TÜRK KÜLTÜRÜNDE GERÇEK DIŞI KUŞLAR 1

ANKA KUŞU (Simurg-u Anka/Zümrüdü Anka/Konrul/Tuğrul)

Mitolojiye en çok da Türk Mitolojisi’ ne olan ilgimden dolayı bu anlamda oldukça fazla araştırma yapmaya çalışıyorum. Elime geçen kaynakları, başka kaynaklar ile karşılaştırıyor ve yapılmış tüm çalışmaları öğrenmeye ve arşivlemeye özen gösteriyorum.

Uzun süredir ilgimi çeken konulardan birisi Türk Kültürü’nde yer alan gerçek dışı kuş figürleri. Bu hafta içlerinde en çok bilinen ve birden fazla hikayesi bulunan Anka kuşundan bahsedeceğim.

Dünyada birçok ulusun mitlerine konu edinmiş olan Anka kuşu farklı isimlerle anılmaktadır. Genel olarak  Anka kuşunda otuz kuşun rengi ,büyüklüğü ve özellikleri olduğuna inanılmaktadır. Türk halk kültüründe renginin yeşil olduğuna dair inanışlardan dolayı Zümrüdüanka olarak da bilinmektedir.

Birçok kültürde anlatılan efsanelere göre bu kuş Kaf Dağı’nın tepesinde yaşamaktadır. Çok büyük bir vücuda ve rengarenk kanatlara sahiptir. Bazı efsanelerde tüylerinin iyileştiri gücü olduğundan bahsedilmektedir. Anka kuşunun ateşten ve güneşten yaratıldığına inanılır.

Anka kuşunun Türk İslam sanatında tasviri iki şekildedir. Birincisi koruyucu ruh özelliklerini taşıyarak, iyilik timsali, kahramanların koruyucusu kimliğindedir. İkincisinde ise kötülüklerin temsilcisidir. Firdevsi’nin Şahname’sinde Simurg iyi özellikleriyle yer alır. Zal bir bebek olmasına karşın yaşlı bir çocuk olarak doğar.

Bunun üzerine babası Sam onu istemez ve adamlarına bebeği saraydan göndermelerini ister. Sam’ın adamları bebeği alarak Elburz dağına bırakırlar. Bu dağda yaşayan Simurg’un yavruları acıkınca yuvasından çıkar, bu sırada Zal bebeği görür. Onu da yuvasına getirerek büyütür. Bir gece Sam rüyasında oğlunu görür. Elburz dağına gelerek Simurg’a teşekkür eder ve oğlunu alır. ( Alsan, 2005, s. 95)

Türk ve dünya sanatındaki yerinden ayrı olarak  İslamiyet sonrası dönemde Anka kuşu tasavvufi bir sembol olarak ayrıca şu şekilde anlamlandırılmıştır : “Kainatta tek bir yaratıcı vardır, tüm her şey ona aittir ve ondan izler taşımaktadır. Tüm canlılar için ölüm diye bir son vardır. Fakat tıpkı Anka’nın küllerinden yeniden doğduğu gibi ölümün ardından sonsuz bir yaşam aralanacaktır.

Tasavvufî düşüncede âlem ve tüm eşya, kendilerine mahsus hakiki varlıkları olmayan, sadece hebadan suret bulmuş görüntülerden ibarettirler. “İbn Arabî âlemin maddi varlığına heba, heyula, Anka gibi isimler verir. Çünkü ona göre bu âlemin tıpkı Anka gibi ismi var cismi yok. Veya âlem Anka gibi bir bakıma var, bir bakıma yok. Hem var, hem yok  veya ne var ne de yok.” tur ( Güler, 2014, s.69)

Son olarak  Anka kuşu minyatürlerde, çeşitli seramik formlarda , kadehlerde, çini desenlerinde, kilimlerde ,dokuma kumaşlarda ve ,mozaiklerde olmak üzere birçok alanda sıklıkla kullanılan bir semboldür. Özellikle bebek Zal ile birlikte ele alınan kompozisyonlar da ve minyatürlerde insan ve güneş sembolleri ile birlikte ele alınmıştır. Genellikle ateş ve alevler içinde resmedilmiştir.

Kaynakça
Alsan, Ş. (2005). Türk mimari süsleme sanatlarında mitolojik kaynaklı hayvan figürleri. Doktora Tezi, Marmara Üniversitesi, Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü, İstanbul.
Güler, Z. (2014). Şeyh Galib Destanın’da Simurg Sembolü. https://www.jila.net/makaleler sayfasından erişilmiştir.

Didar Ezgi Özdağ
deozdag@gmail.com

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/277/turk-kulturunde-gercek-disi-kuslar-1.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Yorumlar

ALİ ÇOLAK
27.06.2016 09:48
GÜZEL BİR YAZI OLMUŞ...ELLERİNİZE SAĞLIK..
ALİ ÇOLAK
30.06.2016 16:44
Sayın Özdağ.. Farklı konular içeren makale ve yazılarınızın devamını diler , saygılar sunarım..

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar