KİTLEDEN KÜTLEYE?

Eklenme Tarihi: 23.06.2016 09:00:50 - Güncellenme Tarihi: 19.01.2020 21:24:45

Toplum, toplum olma özelliğini yitirmeye yüz tuttuğunda, maşeri vicdanını, genel iradesini de kaybeder. Ortak duygu, düşünce, hareket kabiliyetini ama en önemlisi de vicdanını kaybeder. Toplumu ayakta tutan, elbette kültürel değerleri, ahlak ilkeleri ve inançlarıdır. Ama bütün bunlar toplumu, vicdanını ve iradesini koruma ve sürdürme hususunda takviye edemez hale geldiyse artık orada toplum olma özelliği de kaybolmuş demektir.

Sanal, gerçeklikle olan ilişkisi kesilmiş, adeta gölge bir duruma dönüşmüş, değerler bakımından canlılığını ve ideallerini kaybetmiş insanların oluşturduğu yan yanalık, toplum olma özelliğini sağlamaz. Ruhunu kaybetme denilen bu durum, ruhsuzluk olarak tanımlanan ya da tasvir edilen bu durum, kitleyi kütle haline getirir ve özne olma özelliği ortadan kalkar.

Özne, en önemli olarak kendisi hakkında bir fikir sahibi olan ve kendi bilinci üzerinde hâkimiyet kurabilen varlıklar için geçerli bir kavramdır. 

Kendi durumu hakkında herhangi bir fikri olmayan, ne yapacağı konusunda da bir düşünceye sahip olmayan kişi, kurum ve toplumlar için kullanılabilecek olan en uygun kavram, şapşallıktır.

Şapşal, kendisini olaylar karşısında disipline edemez ve karar alamaz. Kriz, güçlü irade sahibi insanlar ve toplumlar için olumlu sonuçlara sebep olur. Çünkü en önemli ve hem kendimizi hem de içinde yaşadığımız toplumu olumlu olarak etkileyecek kararlar, kriz dönemlerinde alınan kararlardır. Kriz, güçlüleri yaşatır, zayıfları yok eder. 

Kendi iradesini uygulama ve sorumluluğunu üstlenme konusunda cesaret sahibi olamayanlar, özgürlüklerini ve şahsiyetlerini, daha da ötesinde ahlaki bir varlık olma niteliklerini kaybederler. Ahlaki varlık olma niteliğini kaybetmek, kendi varlığımız üzerinde bile söz söyleme hakkımızın olmadığı anlamına gelir.

Kişileri ve bütünüyle toplumu bu olumsuz duruma getiren şey, önemli ölçüde aklıdan uzaklaşmaktır. Akıl, hem kendimiz hem de toplum için makul olanın ölçüsünü verir. Onu ortadan kaldırdığımızda akıldışılık egemen olur. Akıldışılığın egemen olduğu durumda da, her şey mubah hale gelir.

Her şeyin mubah hale gelmesi, bütün eylemleri ahlaki bakımdan eşitler. İyi-kötü, güzel-çirkin, doğru-yanlış değer çiftleri anlamını yitirir. Amaçlar ile araçlar yer değiştirir. Vefa duygusu, dostluk, arkadaşlık, fedakârlık, feragat edebilme, başkasının iyiliğini isteme, ideal değerler için mücadele etme gibi duygular, düşünceler ve eylemler ortadan kalkar. Ahlak, olsa olsa şartlı önerme ve emirler kategorisine iner.

Vicdanın değil ama koşulların etkisi ahlakın zeminine yerleşir. ?Siz olsanız ne yapardınız?? sorusu, en sık sorulan soru olur. Oysa bu soru, tuzak bir sorudur. 

Yanlış sorular, cevapları peşinen yanlış olmak zorundadır. Aklı yitirdiğimizde her an bu yanlışın içindeyiz demektir. Böyle bir yanlış içinde olmak bizi, ya cevapları belli sorularla ya da cevapsız sorularla muhatap kılar. Yaratıcı ve yeni olanı keşfedici bir düşünme hiçbir zaman gerçekleşmez olur.

Ortalıkta sadece içi boş nutuklar gezer. Sahici sorunlar göz ardı edilir. Çünkü toplum, çözme cesaretine sahip olmadığı sorunları gündemine almaz. Sorunlar ve sorular ne ise cevaplar da aynı niteliğe sahiptir.

Sahte soruların cevapları sahte, sahte sorunların çözümleri de sahtedir. 

 

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/274/kitleden-kutleye

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

19.05.2019 Medeniyet Tasavvuru
27.01.2019 HAYAT: Yeniden bir daha mı?
06.01.2019 Bedenin değeri ve öldürme
03.06.2018 Mücadele ve insan
27.05.2018 Bir garip tahlil...
25.03.2018 Bir Hareket ve Fikir Adamı Olarak Topçu Paneli
25.02.2018 Kendini Aşan Düşünce
11.02.2018 Milliyetçilik mi? Ama Nasıl Bir Milliyetçilik?
04.02.2018 Hakikate karşı suç işlemek
28.01.2018 Kötülük, İnsanın Bir Vehmi mi Gerçeği mi?
21.01.2018 SAVAŞ VE OYUN
14.01.2018 KENDİMİZİ NASIL İNŞA EDER VE ANLARIZ?
29.12.2017 NEREDE KALMIŞTIK?
27.12.2017 NEDEN GERİ KALDIK?
14.12.2017 NURETTİN TOPÇU'YA GÖRE RÖNESANS İHTİYACI
08.12.2017 NURETTİN TOPÇU'NUN ANADOLU MİLLİYETÇİLİĞİ VE SOSYALİZMİ
30.11.2017 NURETTİN TOPÇU'NUN DEMOKRASİ KARŞISINDAKİ TUTUMU
24.11.2017 BATICILIK, TÜRKÇÜLÜK ve İSLÂMCILIK KARŞISINDA NURETTİN TOPÇU-2
22.11.2017 BATICILIK, TÜRKÇÜLÜK VE İSLÂMCILIK KARŞISINDA NURETTİN TOPÇU-1
18.11.2017 Kerime Yıldız?a Nazire: SİNEMADAN FELSEFEYE...
02.11.2017 VEFA ÖDÜLÜ VE TOPÇU
13.08.2017 KİTLELEŞME, KİŞİ OLMAYI YOK EDER...
23.07.2017 AKLA DUYULAN İHTİYAÇ
16.07.2017 KALKIŞMANIN ÜZERİNDEN BİR YIL GEÇTİ?
02.07.2017 HAKİKAT VE DOST
11.06.2017 AHLAK VE DİN İLİŞKİSİ ÜZERİNE KISA NOTLAR?
03.06.2017 BİLİM-FELSEFE VE SANAT İÇİN?
21.05.2017 POZİTİVİZM Mİ?
13.05.2017 YÖNETİCİLİK İLE MUTLULUK BAĞDAŞIR MI?
07.05.2017 ÖLÇÜ MESELESİ
23.04.2017 ÇOCUKLAR VE OYUN
16.04.2017 ZAMAN-İNSAN İLİŞKİSİ
02.04.2017 SORUNLAR KARŞISINDA AKADEMİSYEN
19.03.2017 İNSAN DÜNYASI: ANLAŞILMAYI BEKLER...
12.03.2017 AVRUPA VE KRİZ
25.02.2017 BİLME İSTEĞİ: BİLİM VE FELSEFE
12.02.2017 İKİ DÜNYA: EVET-HAYIR
29.01.2017 Gerçekliğin Sözünden Sözün Gerçekliğine...
22.01.2017 TARİHİN SONUNDA DEĞİLİZ...
12.01.2017 NEREYE GİDİYORUZ?
29.12.2016 TARİHE BAKIŞ
25.12.2016 MİLLİLİK ESAS OLMALI
22.12.2016 BİR DEĞERLENDİRME
06.11.2016 ÜNİVERSİTELER VE REKTÖRLÜK SEÇİMLERİ
30.10.2016 CUMHURİYET
27.10.2016 ÖZGÜRLÜK VE SORUMLULUK ÜSTÜNE
16.10.2016 YOKSULLUK ve ADALET
09.10.2016 ANADOLU İRFANI
02.10.2016 EĞİTİM SORUNUMUZ
25.09.2016 KRİZ
21.08.2016 AMAN ALLAHIM!..
17.07.2016 DARBE
30.06.2016 İNSAN VE SORUMLULUK
23.06.2016 KİTLEDEN KÜTLEYE?
19.06.2016 HAYATA DAİR BİR KAÇ SÖZ
16.06.2016 YAZIYA KARŞI KONUŞMA
12.06.2016 OKUMAK
09.06.2016 İLK YAZI