Siyaset her şey mi?

Bu ülkede 600 milletvekili değil, sanki 81 milyon milletvekili var. Toplumun hemen hemen ekseriyeti sabah akşam siyaset ile hemhal olmuş durumda. Hatta inançlarının temeli olarak algılamakta veya algılatılmaktadır. Zira sabah akşam “ey ahali beni dinleyin” diyen siyasetçilerle doludur. Mecliste veya görev başında bile halka mesaj vermeye çalışan siyasetçiler var. Oysa herkes görevini yapmalı değil miydi? Mekanı Cennet olsun Muhsin Başkan; “Siyaset, gömleğin ilk düğmesidir. Yanlış bağlarsan, hepsi yanlış bağlanır” derdi. Evet, böyle bakarsanız siyasetin yerinin önemli olduğunu kabul etmiş olursunuz. Bence de siyaset ilk düğme kadar önemledir. Fakat; doğru kişiler tarafından doğru olarak yapılsa bile siyaset her şey mi?

Eğer her şey olabilseydi, politikacıların seçim vaatleri şunlar olurdu; “Boşanmaları durduracağım, hırsızlığı bitireceğim, tacizler son bulacak, esnaflar ve müşterileri artık yalan söylemeyecek, kimse kırmızı ışıkta geçmeyecek, otobüse, metrobüse binerken bile herkes sırasını bekleyecek, kimse kul hakkını ihlal etmeyecek, kimse yanlış yere park etmeyecek vb….”  Daha da çoğaltabileceğimiz bu yanlışlıklar siyaset alanına girmiyor. Siyaset alanına girmediği gibi siyaseti de bozabiliyor.

Siyasetçilerin bunları yapmaya güçleri yetmeyeceğine göre siyaset her şey değildir.

Halkın rahatlıkla yalan söylediği ve birbirini aldattığı bir toplumda siyasetçi neyi başarabilir ki? İhalelere fesat karıştırılması kaçınılmazdır. İşe alımlarda liyakat son sırada kalır. Adalet ise en güvenilmez kurum haline gelir. Sorarım size her gelen yeni hükümet veya bakan neden daire başkanlarını, genel müdürleri değiştirme ve kendi kadrosunu kurma ihtiyacı duyuyor? Şu an Ankara’da gördüğüm kadarıyla binlerce bankamatikten maaşını alan daire başkanları, genel müdürler ve personel var. Niye? Çünkü sistemimiz ahlaki değerler üzerine kurulmuş değil. Tarafgirlik üzerine kurulmuş. Daire başkanı, taraftarı olmadığı bakanın başarısız olması için ihanet etme ihtimali var diye görevden kızağa çekiliyor. İhtimal var mı? Var. Yoksa da sayın Bakan, kendi taraftarını daha güvenli hissediyor. Böyle bir devlet sistemi beş sene bile sürmeden yenilenmeye ihtiyaç duyacaktır. Beş, on senede bir görevlilerin değiştirildiği bir sistem ile güçlü devlet kuramazsınız. O yüzden siyaset her şey değildir.

Meselemiz siyasetten önce insandır. İnsanın bozulmadığı bir toplum da siyaset her şeydir. Çünkü insanî erdemlerin toplumu kuşattığı bir toplumda yanlış idareciler zaten başa gelemez. Gelse de barınamaz. Zaten doğruların hayatın temel düsturu olduğu bir toplumda, aile yapısında yanlış insan yetişme ihtimali çok azdır. Öyleyse önce insan, önceliğimiz insan olmalıdır. Pek de arzuladığımız ahlaki yapıda olmadığımızı hepimiz biliyoruz. Biz böyle bir millet değildik. Nasıl geldik bu noktaya demeyelim de nasıl kendimizi düzeltiriz bunu konuşmalıyız.

Medyamız başta olmaz üzere herkes tek adam veya çok adam rejimini konuşuyor, tartışıyor. Yalancı ve adil olmayan tek adamla, yalancı ve adaletsiz çok adam arasında ne fark var. Kontrol kaybediliyor diyenlere derim ki; hangi kontrol? Ahlak olmayınca çıkarcının, menfaatçinin kontrolü mü? Yalancı bir kontrole kim inanır? Ülkemiz bir yığın kumpas olaylarına şahitlik etmedi mi?

Şu an iktidarı elinde tutanlar için o kadar çok şey söyleniyor ki; rahatsız olmamak elde değil. Lakin bunları gönderdik ve yerine sizi getirdik “siz ve ekibinizin söylediğiniz kötülükleri yapmayacağınızdan ne kadar emin olabiliriz?” sorusuna cevap bulabileceğimizi sanmıyorum.

Beyler, hanımlar Kur’ân-ı Kerîm’in "And olsun ki, sizin için, Allah'ı ve âhiret gününü ümid eden ve Allah'ı çokça anan kimseler için, Resûlullah'ta güzel bir örnek vardır." Ahzab Sûresi/21 ve “Ben güzel ahlakı tamamlamak üzere gönderildim” buyuran bir Peygamber sallallahu aleyhi vesellem’in ümmeti olduğumuzu ve Kur’ân-ı Kerîm’e iman ettiğimizi ilan edecek ama ahlâki problemlerimiz devletin üst kademelerine kadar varlığını sürdürecek. Bu nasıl bir iman ve nasıl bir durum?

Değişen dünyamızda kültürel hayatımızdaki ahlaki çözülmeyi tetikleyen tek değil ama en önemli unsurun sanat(!) adı altında yapılan  “Diriliş” gibi bir-iki diziyi istisna tutarsak, (yapanlardan Allah razı olsun) sinema ve TV dizilerinin olduğu gerçeğidir. Daha on sene öncesine kadar öpüşmenin gösterilmesi ahlaksızlık olarak kabul edilirken şimdilerde ise çoluk çocuk kız erkek kardeşler ve ana baba hiç yüzümüz kızarmadan ailecek birlikte izleyebiliyoruz. Böyle giderse Allah korusun daha çirkin görüntülere bile tahammül edebilen değerlerini yitirmiş bir toplum haline geleceğiz. Bizi güldürdüğü için yalan söylemenin kötü olmadığı, eşini aldatmanın ise marifet sayıldığı, reyting uğruna aile içi entrikaların boy gösterdiği ve daha neler neler…

Çözülmeyi durduracak ÇÖZÜM!... Sivil toplum kuruluşlarının etkiledikleri kitlelere ibadetten önce ahlak eğitimini vermeleri olacaktır. Bunu yapma idealini taşıyan STK’lara devletin destek vermesidir. Tabii ki bu destek onları devlet kademelerinde etkin hale getirmek değil, ahlak derslerinde etkin hale getirmek için olmalıdır. Makamları ele geçirmek arzusu taşıyan hiçbir STK, ahlak eğitimi verme kabiliyetine sahip değildir. Daha önemlisi çağın silahı haline gelen sinema ve TV’lerde toplumun olması gereken ahlaki kurallarını sanat çerçevesinde işleme kabiliyetine sahip idealist sanatçılara da devletin sahip çıkarak destek vermesidir. Ahlaksızlığın sanatta bir matematik haline getirildiği bu zamanda, “sinemanın matematiğine uymuyor” gibi bahanelerle kendi milli değerlerimizi dışlamak kimseye yakışmaz, ilahi mecrada sorumluluktan kurtarmaz. Şunu da unutmamalıyız ki; sanatçı memur yapılırsa özelliğini kaybeder. Sanatçıyı özgür dünyasında özgün eserler vermesine destek verilmelidir kastıyla yazıyorum.

Bunlar benim nacizâne fikirlerim. Yanılıyorsam Allah beni affetsin. Ama sorumluların da kendilerini sorgulamalarında fayda var. Rabbim bizi, aile yapımızı, nesillerimizi ve topyekûn milletimizi ve ümmeti bu şerden korusun ve muhafaza etsin.

Son söz; toplum hayatımızın vazgeçilmez gerçeği olan siyasette tüm yanlışlıklara ve ahlaksızlığa dur diyebilecek ve buna güce yetecek iradeli ve dahi Allah’tan gayrı kimseden çekinmeyen, halkın derdiyle dertlenen, kaderini ve kederini ve dahi sofrasını paylaşan adil ve dahi dürüst siyasetçilere selam olsun. Size ihtiyacımız var. Yılmayın, yıkılmayın. Allah yardımcınız olsun.

İmanla yaşayıp,  imanla ölmek niyazımla.

Vesselam.

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/2780/siyaset-her-sey-mi.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar