Devlet-Vakıf Üniversitesi ikilemi, Kitap yayını, Yabancı dil, Lisansın önemi…(2)

Yazımıza devam ediyoruz…

İlk söz: Uygulanmayan ya da, delinen her yönetmelik suçtur…

11/ “Neden, Prof.lara; “çağdaş materyallerle desteklenmiş”, “ders kitabı yazma” zorunluğu getirilmiyor. (Atanmış olsalar da!)

Doç. dosyasına konulmuş; basıma hazır, basılmak üzere v.b. yazılmış ve komisyonca -nedense- değerlendirilmiş, eserlerin (iki yıl içinde) basılmaması/yayımlanmaması durumunda sistem kandırılmış olmuyor mu? Neden, takip edilmiyor? Yıllar önce, müzik alanında Doç olan (1997) bir akademisyenin dosyası merak edilmişti, çünkü yeterli çalışması yoktu. Dosyasına, 30-40 tane bestesinin konduğu dillendirildi. Sonra bu kişi Prof. (2005) oldu. Ve bu kişinin 2017’ye kadar bir bestesi; duyulmadı, çalınmadı, okunmadı. Çünkü yoktu! Bu kişinin, Prof. dosyası da hep merak edilmiş ve kısa zamanda yükselmişti. Özellikle; Sanat ve Sosyal Bilimler alanında; “soruşturma açılsa, mutlaka unvanları iptal edilecek kişiler var” diye konuşuluyor.

12/ “Vakıf Ün. akademisyenleri, eğer daha önce Devlet Ün. çalışmamışlarsa, yeşil pasaport ve vize verilmiyor.” Bu defa akademisyen ne yapıyor, 3 yıl Devlet ün. çalışıyor, emekli oluyor, ondan sonra Vakıf Ün. geçiyor. Akademisyene, en azından görev yaptığı sürece nerde çalışırsa çalışsın yeşil  pasaport hakkı verilmesi çok mu zor?

13/ “Üniversite rektörü;  kendine göre bölüm, fakülte açıyor. Bir çalışma, rapor v.b. yok… Bulunduğu ile yararı var mı? diye bir düşünce yok.” Oysa; “az fakülte, kaliteli mezun”  anlayışında olmak lazım. Dünya nereye gidiyor? Nasıl bir mezun aranıyor? Gelecekte hangi meslekler öne çıkacak? Topluma/vatana/yöreye hizmette hangi alanlar  gerekiyor? gibi sorular, bizde gereksiz sayılıyor.

14/ “Yabancı dili öğretmede başarısızlık devam ediyor…”

Yabancı dilden alınan 80-90 puan, çok başarılı bir yabancı dil bilgisini göstermiyor…Çünkü, bir sonraki sınava girseniz 40-50 almanız, şaşırtmıyor? Yabancı dildeki yayınların, Türkçe yayınına göre daha değerli kabul edilmesi, Güzel Türkçemizin korunmasına/yaygınlaşmasına/öğrenilmesine engel teşkil ediyor. Üstelik bunları, “milliyetçi-muhafazakar iktidarlar” yapıyor…

Bu arada, yabancı dil ile eğitim yapan bölümlerde Öğr.Üy. nin 80 puan almış olma zorunluğu da delinmişti. Şimdi, üniversitelerde soruşturmalar açıldığı ve dosyaların istendiği duyuluyor. Bu yönetmelikleri delenler -geriye dönülüp- tespit edilip, gerekli cezalar verilmeli, yapanın yanına kar kalmamalıdır. Kurumsallaşmanın temeli doğru ve eşit  uygulamadır.

15/ “Yabancı dili” çok az kullanacak/kullanan kesim olan “sanat alnında” hala, tutarlı bir sistem kurulamıyor.

Uçak Mühendisliği ile Konservatuarlar, GSE Bölümleri, GSF’ler bir tutuluyor. Oysa; sanat alanı %70-75+yabancı dil %30-25= 55 puan Doç. olarak sistem yenilense, bugünkü gibi ; “Yabancı Dil Geldi, Sanat Gitti” söylemleri ortaya çıkmazdı. Günümüzde; üreten sanatçıların çoğu, üniversiteye bağlandıkları için pişmanlar. Çünkü, sanatçının unvana ihtiyacı yok ki!..

İşte örnek; piyano sanatçısı Sn. Gülsin Onay; 1988 yılında Boğaziçi ve 2007 yılında Hacettepe Üniversiteleri tarafından Fahri Dr. ile onurlandırılmış, 20’yi aşkın albüm kaydı var…56 kıtada, yüzlerce ülkede konser veriyor, hiç durmuyor, sayısız ödül alıyor ve üretmeye devam ediyor... Ama,Prof. değil…

Konservatuarlar (1982) YÖK’e bağlanırken, “sistem doğru konulsaydı”, hiçbir sorun olmayacaktı. (Nelerin yapılamadığını, geçmiş yazılarımda anlatmıştım) Geç kalınmışta olsa, YENİ YÖK; bunu bir yönetmelikle düzenleyebilir. Ama, Başkanlık sistemi ile, yukardan işaret/icazet beklenince, “sanat kurumları  kördüğüm oluyor…” Hala, YÖK’te temsilcimiz yok, Başka alan insanları, özel olan  bizim alanımız  hakkında karar veriyorlar…

16/ “Üniversitelerde ilk üçteki sıralama şöyle diyorlar; İhale-İnşaat- İstihdam. Bilim/sanat sonra geliyor.”

Dünya üniversitesi olmak, ilk 500’e girmek iddialı sözler, ama; liyakat, kalite, etiklik, üretim, patent, uygulama  olmaz ise OLMAZ!...Bu söylemler; “Kubbede kalan hoş seda” olarak kalır. Yeni kurulan üniversitelerde, öğrencilerin kullanacağı alanlar gereklidir, ama hızla liyakatlı bir kadrolaşma yapılarak, bilime/sanata ve kaliteye  hız verilmelidir.  

17/ “Prof.lar havaalanında, Vip’ten geçemiyor.”

Bunu duyunca şaşırdım. Oysa, Prof.; hiyerarşi de, Genel Müdürle “aynı seviyede” geçiyor. Peki, neden? Bunun mahzuru, sayının çokluğundan mı? Düşünmek lazım!

18/ “2547 sy.kan. o kadar çok değişikliğe uğramış ki, yeni gelen Rektörler de bilmiyor.”

Genel Sekreterler (devlette devamlılığı temsil ederler) yönetmelikleri bilmeyince (son yıllarda memurların yerine öğretim üyeleri atanıyor ki, yanlıştır), yönetmelikler delinmeye başlıyor. En kolay iki örnek;

a-Akademik ilanlarda, kadrolarda “lisans mezunu şartının” yazılmayarak, sadece  -farklı alan da olsa- Dr. öğreniminin dikkate alınmaktadır.  Oysa, kadro atamalarında; lisansı, lisans alanında Dr./Sy. yapması şartının yazılması yönetmelik gereğidir. Birçok üniversite buna uymakta, bazıları uymamaktadır. Y.L. ve Dr. eğitimi, asla lisans eğitiminin karşılığı olamaz.   YÖK tarafından; yaptırım ya da iptal henüz görülmemektedir.

b- Açıklama ve aranan niteliklerde, hala kişiye özel ifadelere yer verilmektedir.

Birçok üniversite buna uymakta, bazıları uymamaktadır. YÖK tarafından; yaptırım ya da iptal henüz görülmemektedir. YÖK, sadece şikayet üzerine basına sızma olursa değerlendirmektedir ki, yanlıştır ve mağduriyet yaratmaktadır.

19/ Özellikle “sanat alanındaki”; kadro atamalarında “müzik/sanat” lisansı gözardı edilmektedir.

a-Yönetmeliklerin tersine, “müzik lisansı” olmayan, ama müzikte başarılı olduğu ya da sevdiği için, kendini geliştiren akademisyenlerin, “müzik alanında Y.L./Dr./Sy yaparak”, “müzik alanında Dr.Öğr.Üy.,Doç., Prof. olarak atandıkları” görülmektedir.

b- “Lisansı müzik olan” akademisyenlerin,  “Y.L./Dr. yı, başka bir alanda”  -mesela benim gibi iletişim- yaparak, “iletişim alanında Dr.Öğr.Üyesi/Doç./Prof. oldukları”  görülmektedir.

Bu iki madde de; “lisansın önemini” azaltmakta, “lisans eğitimini Y.L./Sy.,Dr. ile eşit  tutmakta”  ve  “lisans mezunlarının önünü engellemektedir.”

20/ Sn. Ziya Selçuk tarafından açıklanan, 2023 Eğitim Vizyonunda öğretmen yetiştirme ve alım sisteminin kökten değişeceği açıklanmıştır. Verilen torba yasada da, öğretmenlerin, sadece Eğitim Fakülteleri mezunlarından atanması isteniyor. Buna göre, formasyon kursları kaldırılacak ve atanan tüm öğretmenler “yüksek lisans” yapacak. Ancak; süre ne zaman başlayacak? Uygulamaya ne zaman, nasıl geçilecek? Bir geçiş süreci olmayacak mı? Eğer, 2020 baz alınacaksa, 2019’da ne olacak? Bunun gibi sorunların mutlaka cevabının açık ve net olması lazım ki, herkes ayağını yorganına göre uzatsın ve yetkililer de önlerindeki tarihi hedef alsın.

Birçok üniversite yönetmeliklere uymakta, bazıları uymamaktadır. YÖK tarafından, hala bu konuda; yaptırım/açıklama henüz görülmemektedir. Zaten, atananların kadrolarının –gençlerin suçu yoktur, o zamanki idareciler suçludur-  iptali de söz konusu değildir.

Sadece; doğrunun, delinen yönetmeliklerin yerli yerine oturulması gerekmektedir.2547 ancak bu şekilde oturabilir ve kurumsallaşır.

Not: “Lisansın önemini” yaza yaza mı, yoksa “YÖK’ten üniversitelere bir uyarı mı” gitti, bilmiyorum ama; akademik kadro ilanlarında ve Yüksek Lisans ve Dr./Sy. ilanlarında düzelmeler başladı. Yönetmelikleri doğru uygulayan üniversitelere teşekkür ederken, daha önce –özellikle Sanat-Sosyal Bilimler alanlarında- bu yönetmelikleri delerek, alan dışı kişileri kadrolu (Y.Doç.Dr./Doç. ve Prof.)yapanlar araştırılmasını ve  gerekli cezaların verilmesini bekliyoruz.

Doğruya Örnek-1/ Bayburt Üniversitesi'ne, Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi’ne, ilanlarda; Yüksek Lisans için Lisans alanı mezuniyetini, Dr. için Lisans alanında Yüksek lisans mezuniyeti şartını işler kılarak, yönetmeliklere bağlı kaldığı ve Kurumsallaşmaya önem verdiği için teşekkür ederiz.

İstanbul Gelişim Üniversitesi'ne, İstanbul Kültür Üniversitesi Rektörlüğü'ne; Dr. Öğr. Üy. ve Doç. likte; Lisansı ve lisansında YL/Dr unvanı almış olmayı öncelediği ve yönetmeliklere uyduğu için teşekkür ederiz.

Yanlışa Örnek-2/ Dicle Üniversitesi akademik ilanında; "Üniversite deneyimi olup, halen üniversitede çalışıyor olmak" ve lisansı öncelemeyip, sadece "ilgili alanda Doç. olmak" şartını yazarak, yönetmeliklere aykırı bir ilan vermiştir, acilen düzeltilmesi gerekmektedir. İstanbul Bilgi Üniversitesi akademik ilanında; lisansın öncelenmemesi, sadece Dr.'nın öncelenmiş olması, yönetmeliklere göre yanlıştır. Akdeniz Üniversitesi akademik ilanında; lisans, lisansa dayalı Dr. ve Doç.lik  öncelenmemiş, aranan niteliklerde "kişileri gözetir" ifadelere yer vermiştir, yönetmeliklere göre yanlıştır.

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/2718/devlet-vakif-universitesi-ikilemi-kitap-yayini-yabanci-dil-lisansin-onemi2.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar