“NUR TOPU SAVAŞÇILAR” KİMİN ESERİ?

Geçen yazımızda Müslümanların ya da bütün olarak İslam’ın nasıl Batı dünyası tarafından hem de resmi olarak düşman ilan edildiğini anlatmıştık.

Özellikle NATO’nun 1991 yılında yeni düşman olarak fundamentalist İslamî hareketleri görmesi ve hedefe bu bahane ile Müslümanları koyması, diğer güçlerle birlikte ismi konulmamış bir “haçlı seferi”nin başladığını ilan etmiş oluyordu.

Bunun ardından hepimiz, 11 Eylül 2001 tarihinde Amerika’da İkiz Kuleler ile birlikte Pentagon’un vurulmasından sonra, dönemin ABD Başkanı George Bush’un “Terörizme karşı yürütülen haçlı seferi olacak, bu savaş uzun sürecektir” beyanatını çok iyi hatırlıyoruz.

Nitekim 2011 tarihinde Libya’ya karşı başlatılan savaşı da Fransa Devlet Başkanı Sarkozy, “Libya’ya karşı NATO’nun kullanılması, bir Haçlı Savaşı’dır” diye haykırmıştı. Koalisyon güçlerinin Libya’ya karşı başlattığı bu çıkarmayı, Fransa İçişleri Bakanı Claude Gueant ile birlikte Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin de “Haçlı Seferi” olarak tanımlamışlardı.

İster niyetler gizlensin, ister yukarıda ifade ettiğimiz isimler gibi açıkça ortaya konulsun, İslam coğrafyası top yekûn barbarca bir istila ve savaş ile karşı karşıyadır.

Batı dünyası, bu haçlı zihniyetinin başlattığı savaşı meşrulaştırmak için bir argümana ihtiyaç duymaktaydı. Onu icat edip piyasaya sürmede de hiç zorlanmadı. Bilmeliyiz ki, büyük devletler tek topla sahaya çıkmazlar; devletin büyüklüğüne göre top sayısı artar. Çünkü oyunu birkaç yüzle oynarlar.

Bu savaşın  meşru argüman ve aletleri, silah sektörüne sahip ülkeler tarafından finanse edilen terör örgütleridir.

Amerika Birleşik Devletleri’nin Dışişleri Bakanlığı internet sitesinde, elliden fazla yabancı terör örgütlerinin isimleri yazılıdır. Listede isimleri yazılı terör örgütlerin kesif çoğunluğunu “İslamî terör örgütleri” diye yaftalananlar oluşturmaktadır. Burada İslamî terör örgütü diye nitelenen ve en erken listeye alınan örgütün kayıt tarihi 1997’dir. Yani NATO’nun yeni strateji konseptini kabul ettiği ve İslamî fundamentalist hareketleri düşman ilan ettiği tarihten tam altı yıl sonradır.

İnsanın aklına şu sorular geliyor:

Neden NATO konsept değiştirmeden önce İslamî terör örgütleri yoktu?

Peki NATO yeni strateji konseptini belirlemeden yani İslamî fundamentalist hareketleri düşman ilan etmeden önce İslam dünyasında sömürü, haksızlık, adaletsizlik ve zulüm yok muydu? Bu adaletsizlik, sömürü ve zulme karşı neden o zamanlar silahlı bir mücadeleyle karşı koymak kimsenin aklına gelmedi?

Niçin NATO konsept değiştirmeden önce İslam ülkelerinde İslamî terör örgütleri denilen suç örgütleri yoktu da, NATO konsept değiştirdikten sonra her tarafta pıtırak gibi birden bire bir sürü İslamî terör örgütü zuhur etmiştir?

Kaldı ki, Rusya’nın Afganistan’ı 1979 yılında işgal ettikten sonra onunla mücadele etmesi için Amerika tarafından kurulduğu bilinen el-Kaide örgütü bile, listeye ancak 1999 tarihinde girmiştir. Demek ki bu örgütü yeni konsepte göre hizmet ettirmek ve dönüştürmek biraz zaman almıştır.

Anlaşılıyor ki, bu tür terör örgütleri birilerinin canı istediği zaman zuhur etmiş ve onların yeni sömürü düzenlerine, enerji kaynaklarını kontrol ve yeni enerji koridorlarını oluşturmaya hizmet edecek şekilde dizayn edilmiştir.

Üstelik İslamî olduğunu iddia eden bir örgütün, hareket çerçevesini İslamî esasların belirlemesi ve kayıt altına alması gerekmez mi?

Bırakın Müslümanları, sıradan insanları bile tiksindirecek cinayetlere imza atan, kameralar önünde şov yaparcasına insan kellelerini uçuran bu aşağılık maskeli insanların yaptıklarıyla da, başta Batı dünyası olmak üzere bütün dünyada yükselen İslam trendine karşı, “bu vahşilerin dinine mi girmek istiyorsunuz?” mesajı verilmek istenmektedir.

Çünkü Batı’da yapılan ilmî araştırmalar (PewResearch Center, 21.01.2016), hem dünyada hem de Amerika Birleşik Devletleri’nde giderek yükselen dinî anlayışın İslam olduğunu ortaya koymaktadır.

İslam adına savaştığını iddia eden ve Allah için savaşan insanlar niçin yüzlerini kapatma gereğini duyuyor? Demek ki, bunların önemli bir kısmı gizli servis elemanlarıdır. Yüzlerini açtıkları takdirde deşifre olma ihtimalleri vardır.

Temelde merhamet dini olan İslam’ı, merhametsiz göstermeye çalışan zalimler, bu dinin ürettiği tipler değil, Batı’nın eseri ve malıdır.

Batı kendince çirkin planlarla bu gelişmenin önünü almak ve sömürülen toprakları ve içten ele geçirdiği insanları elinden kaçırmak istememektedir.

Başta Ortadoğu olmak üzere İslam coğrafyasının çoğu yerinde ateş ve barutun eksik olmamasının bir sebebi budur.

Bu kirli savaşın ne şekli ne de ilkeleri İslamî değildir!..

Bu kirli savaşın stratejisi ve ortaya konuluşu bize, bir zamanlar meydanlarda kitap yakıp bir süre sonra aynı meydanlarda insanları yakan Batılı vahşileri hatırlıyor.

Kendini modern diye tanımlayan Batı, şimdi top yekûn kendilerinden olmayan bir coğrafyayı yakıyor.

Elbette bu zulüm ve vahşi istilanın bir gün sonunun geldiğini göreceğiz. Bu da, İslam dünyasının olan olayları çözmesine ve dayanışmasına bağlıdır.

İslam dünyasının aydınları ve yöneticileri üzerlerine düşen görevleri yaptıkları ve Müslümanları uyandırdıkları zaman bu çark tersine dönecektir.

Abdullah b. Zübeyir’in üzerine orduların geldiği anda söylediği şu haykırışını, bütün dünya bir kez daha buradan duymalı: “Vallahi Hak sahibi zelil olmaz, bütün dünya üstüne gelse bile. Vallahi batıl ehli de aziz olmaz, şakağından ay doğsa bile!..”

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/275/nur-topu-savascilar-kimin-eseri.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Yorumlar

Sanattarihci
24.06.2016 03:02
Sayın Hocam güzel ozetlemissiniz .İslamin üzerine haçlı seferleri ta eskilerden beri var zaten modern anlamda günümüzde ıslama yönelik islamin kimlik yapısına ters birçok yapılanma var.Çıkarlar uğruna bunlar çıkartılır ve kaldırıldılar bir nevi nabız yoklama diyebiliriz.Batının düşüncesinde hep bir nabız yoklama olarak kullanılmıştır güzel İslam kimliğine zarar verilmek istenmiştir.Bizlere düşen sanir im biraz daha uyanik olmak.

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar