Ersun Yanal kötü gidişe dur diyebilecek mi?

Nihayet beklenen oldu ve Fenerbahçe’ye son şampiyonluğu kazandıran Ersun Yanal ikinci kez teknik direktörlük koltuğuna oturdu.

Ama ne koltuk! Alevler içerisinde…

Ve doğrusu, öyle her babayiğidin harcı değil, böylesi riskli bir dönemde kriz halindeki bir takımın başına geçmek. Hem de söz konusu takımın milyonlarca taraftarı, gelmeyen başarılar ve içine düşülen durumdan dolayı uzunca bir süredir burnundan ateşler soluyorken…

Düşünsenize önünüzdeki tablo kulüp tarihinde hiç görülmemiş. Takım haftalardır yenilgi üstüne yenilgi almış, puan üstüne puan kaybetmiş. Ve nihayet düşme hattının içine demirlemiş. Yani hangi açıdan bakılsa, kelimenin tam anlamıyla içler acısı bir durum.

Böyle bir durumda iki tür teknik direktör ateşten gömleği giyebilir/di.

Birinci grupta yer alanlar, kariyer derdi olmayan, başarılı olursa alkışlanan, takımı ligde tutmayı başaramadığında ise, “takım zaten düşüyordu, hoca n’apsın” denilenler… Hemen aklınıza birkaç ismin geldiğini tahmin etmek güç değil.

İkinci gruptakiler ise, bilgi birikimlerine yani donanımlarına güvenen “A Sınıfı” teknik adamlar. Bu grupta yer alanlar, genelde, başına geldikleri takımı başa güreştiren, şampiyon yapmak için uğraşan ustalar olmakla birlikte, bazen de çetrefilli durumlarda iş başına gelerek üstatlıklarını farklı bir bağlamda göstermeye çalışan özel hocalardır.

Ersun Yanal’ın ikinci grupta yer aldığını, futboldan anlayan her vicdan sahibi teslim edecektir.

Gençlerbirliği’ne harika futbol oynatıp, büyük başarılar kazandırdığı dönemlerde çıktığı ülke vitrininden bir daha inmedi. Bugünkü kariyerini kazandıran ve haklı şöhretini getiren en büyük özelliği ise, işini “bilgi odaklı” yapıyor olması.

Ne var ki, bu kez işi çok zor. Siyaset diliyle söylenecek olursa, “enkaz devraldı” Ersun Hoca.

Sorumluluğu çok büyük... Zira taraftar yıllardır şampiyonluk hasretiyle yorulmuşken, şimdi bir de küme düşme kaygısı içerisinde. Hiç de alışkın olmadığı bir ruh hali. Sokağa çıkacak, çıksa da başını kaldıracak durumda değil. O kadar yani…

Şahsen, bu tabloda dahi ‘bilinen Ersun Yanal’ın başarılı olacağına ve takımı önce ilk on içerisine, oradan da -diğer takımların performansına da bağlı olarak- ilk beşe taşıyabileceğine inanıyorum. Ancak bir değil, birkaç şartla…

Her şeyden önce, kulüp yönetiminin, enkazın sorumlularından biri olan Phillip Cocu’ya verdiği kadar açık ve geniş bir kredi vermesi gerekir Ersun Hoca’ya. Bir buçuk yıllık sözleşme bunun işaretini veriyor. Bu anlamda güzel bir başlangıç…

İkinci olarak, Comolli’nin yaptığı transfer yanlışları son derece aşikâr olduğu ve aynı yanlışa bir daha düşme lüksü de kalmadığı için, yönetim, Ersun Hoca’nın transfer isteklerine rıza göstermek ve bu anlamda da hocayı desteklemek durumunda.

Buna bağlı üçüncü şart, kadronun en az yüzde elli oranında değiştirilerek, yepyeni bir takım kurulması.

Neden? Çünkü takımdaki oyuncu kalitesi inanılmaz derecede kötü. Özellikle bu sezon gelen yabancıların futbolcu olup olmadıkları bile tartışılır. Benzia, Slimani, Jailson, Frey, Isla, Dirar, Reyes… Medyaya bakılırsa, tartışırken birbirlerine “sen buraya torpille mi geldin” diyorlarmış. İnanılmaz!

Bu isimlerle hiç zaman geçirilmeden, devre arasında yollar ayrılmalı. Neustadter, Skrtel gibi bazı isimlerin de alıcıları çıkmadığı için satılamadığını hatırlayarak, onları da takımda düşünmemek gerekiyor. Şahsen hangi üstün özelliğinden dolayı alındığını halen anlayamadığım İsmail Köybaşı ve istikrarsız Şener ile Ozan ve Kameni de yolcu listesinde yerini almalı.

“Çubuklu”nun şahsında söylenecek olursa, Fenerbahçe formasının bu isimlere fazla bol geldiği görülmeli artık.

Geriye kalan Mehmet Topal, Valbuena ve Hasan Ali gibi deneyimli oyuncular ile ümit veren genç isimlerin yanına, hemen ilk onbire girecek marka oyuncular şart, içine düşülen çukurdan hızla çıkabilmek için.

Dördüncü şart ise, Fenerbahçe’nin asıl sahibi olan vefakâr taraftarın, başkan Ali Koç’a verdiği sınırsız desteği aynıyla, hatta daha fazlasıyla Ersun Hoca’ya vermesi.

Uzun vadeli düşünüp sabretmeli taraftar. En küçük puan kaybında hocayı ve futbolcuları eleştiri yağmuruna tutmamalılar. Yanal, hem değerli kariyeri, hem de Fenerbahçe’nin son şampiyonluğunun mimarı olarak bu desteği fazlasıyla hak ediyor zira.

Bu bağlamda taraftarın, takımın bu haline bakarak, taraftar baskısı ve korkusu sebebiyle yüksek ücret karşılığında bile bazı oyuncuların gelmek istemeyebileceğini mutlaka göz önünde bulundurması gerekir.

Sonlarına geldiğiniz işbu yazı, Fenerbahçe’nin Antalya maçından saatler önce yazıldı ve yazı işlerine gönderilmek üzere rafa kaldırıldı. Çünkü Fenerbahçe’nin yapması gerekenler, bir maçı kazanmanın çok ötesinde işler. Antalya maçı kazanılsa da, kaybedilse de bu gerçek değişmeyecek.

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/2732/ersun-yanal-kotu-gidise-dur-diyebilecek-mi.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar