Biz neye karşıyız, PKK’ya mı devletleşmeye mi?

ABD’nin Fırat’ın doğusundan çekilmesi bölgede oluşturmak istediği yapıdan vazgeçmesi anlamına gelmiyor. Esas önemli olan, ABD’nin PKK üzerinden oluşturmaya çalıştığı terör devletinden vazgeçmesidir.

Bazı yazarlar, Trump’ın açıklamalarını neredeyse milli bir zafer gibi ilan ettiler. İşin içine şu veya bu partinin yandaşlığı girince gerçek görünmez hale geliyor. Biraz daha gaz verilse, ABD korktu kaçtı diyecekler. Nasıl olsa her yalanı yutan, muhasebe yapmayı unutmuş bir kitle var.

Oysa ABD’nin bugüne kadar ki uygulamalarına bakarak daha ihtiyatlı davranmamız gerekirdi. YPG’yi eğiten, silahlandıran, bölgedeki Kantonları himayesine alan ABD’den başkası değil. Giden bir ülke bölgede o kadar üssü niye açar? Gazetelere yansıyan bilgilere göre ABD’nin bölgede iki hava üssü, yedi askeri noktası var. Bu üs ve askeri noktalar kaldıkça ABD’nin bölgeden çekildiğini söylemek fazla iyimserlik olur.

Trump, esas amaçlarının DEAŞ’la mücadele olduğunu, onu yendiklerini ve görevlerinin bittiğini söylüyor ama DEAŞ’ı Ortadoğu’ya müdahale edebilmek için ileri süren de ABD’ydi. Yani yangını çıkaranla, yangını söndürmek için itfaiyeci rolünü oynayan aynı güç.

ABD’nin Suriye’yi terk etmesi, DEAŞ öncesi döneme dönülerek Suriye’nin toprak bütünlüğünün kabul edilmesi anlamına gelir ki bu aynı zamanda BOP’un çöp tenekesine atılması demektir. ABD böyle bir dönüşe evet der mi, hiç sanmıyorum. Her işgal insanlar ve coğrafya üzerinde kalıcı izler bırakır. ABD Irak’a da girdi ve çıktı. Çıktı diye Irak işgal öncesi döneme dönmedi. Tam tersine ABD’nin şekillendirdiği gibi duruyor.

Bugün karşı çıktığımız Fırat’ın doğusundaki yapının benzeri Kuzey Irak’ta da var. Fırat’ın doğusu ile aralarındaki fark, birinin Barzani-Talabani gruplarınca ötekinin PKK tarafından kontrol ediliyor olmasıdır. Burada karşımızı şöyle bir soru çıkıyor, biz neye karşıyız. PKK’ya mı yoksa bölgede oluşturulacak ayrı bir devlet yapılanmasına mı? Eğer hedef devlet yapılanmasıysa -ki doğru olan budur- o zaman her iki bölgedeki oluşumlara aynı hassasiyetle yaklaşmalıyız. Üstelik, Irak sınırı denetlenebilirlik bakımından Suriye sınırından daha zor bir sınırdır. Fırat’ın doğusu, Irak sınırı kadar engebeli, arızalı bir sınır değil. Sızmalara daha müsait olan Barzani-Talabani bölgesidir. Türkiye’ye yönelik saldırılar da daha çok bu bölgeden geliyor.

Hülasa, ABD açıklaması çok fazla şey ifade etmiyor. Temennimiz ABD’nin terör örgütlerinin hamisi olmaktan vaz geçip -demokrasi,özgürlük ve adalet- diye nitelendirdiği Amerika rüyasına uygun hareket etmesidir. DEAŞ’a karşı çıkmanın yolu başka bir terör örgütünü himaye etmek değildir. ABD ne zaman Ortadoğu’yu İsrail’in çıkarlarına göre tanzim etmekten vaz geçerse o zaman gerçek bir çıkmadan söz edilebilir. Onun için Trump ve Beyaz Saray’ın açıklamalarına ihtiyatla yaklaşmak gerekir. Bu asla biz çıkıyoruz siz istediğinizi yapın anlamına gelmiyor.

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/2724/biz-neye-karsiyiz-pkkya-mi-devletlesmeye-mi.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar