'Bir gün İnşallah…' (Ufak bir Balkan gezisi ve yolculuk hatıraları)

Geçen hafta 5 günlük bir mini Balkan gezisi yaptık. Sırasıyla; Bulgaristan’da Filibe ve Sofya, Yunanistan’da Langaza ve Selanik, Makedonya’da Üsküp ve Kosova’da Priştine ve Ferizaj kentlerine kısa ziyaretler gerçekleştirdik. Kış günü Balkanlar bir başka güzel oluyor. Öyle ya ülkemize her kış Balkanlardan gelen soğuk havanın doğduğu yere gittik. Gittiğimiz birçok yerde kar vardı. Ama hava mevsim normalleri düzeyindeydi. Hatta tam da gezinmelik bir hava vardı. Sadece bazı bölgelerde akşam vakitlerinde yoğun sis kasvetli bir görüntü oluşturuyordu. Bu yüzden yollarda pek fazla hız yapamadık. Dolayısıyla yolda epey bir zaman kaybettik. Balkan seyahatimiz boyunca yanımızda olan ve aracı kullanan eski danışmanım ve şimdilerde Sofya Büyükelçiliğimizde görevli Çağrı Ulamış kardeşime teşekkür ediyorum. Seyahatimizin son günü Çağrı’nın Tuana isimli güzel bir kız çocuğunun doğması hepimiz için harika bir müjde oldu.   Anneli-Babalı büyüsün vatanına ve milletine hayırlı bir insan olsun inşallah.

Bulgaristan notları

Gezimizin ilk durağı Bulgaristan’ın başkenti Sofya’dan birkaç haber vermek istiyorum. Biliyorsunuz Bulgaristan’da 3 Türk partisi bulunuyor. Bulgaristan’ın genelinde 650 Bin kadar Türk yaşıyor. Ancak 300 Bin kadar Pomak ve Müslüman Romanlar da var. Bunlarla birlikte Bir milyondan fazla Türk ve Müslüman vatandaş var. Tüm Balkanlar içinde en kalabalık olduğumuz yer Bulgaristan. Bu yüzden Bulgaristan bizim için önemi bir yer. Bulgaristan’da Türklerin 3 farklı parti içinde siyaset yapması Türklerin siyasi etkinliğini azaltıyor. Hele ki; 2019 Avrupa seçimlerin arifesinde bu durum çok daha stratejik bir hale gelmiş. Türk partileri olan Halk ve Özgürlükler (HÖH) , DOST ve Hürriyet ve Şeref Halk Partisi (HŞHP) bir birleriyle ciddi küskünler. Bu durum Bulgarların işine geliyor. Halbuki bunların bir araya gelerek birlik olmasına Pomak ve Romanların da destek vermesiyle ciddi bir siyasi sinerji oluşacağı biliniyor. Önümüzdeki Avrupa seçimlerinde Türkler birlik olabilirlerse birkaç tane milletvekilini Avrupa parlamentosuna gönderebilirler. Bulgaristan’da bulunduğumuz zaman zarfında yaptığımız bazı görüşmeler bana buradaki Türklerin bir araya gelebileceklerini gösterdi. Bu birlik için hepimizin ortak çalışması gerekiyor. Bir gün inşallah.

Yunanistan (Selanik)  ve Atatürk

Bulgaristan sonrası Yunanistan’a geçtik. Yunanistan’da eşim Sevilay hanımın dedelerinin doğup büyüdüğü Langaza’yı (Langada) ikinci kere görme fırsatım oldu. Burada hiç Türk kalmamış. Sadece birkaç tane eski Türk mimarisi evler gördüm. Bazıları terk edilmiş bazılarında hala Yunanlılar oturuyor. Langaza, Türkiye Cumhuriyeti kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün Annesi Zübeyde hanımın memleketi. Atatürk’ün dayıları burada oturuyorlarmış. İlkokulda tatildeyken Atatürk dayılarının çiftliğine, Langaza’ya gelirmiş. Burada kargaları kovarken bir resmini görmüştüm. İlginçtir, inanın bana burada pek çok yerde tarlaların üzerlerinde karga sürülerini gördüm. Langaza aynı zamanda eşimin dedelerinin geldiği yerler. Pazar günü geldiğimiz Langaza adeta ölü toprağı sürülmüş gibi sessizdi. Ortalıkta birkaç kişi hariç kimse yoktu. Sanki terk edilmiş bir şehirdi. Google arama motoruna girince burada Atatürk’ün dayılarının bir çiftliği olduğu yazıyor. Bence Türkiye olarak bu yeri bulup müze haline getirmek gerekiyor. Bu arada Yunanistan’a girdiğimiz gün Atina’da Makedonya ismine karşı gösteriler düzenleniyordu. Bulunduğumuz yer, Langaza-Selanik tarafları da Yunanistan içinde kalan Makedonya bölgesi. Zaten işte bu yüzden Yunanistan, Makedonya ismine karşı çıkıyor. Yarın kendi toprakları içindeki Makedonya bölgesini kaybetmekten ya da böyle bir talep gelebileceğinden endişeleniyorlar. Yunanistan’a Bulgaristan sınırından girer girmez bir yerde mola verdik. Burası Slopoli Langaza kasabası. Buranın sütlaç ve yoğurdu harika. Küçük bir şöminesi var. Ayrıca Yunanlıların meşhur tatlısı Karyokayı ve Biryozayı denemeniz lazım. Buranın sahibi olan Emilyus sanki bir Tük gibi. Esnaflığı ve dostluğu bizden puan aldı. Bundan sonra yolumuzun üzerindeki Selanik’e giderek burada bir gece misafir olduk. Selanik’te Atatürk’ün evinin de olduğu Türkiye Cumhuriyeti Selanik Başkonsolosluğuna gittik. Evin içindeki bahçede Atatürk’ün babası Ali Rıza efendinin ektiği söylenen meşhur nar ağacının önünde anı fotoğraflarımızı çektirdik. Selanik’te bahsetmemiz gereken önemli bir konu var. Şehrin tek camisi müze yapılmış. Gönül ister ki bu cami bir gün ibadete açılsın. Bir gün inşallah.

Anne toprağı Makedonya pardon yeni ismiyle artık Kuzey Makedonya

Eşimin memleketi Selanik’ten sonra bu defa Annemin memleketi Üsküp’e geçtik. Makedonya’nın başkenti Üsküp, rahmetli Yahya Kemal Beyatlı’nın da memleketidir. Üsküp, son dönemde şehrin bir bölümüne yapılan bir sürü heykel ile perişan olmuş. Şehrin tarihi, otantikliği, güzelliği falan tamamen bozulmuş. Yazık olmuş doğrusu. Avrupa Birliği fonlarından alınan paralarla dikilen bu heykellerin pek çoğu Osmanlıya karşı savaşan milliyetçi Makedonlara ait. Burada adeta yalancı bir kültür merkezi oluşturulmaya çalışılmış ama hiç uymamış ve yakışmamış. Balkanlardaki bu milliyetçilik hastalığı çok kötü. Kendilerine de dost bildikleri ülkelere de zarar verebilir. Kısa ziyaretimizde Makedonya’da da Türklerin siyasi bölünme içinde olduklarını da bir kez daha gördüm ve üzüldüm. Gönül ister ki Makedonya’daki 80 Bin Türk bir arada olsun. Bir gün inşallah.

Akifin ve babamın memleketi Kosova

Seyahatimizin son durağı dede toprağı Kosova oldu. Bu vesileyle babası Kosovalı olan milli şairimiz Mehmet Akif Ersoy’u rahmet ve minnetle anıyoruz. Kosova’da başkent Priştine ve Ferizaj kentlerini ziyaret ettik. Priştine ’de dikkatimi çeken bir sürü yeni otelin yapılmış olması. Bu kadar otel niye diye sormadan geçemiyor insan? Bir iddiaya göre kara para aklanma yerleri. Zannetmiyorum ama ilginçtir bu kadar otel olmasına ve paraya ihtiyaçları olmasına rağmen otel fiyatları çok yüksek ve pazarlık yapmıyorlar. Kosova’da gittiğimiz ikinci şehir Ferizaj oldu. Bu şehir ismini bir Osmanlı beyi olan Feriz beyden alıyor. Ege üniversitesi kütüphanesinde bununla ilgili Süleyman Külçe ’nin güzel bir kitabı var, okumanızı öneririm. Ferizaj kentinde dikkatinizi çekeceğini zannettiğim, aynı bahçe içerisinde cami ve kilisenin yan yana olması. Bu da Osmanlının ne kadar demokrat ve hümanist olduğunu gösteriyor. Kosova’da ciddi bir Amerikan sevgisi var. Birçok yerde Amerikan bayrağını görebiliyorsunuz. Kosova’nın ABD’ye karşı olan bu bağlılığı bizi üzüyor. En basitinden ABD’nin Venezüella’daki ihtilalinin ardından ABD’nin desteklediği sahte başkanı Kosova da tanıdı maalesef. Bütün bunlar da düzelir bir gün inşallah.

HADİ İNŞALLAH…



http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/2790/bir-gun-insallah-ufak-bir-balkan-gezisi-ve-yolculuk-hatiralari.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar