BİZE LAZIM OLAN

Var oluştan bu yana hayatın anlamının ne olduğu, düşünen insan için en çetin sual olmuştur. Ve nice insan, hayatı anlamlandıramadan göç edip gitmiştir ebedi hayatın meçhul bozkırlarına…

Tarihe silinmez izler bırakmış ve adını altın harflerle günümüze taşıtmayı başarmış bilge insanların yazdıklarından ve yaşadıklarından anladığım yegâne gerçek şudur ki; hayat denen esrarengiz peri, kimseyle paylaşmadığı en gizemli sırlarını daha ziyade kendisine coşkuyla kucak açanlara fısıldar.

Hayatı anlayabilmek için tıpkı güneşin büyük bir şevkle dünyayı aydınlatmaya devam ettiği, bulutların sere serpe göğün üstüne yayıldığı ve yağmurun ipil ipil süzülerek toprağı kucakladığı gibi coşkuyla dolu olarak yaşamamız gerekmez mi?

Ve var oluşumuzun gerçek anlamı, sarmaşıkların ağaca sarıldığı gibi hayatın kollarına bitip tükenmek bilmeyen bir şevkle tutunabilmek, varlığa coşkuyla sarılıp tanışmak, barışmak, karışmak ve varlığın içinde şevkle eriyip gitmek değil midir?

Gündelik yaşantımızda bin bir sorunla karşılaştığımız doğrudur. Üst üste gelen pek çok olumsuzlukların kolumuzu kanadımızı kırdığı da doğrudur. Çoğu zaman ruhumuzun üzerine kara bulutlar gibi çöken durumlarla karşılaşır ve umutsuzluk çöllerine savruluruz biteviye. Ama bizler şüphesiz bütün bu ümidimizi tüketen şeyler üzerine yepyeni umutlar ekleyebildiğimiz oranda kendimiz olabiliriz ancak.

Rahmetli Fethi Gemuhluoğlu üstadın muhabbet, aşk ve şevk üzerine söylediği hususlar bu anlamda gönül terazimiz için bir mizan gibidir. Üstad; “Şevk, başarıyı kendinden bilmemektir” diye tespitini yaptıktan sonra anlatır;
“Bilgeler şöyle der: Muhabbet, kuşun uçmasıdır. Aşk, kanadı kırılırcasına uçmasıdır. Şevk ise, kuşun kanadı kırıldıktan sonra da uçmaya devam etmesidir… Çünkü kanadı kırılan kuş bilir ki, menzile varması, kendinden değildir.’

Muhabbetle ve aşkla yoğrulmuş çetin bir coğrafyanın içeride ve dışarıda yeniden şevklenmesine ve coşku içinde yoğrulmasına ne kadar da ihtiyacı var diye düşünmeden kendisini alamıyor insan. Birkaç günden beri bir gezi münasebetiyle görüp dolaşma imkânı bulduğumuz Balkanlar’ın bizim buralardan ayrılışımızın ardından yaşadıkları acıları ve parçalanmayı görünce insanın içi burkuluyor adeta parçalanıyor.

Yaşanan dramlardan, korkulardan sonra kırılıp dökülen her şeye rağmen hayat elbette devam ediyor ama bu topraklardan eksilen şevki bir umut şalı olarak bu güzel coğrafyaya yine bizim kültürümüz ve medeniyetimiz asude bir nakış olarak serecektir, sermelidir de.

Elbette buna dair nice umutlarımız çalınmıştır, kanatlarımız kırılmıştır ve vicdanlarımız kanamıştır. Lakin ye’se kapılmadan kırık kanatlarımızla uçmaya devam etmemiz lazımdır. Zira biliriz ve inanırız ki çalışmak, çabalamak bizim elimizde olsa da menzile varmak bizim elimizde değildir.

İnancını şevkle yapan bir toplum olmaya bu günlerde ne kadar muhtacız. Amellerini de şevle yapana olduğu gibi. Dünyadan coşkuyla geçip menzile şevkle ulaşanlara selam olsun.

Yahya Kemal Beyatlı’nın dediği gibi bu hususta artık dönülmez akşamın ufkundayız ve vakit çok geç;

“Ya şevk içinde harap ol ya aşk içinde gönül
Ya lale açmalıdır göğsümüzde yahut gül
Dönülmez akşamın ufkundayız vakit çok geç.”
Aşk, muhabbet ve şevkle kalınız efendim.
Mürsel Gündoğdu
murselgundogdu@gmail.com
@MrslGndgdu
mursel.gundogdu1@facebook.com

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/272/bize-lazim-olan.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar