Siyasette üslup sorunu

Rahmetli Nevzat Kösoğlu'nun çok sevdiğim bir sözü var: "Eleştirilerimizi öyle yapmalıyız ki,söz ve üslubumuz milletimizin hamle gücünü,gerilimini,hayat şeklini,kendine olan güvenini sarsmasın." der. Bugün maalesef bu üslup hassasiyetinin çok uzağındayız. İktidar da, muhalefet de öyle bir dil kullanıyor ki, sadece milletin kendine olan güvenini sarsmakla kalmıyor, aynı zamanda onu kamplara ayırarak birbirinin hasmı haline getiriyor.

Bahçeli seçim stratejisini -beka sorunu- üzerine kurdu. Partilerin -bu zeminde ayrışması- diğer bazılarını bu ülkenin varlığı ile sorunlu hale getirir. Bir başka ifadeyle bu tasnif şekli partilerin bir kısmını Türkiye'nin düşmanı olarak görür. Elbette, HDP gibi bu ülkenin birliği ile sorunlu bir parti var ancak onun da gücü sınırlıdır. Diğer partileri de yerel seçimlerde bir kaç belediye kazanmak uğruna HDP ile özdeşleştirmeye çalışmak beka sorunu bizzat yaratmak demektir.

Oysa yapılması gereken bütünlüğümüzü pekiştiren bir strateji izleyerek mümkünse HDP'yi bile bulunduğu yerden alarak bu tarafa çekmek olmalıdır.

Günümüz dünyasında terör örgütlerinin bazıları milli kurtuluş hareketi olarak kodlanıp uluslararası güçler tarafından birer istikrarsızlaştırma aracı olarak kullanılmaktadır. PKK'da bu örgütlerden biridir. Kırk yıldır süren terör bu ülkenin maddi, manevi varlığında önemli gedikler açmıştır. Ama en büyük gedik çözüm sürecinde açılmıştır. Tarihten, realiteden yoksun bu teşebbüs PKK'yı büyütmekten, terör mücadelesini zaafa uğratmaktan başka işe yaramamıştır. Eğer gerçek bir beka sorunundan söz edeceksek işe buradan başlamak gerekir.

Doğru siyaset, bir kaç oy uğruna - vatanseverliğinden- şüphe edilemeyecek partileri sağa sola itmek değil, ülke bütünlüğünü seçim kazanmaktan önde tutmaktır. Bir taraf ülkenin bekasından yana ise diğerlerine ne diyeceğiz?

Bugün ciddi bir alternatif siyaset arayışı varsa işte sebebi budur. Vatandaş ayrıştırıcı, kamplaştırıcı, aşağılayıcı, kibir dolu siyaset biçiminden bıktı. Yıllardır aynı kişileri dinliyor, aynı mimikleri izliyor, aynı sesleri işitiyor, aynı yüzleri görüyor ve her gün yeni vaatlerle karşı karşıya gelmesine rağmen hayatı hiç değişmiyor. Yenilikten bahsedenler eğer gerçekten bir yenilik istiyorlarsa önce kendilerini yana çekerek buna başlamalıdırlar. Yeni bir siyaset yeni kadrolarla mümkün olur. Günümüz siyasetçileri siyasi kimliklerini 12 Eylül döneminin kavgalı ortamında edindiler. Onun için de kullandıkları dil 12 Eylül'ün kavga ve gerilimlerinin izlerini taşır. Siyaset yapma biçimleri biz -onlar, mümin-kafir, faşist-komünist, hain-vatansever gibi ayrıştırıcı ve ötekileştirici şablonlara dayanır. Kendilerini hakkın merkezine yerleştirirken ötekileri şeytanın yanına yerleştirirler. Böyle olunca da yapılan siyaset biçimi milletin hamle gücünü, gerilimini, öz güvenini sarsmaktan başka işe yaramıyor. 

Ne yazık ki bu toplumu yarma üslubunu en çok da -beka sorunundan- bahsedenler kullanıyor. Bu üslupla ülkenin bekasına hizmet etmekten çok, fenasına hizmet edilir...

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/2785/siyasette-uslup-sorunu.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar