Camiler kilise, kiliseler cami!

Aslında camiler bu milletin kışlasıdır.

Kubbeler miğfer.

Kiliselerin camiye dönüşmesi tarihi bir vakıa. Halen de Avrupa’da bir çok kilise cami olarak hizmet vermektedir. Amsterdam’da gördüm, göklere yükselen tarihi bir kilisenin kapısında “Fatih camii” yazıyordu. Gururlandım... Hafız olan Hakim Selahattin, gür sesi ile okuduğu Kur’an duvarlarda yankı yaparken içim kıpır kıpır, ruhum adeta coşmuştu. Avrupa er geç İslam'a gebe...

....

Ama bizim buralarda hem de Payitaht’ta Fatih Sultan'ın hatırası Ayasofya’nın boynu bükük, bilekleri kelepçeli, mermerlerinde hakanların gölgeleri dolaşıyor.

Bu da bize ithal cumhuriyetin dayatması.

Avrupa’da kiliseler cami, Türkiye’de Ayasofya tutsak.

...

Can Dündar 9.10.2010 tarihli yazısında Atatürkçü Hüsrev Gerdeli’nin hatıralarından naklediyor: “Atatürk yaşasaydı Türkçe ezan okutturmasını, camilere dolup secdede baş koyacak yükseklikler ve masalar yaptırmak istemesini, bu reform düşüncesinin ilk belirtileri olarak yorumluyor.”

Dinde reform!...

O gün istenip de devlet gücüyle yapılamayan bugün lâiklik şemsiyesi altında hem de Kemalist seviciliğinden ilham alınarak kendiliğinden akıp gidiyor. Devlet başkanından bakanlarına kadar, camilere gittikleri halde miğferlerin ne hale geldiğini görmüyorlar, göremiyorlar... Mabetler "bizi görün!" diye haykırıyor.

...

Anladığımız şu Kopenhag kriterleri.

AB hayranlığına soyunduğumuz günden beri kurallar değişmeye başladı. Kimilerinde bu AB adeta megalo idea.

Frenk hayranlığı, diğer adı köle zihniyeti.

...

Yalvar yakar, içimizde bol miktarda “Aranıza bizi de alın” diyenler var.Onlar da, “Eteklerinizi kısaltın ve bir de Müslüman kimliğinizi bırakın da öyle gelin, yoksa yok.” Etek işi tamam da, iş geldi camilere kadar dayandı.

...

Camilerin arka tarafları kilise görüntüsü.

Koca koca sakallı adamlar, adeta çay bahçesi.

Nedir bu hal?

Dinler arası diyalog, mabetse hepsi aynı!

Yakında cemevleri de girecek devreye...

Bir kısım insanların sandalyelerde oturmalarının bahanesi hastalıkları. Giderek de sayı artıyor. Sıralar, sandalyeler, tek kahvaltısı eksik.

...

Soruyorum, eskiden hastalıklar yok muydu? Onlar sıralara oturmadan asırlarca kıldılar, size ne oluyor? Değişen bir şey yok, vaazın ağzına bakıyorlar ondan da tik yok. Namazın nasıl kılınması gerektiğini soran hasta bir sahabeye Allah resulü (s.a.v), Namazını ayakta kıl! eğer buna gücün yetmezse oturarak, buna da gücün yetmezse yan üzere kıl” buyurmuştur. (Buhari Taksiru’ As Salat) .

...

Başta Diyanet görevleri; vaizler konuşuyor, imamlar yatırıp kaldırıyor. Ola ki bir yerde toprak kaydı, sallantı oldu para toplamaya vesile, “alan el veren el” diye başlarlar. Kapıda dilenciler, minberde hatipler.

Para da para!...

...

İktidar da bu konuda kayıtsız...

Hadi havalimanlarını yaptık, otobanları yüz arşın genişlettik, helikopteri semalarda uçurduk, ancak bu milletin kışlası sayılan camilerimizde kilise havası estiriliyorsa hem de gözümüzün içine baka baka... O zaman yapılanların, edilenlerin hiçbir kıymeti kalmaz. Emekler AB’ye savrulur gider.

...

Mert üzülür namert kazanır... 

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/2784/camiler-kilise-kiliseler-cami.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar