Karşı mahallenin hindisi!

1.

Oldukça eski bir hikayedir bu!

Her miladi yılbaşından epey önce başlar ve miladi yılın ilk ayının ortalarına kadar devam eder.

Yaklaşık olarak bir aylık bir süredir bu...

Bilindiği gibi, kadınıyla erkeğiyle, genciyle yaşlısıyla, okumuşuyla okumamışıyla ülkemiz insanı, soya ve huya çekim olarak, bazı konularda ileri derecede uzmandır.

Her kesimden insanımızın uzman olduğu konulardan birisi genel olarak dinimiz yani İslam, özel olarak miladi yılbaşlarında başları kesilerek kökleri kurutuldu denecek kadar telef edilerek midelere indirilen hindilerdir.

Komşu mahallelinin midesine indirilen hindi, bu kutlu yolculuğa elbet tek başına gidecek değil ya!

Karşı mahallelinin hindisi yanına, adını bildiğimiz veya bilmediğimiz alkollü içeceklerle birlikte envai çeşit çerezleri de alır ve kadınıyla erkeğiyle karşı mahallelinin midesine öyle iner.

Belki Cumhuriyetle başlayan ve benim yarım asrı aşkın bir süredir şahit olduğum, karşı mahallenin bu miladi yılbaşı şöleni bizim mahallenin insanlarının İslami hassasiyetlerine oldukça fazla dokunur ve yaklaşık bir ay boyunca yazarak, çizerek, hakaretler ederek bu tür bir yılbaşı kutlayışına olan karşıtlıklarını en veciz (!) şekilde ortaya koyarlar.

Bu veciz (!) karşı koyuşun sonunda olumlu bir netice alabilirler mi?

Elbet alamazlar!

Bu karşı koyuşun sonunda olumlu bir netice alamayacaklarını bilmezler mi?

Bilirler!

Olumlu bir netice alamayacaklarını bildikleri halde bu veciz (!) karşı koyuşa neden tevessül ederler?

Tevessül ederler, çünkü karşı mahallenin insanlarıyla kurban bayramından kalan bir hesaplaşmaları vardır.

Çünkü karşı mahallenin insanları, bizim mahallenin insanlarını kurban bayramında, kurban adı altında hayvan katliamı yapmakla suçlamışlardır.

Bizim mahallenin insanları da, işte bu hayvan katliamı hesabını görmek için, hindi üzerinden karşı mahallenin insanlarına saldırıya geçerler.

Bu hesaplaşma için sordukları soru açık ve nettir:

Bizim ki hayvan katliamı da sizin ki hayvan katliamı değil mi?

Oysa bu soru bizim mahallenin insanlarının daha baştan yenilgileri demektir.

Fakat bizim mahallenin insanları bu yenilginin farkında bile değillerdir.

Öyle ya!

İşte sorularını sormuşlar, sözlerini söylemişler ve karşı mahallenin insanlarını susturmuşlardır.

Bizim mahallenin insanları karşı mahallenin insanlarına sorularını sormuşlar, sözlerini söylemişler ve onları susturmuşlarken, nasıl oldu da yenilgiye uğradılar diye mi soruyorsunuz?

Bizim mahallenin insanlarının karşı mahallenin insanlarına soruları neydi?

Bizim ki hayvan katliamı da, sizin ki hayvan katliamı değil mi?

Eğer karşı mahallenin insanları “bizimki de hayvan katliamı sizinki de hayvan katliamı” demiş olsalar, bizim kurbanlarımız durduk yerde “katliama uğramış hayvanlar” sınıflamasına giriyor.

Yok eğer karşı mahallenin insanları, “biz yanıldık, sizinki de hayvan katliamı değil, bizimki de hayvan katliamı değil” demiş olsalar, bizim mahallenin karşı mahalleye başlattığı hindi saldırısı boşa düşüyor.

Bu durumda bizimkiler ne yapmış oluyorlar?

Eskilerin tabiriyle ayaklarına kurşun sıkmış olmuyorlar mı?

Anlaşılacağı gibi, neresinden bakarsak bakalım, bu millete hiçbir faydası olmayan, sadece iki mahalle arasındaki çatlağı derinleştiren, böylece haçlı batının ekmeğine yağ sürdüren, yersiz bir kavga bu!

*

2.

Biz, bir güzel insanın ifadesiyle “ana rahminde darbe yemiş olan bir ceddin nesliyiz”.

Hadsiz hesapsız kayıplarımız var...

Tıpkı o güzel topraklarımız gibi, bedenen, zihnen, ruhen erozyona uğramışız, çoraklaşmışız, verimsizleşmişiz...

Kitabın kavline göre Müslümanlığımızı kaybetmişiz...

Bunun doğal sonucu olarak, genel geçer bir ifadeyle, inandığımız gibi yaşayamayınca, yaşadığımız gibi inanmaya başlamışız...

Ve elbet ceddimizin taklit edilen konumundan düşüp, taklit eden konumuna gelmişiz.

Her şeyimizle taharetsiz, nesepsiz, nikahsız haçlı batıya benzemek için adeta birbirimizle yarışa girmişiz.

Biraz kurtardığımız cenaze merasimimiz dışında, her şeyimizle batıya, batılıya, batıla benzemişiz.

Böyle bir benzeşme durumunda kalkıp da, O Güzel Nebi’nin (sav) “bir kavim/ topluluk kime benzerse ondandır” hadisini karşımızda gibi gördüğümüz insanlara kullanamayız.

Bu büyük haksızlık olur...

Çünkü sadece karşı mahallenin insanları değil, milletçe batıla, batıya, batılıya benzemişiz.

Bu benzeyişten kurtulmanın çaresi karşımızda gibi gördüklerimizi suçlamak, onları ötelemek, onları karşımıza almak olmamalı...

İçimizdeki bir avuç Truva Atı Ashabı ve Boğaziçi Aşiretinin yönlendirmesiyle birbirimize düşmemeliyiz.

Bu karşı oluşun, bu birbirimize düşüşün, bu boğaz boğaza gelişin, bu millete, bu devlete, bu vatana, bu coğrafyaya, umutlarını bizlere bağlamış bu ümmete ve dünyanın ezilmiş insanlığına hiçbir faydası yok!

Öyleyse mi?

Düşünelim, bu kayıplarımızdan nasıl kurtulabiliriz diye...

Bilelim, günü gelince bu kayıplarımızdan mutlaka kurtulacağımızı...

İnanalım, bu kayıplarımızdan kurtulduğumuzda bir diriliş nefhasıyla ayağa kalkacağımıza...

Çünkü bekleniyoruz!

Ve beklenen mutlaka gelir...

Nasıl mı?

İşte şöyle...

*

3.

Bekleyiş

...

Bir kış beyazlığı gibi gel yavrum

Bir kış beyazlığı gibi

Affı getir mağfireti getir

Rabb’ın tükenmez hazinesinden

Ve insanların kusurunu insanların günahını

Bir tövbe gibi ört

Ve bağışlanmayı ve bağışlanmayı öğret

Bir kış beyazlığı gibi gel yavrum

Bir kış beyazlığı gibi

Bir aşk gibi bir sevda gibi gel yavrum

Bir aşk gibi bir sevdalı gibi

Sevgi getir muhabbet getir

Aralarındaki kini dargınlığı kaldır insanların

Ve sevmeyi ve sevilmeyi öğret

Ve huzuru ve barışı

Ve dost olmayı ve dost olmayı öğret insanlara

Bir aşk gibi bir sevda gibi gel yavrum

Bir aşk gibi bir sevda gibi

Bir sahabi gibi gel yavrum

Bir sahabi gibi

Kur’an’ı getir sünneti getir

Ve islamı yeniden öğret insanlara

Ve çileyi ve fedakarlığı

Ve kardeşliği ve kardeşliği öğret

Bil ki insanlık seni bekliyor

Ve ben seni bekliyorum

Bir sahabi gibi gel yavrum

Bir sahabi gibi

(1987)

*

2019 yılının, aziz milletimiz ve topyekun İslam dünyası için uyanış ve diriliş yılı olması umuduyla, cümlenize hayırlı, huzurlu, sürurlu bir yıl diliyorum...

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/2741/karsi-mahallenin-hindisi.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar