Yeni partiyi kim kuracak?

Dilipak, eski Cumhurbaşkanı Gül'ün seçimden sonra parti kuracağını yazdı.  Bu bir çarpıtma değilse, Dilipak, Gül'ü hiç tanımamış demektir. Çünkü, Gül'ün bugüne kadar çizdiği kompozisyona bakıldığında böyle bir hamleyi ondan beklemek mümkün değil. Yeni bir parti mücadele ve risk demektir. Bunu herkes göze alamaz. CB sistemine geçileceği dönemde Sn. Gül bir iki laf edecek oldu, trollerin saldırısına uğrayınca kenara geçip oturmayı tercih etti. Liderlik kumaşı taşıyanları, -ülke ve millet- meseleleri söz konusu olunca hiç bir güç susturamaz. Gül, fikirlerini savunma dirayetini bile gösteremedi. Keşke o gün susmasaydı da bugün Dilipak'ın yazdıkları doğru olsaydı.

Burada asıl üzerinde durulması gereken -yeni parti -söylentilerinin arka planıdır. Bu söylentiler durup dururken ortaya çıkmaz,  siyasette boşluk varsa yeni partiler konuşulur. Bugün eğer yeni bir parti ihtimali konuşuluyor ve bu toplumda heyecanla karşılanıyorsa bu siyasette -yeni bir partiye ihtiyaç duyacak kadar- boşluk var demektir.

Sn. Akşener'in çıkışını hatırlayın, Bahçeli'nin siyaset tarzından rahatsız olanların tepkisi İYİ partiyi doğurdu. Şartların zorluğuna rağmen Akşener seçimden başarı sayılabilecek bir oy oranı ile çıktı. Dağılmasını arzu edenlerin kombinasyonlarına rağmen İYİ parti dağılmadığı gibi anketlere göre oy oranını biraz daha yukarı çekmesi mümkün görünüyor. Akşener, milliyetçi kesimin beklentilerini kısmen karşıladı ama bugün AK partide toplanan muhafazakarların beklentilerine cevap veremedi. Halbuki Sn. Akşener milliyetçi olduğu kadar muhafazakar bir kimliğe sahip. Ancak muhafazakarların da partisi olacak politikayı oluşturamadı.

Peki, muhafazakar siyasette bir boşluk var mı? Var veya yok diyebilmek için bazı parametrelere bakmak lazım. Milletvekili seçimlerinde AK Parti yüzde 7 civarında oy kaybetti. Yerel seçimler için yapılan kamuoyu araştırmalarında en az bir yüzde 7-10 civarında  oy daha kaybedeceği gözüküyor. MHP ile ittifak yapma düşüncesinin arkasında da bu gerçek yatıyor. AK Partiden kaçan oyların MHP yoluyla yeniden AK partiye dönmesi amaçlanıyor. Böylece AK partinin oyları düşmüş olsa bile MHP ile telafi edilmiş olacak.  Bu tedbir mekanizması muhafazakar seçmenin AK partiden kaçmasını kabullenmekten kaynaklanıyor. Bu noktada söylenecek sözlerden biri de şudur: Dilipak'ın yazısını neredeyse bütün gazeteler manşetten verdiler. Bu kadar ilgi bir beklentinin varlığının ifadesidir.

Yazının başında Dilipak, çarpıtma yapmıyorsa dedim. Bunu şunun için söyledim, bugüne kadar Sn. Gül ile ilgili ortaya ne  kadar iddia atıldıysa hepsi de gerçek dışı çıktı. Gül'ün tavrı bir yerde mücadele varsa ben yokum tavrıdır. Ayrıca Erdoğan'ın karşısına Gül'ün çıkması AK partiye yarar. Bence Dilipak beklentiyi Gül'e yönelterek -parti hazırlığında olan- esas kadroyu ikinci plana düşürerek önemsizleştirmek istiyor. Dilipak gibi kulağı delik bir gazetecinin esas ilgi temerküzünün nerede olduğunu bilmemesi mümkün değil.

Benim bilgilerime göre,  Gül cephesinde değil ama Davutoğlu'na parti kurması yönünde ciddi bir baskının gittiği uzun süredir siyasi kulislerde konuşuluyor. Davutoğlu, AK partide hiç bir akçalı işe karışmamış temiz bir isim. Aynı zamanda önemli ve etkili bir düşünce adamı. Siyasi fikirleri de beklentilere uygun. Başbakanlığı döneminde, kuvvetler ayrılığının altını çizen, hukukun üstünlüğünü savunan,  üslup ve duruşu ile AK partinin en yüksek oy oranına ulaştıran bir siyaset adamı.  Üstelik AK parti tabanında -haksızlığa- uğradığına dair genel bir kanaat var.  Öyle görünüyor ki, yerel seçimlerden sonra siyasette bütün kartlar yeniden karılacak. Eskiden bir Güniz Sokak gerçeği vardı, galiba yakın bir zamanda Türk siyasetinde başka bir sokak ismi çok zikredilecek gibi…

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/2775/yeni-partiyi-kim-kuracak.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar