illa gidecek diye ısrar etmek politik bir çelişkidir. Maduro'ya destek verilirken Suriye siyasetinin gerekçeleri bir bir yok ediliyor.

Soğuk savaş döneminde uluslararası ilişkilerde taraf olmanın ölçüsü NATO, Varşova kamplaşmasıydı. Yani herkes tarafını bulunduğu kampa göre belirlerdi. Soğuk savaştan sonra bir milletler hapishanesi olan Sovyetler birliği dağıldı. Yeni devletler ortaya çıktı. İdeolojik kamplaşmaların yerini demokrat olan devletler ve olmayanlar ayırımı aldı. Artık devletler uluslararası ihtilaflarda konumlarını buna göre tayin ediyorlar. Demokrat devletler pozisyonlarını demokrasiden taraf olan gruplardan yana kullanıyorlar.

Türkiye bu ihtilafta yanlış yerde durmuştur. Maduro demokrat bir lider değil, son seçimler meclis çoğunluğunu muhalefete kaptırmasının nedeni de bu.  Keyfi yönetim halkın sabrını tüketmiş, demokratik mücadele kanalları kapalı olduğu için muhalefet sokağa çıkmaya mecbur kalmıştır. Maduro ve yönetim tarzına duyulan yakınlık -Türkiye'yi de aynı çizgide ki- ülkeler kategorisine sokmuştur. Hem Trump'ın tavrını eleştirip hem de onunkine benzer bir tavrı Maduro için göstermek aslında aynı uluslararası hukuk kuralını çiğnemektir. Sonunda ikisi de içişlerine karışma yasağına girer. Her olaya müdahil olmakla büyük devlet olunmaz, doğru pozisyon almakla büyük devlet olunur. Türkiye üçüncü bir yol önerebilir, tercihini  Venezuella halkının tercihinden yana kullanabilirdi.

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/2794/oy-karsiligi-cennet-ve-maduro.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar