Ceren Damar’lar ölmesin

Geçen hafta bir cana daha kıyıldı. Rahmetli Ceren Damar kızımıza Allah rahmet eylesin.  Çankaya Üniversitesi Hukuk Fakültesi Araştırma Görevlisi olan Ceren kızımız daha 24 yaşındaydı ve bir son sınıf öğrencisinin silahlı saldırısı sonucu hayatını kaybetti.

Yazık!... Çok yazık!...

Aslında neredeyse her gün bir cana kıyılıyor. Bazılarını duyuyoruz, bazılarını duymuyoruz. Medyanın yaygınlaşmasıyla, bu tür cinayetlerin toplumsal duyarlılığı arttırması, ilk bakışta önleyici bir gelişme olur gibi görünse de maalesef toplumsal ve bireysel travmayı arttırıyor. Ümitsizlik, güvensizlik, hayal kırıklıkları medyanın manipülatif bir oyuncağı olmak üzere. 

Her gün duyduğumuz, özellikle kadın ve çocuk cinayetleri maalesef toplumun ruhî yapısının hem bozuk olduğunu ve hem de bozulmayı teşvik edecek şekilde sunulmaktadır.

Konunun ailevî ve sosyal yönü olmakla beraber, eğitimin yolda kaldığının bir göstergesi olduğunu da idrak etmek lazım. Zorunlu eğitim yılını arttırdıkça, toplumsal güvenliğin artması beklenirken, tam tersi bir vaziyet yaşıyoruz. Herhalde eğitimi sadece “meslek bilgisi” olarak görüyor, başta toplumsal ahlak olmak üzere insan olma değerini hiç programlara almıyoruz.  Baksanıza özel bir üniversitenin hukuk fakültesinde okuyan bir genç, mezuniyet aşamasına geldiği yılda, sınavda kopya çekmesini engelleyen Araştırma Görevlisini silahla öldürüyor. Yani eğitimin son aşamasına gelmiş biri, ertesi sene adalet dağıtmak üzere olan birisi, hem sınavda kopya çekiyor, hem de Araştırma görevlisini katlediyor. Her öğrencinin kopya çekmesi yanlıştır ama birkaç sene sonra adalet dağıtması beklenen birinin sınavda kopya çekmesi ne rezil bir sonuç!... Bu sonuç üzerine bir cana kıyması daha da kötü bir sonuç!...

Hep söylüyorum… Eğitim-öğretim sonuç odaklı değil, süreç odaklı olmalı. Öğrencinin tek beklentisi sınavda başarılı olup bir an önce diplomasını alıp hayata atılmak!... Yeterli donanımı olup olmadığı hiç düşünülmeden istenen diploma ve iş talebi…

Kendisini sadece sonuca kilitlemiş bir öğrencinin yaşattığı trajedi pek çok sorumlusu vardır elbette ama “sonuç odaklı eğitim”in bu trajedideki sorumluğu inkâr edilemez. Eğitim-öğretim sürecinin kazanımlarıyla ilgili hiçbir bilinç geliştirmeyen bir genci eğitim ve sosyal ortama entegre etmenin önünde engeller vardır. Şayet bu egenller sistem veya aile tarafından ortadan kaldırılamamışsa, gençler sonuç odaklı ve “ben merkezli” bir hayat anlayışı anaforunda yok olup giderler. İşte bazıları da sadece kendilerini mahv etmezler; Ceren gibi bir cancağıza da kıyarlar.

İşte gitti gepegenç bir kızımız!...

Ne sistemi sorguladık, ne eğitimi ve ne de zihniyeti!... Yavrucuğumuzun katledilmesi, poşet kadar etkili bir şekilde gündeme gelmedi. Maalesef üniversiteler sustu, siyasî partiler sustu, STK’lar sustu. İnşallah bu tür suskunlukları bedelini daha ağır bir şekilde ödemeyiz.

Sevgili yavrumuz Ceren Damar’a tekrar Allah’tan rahmet diliyorum.  Eğitim camiasının başı sağ olsun.

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/2755/ceren-damarlar-olmesin.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar