Cahilin Abidi de Sofisi de hüsrandadır

Eklenme Tarihi: 05.12.2018 20:17:00 - Güncellenme Tarihi: 20.02.2020 04:21:51

Şanlıurfalılar onu çok iyi bilir. Çünkü Musiki ustası Tenekeci Mahmud?un oğludur o. Gerçi oğul da babasından geri kalmaz, o da başka alanlarda mesela muhabirlikten gazeteciliğe adım atar da. Hatta sinema, radyo ve televizyon alanında da doktora yapmayı ihmal etmez.  Aynı zamanda kendisi değişik bakanlıkların bürokratik kademelerinde hizmet vermişliği de söz konusu. Bilhassa kendisi Urfalı olması hasebiyle bölgenin kültürel yapısını da çok iyi analiz eden bir mizaç sahibidir. Nitekim Güneydoğunun Gülü Seyda Hz.lerinin vefatının ardından yazdığı makaleler dikkat çekici de. İşte soyadıyla müsemma iyi bir gözlemci diyebileceğimiz Osman Güzelgöz bakın Seyda Hz.lerinin ardından yaptığı tespitte ne demiş bir izleyelim:

     

 ŞEYH SEYYİD MUHAMMED RAŞİD HAZRETLERİ

  ''Âlimin ölümü, âlemin ölümü gibidir'' hadis-i şerifinin muhataplarından birisi olan Menzil Dergâhı şeyhlerinden S. Muhammed Raşid (Erol) Hazretleri, 22 Ekim 1993 günü 63 yaşında Rahmet-i Rahman'a kavuşmuştu. Arkasında on binlerce yaşayan eser bırakan Gönüller Sultanı Seyda Hazretleri'nin hayatı, nasihatleri, yol göstericiliği ve samimi hizmetleri halen meyve vermekte, hatıraları tazeliğini muhafaza etmektedir.

Tasavvuf deryasının farklı, mütevazı, coşkulu, ihlâslı nehirlerinden birisi olan Seyyid Muhammed Raşit Hazretleri; ilme, ahlak-ı Muhammedî (s.a.v.)'e, uhuvvete verdiği ehemmiyet ve samimiyeti ile gönüllere dolmuş, İslam'ı temsildeki ısrar ve hassasiyeti ile de irşad ve tebliğ mücadelesinde örnek bir dergâh teşekkülünün temel taşı olmuştur.

  Seyda Hazretleri'nin halifelerinden olan Molla Yahya Pakiş, şeyhinin en belirgin hususiyetlerini bize şu özlü sözlerle aktarıyor:

    ''Seyda Hazretleri'nin en belirgin vasıfları tevazuu ve merhameti idi... kendisi hiç bir zaman hiç kimseye karşı incitici harekette bulunmamış ve kin duymamıştı. İlme verdiği ehemmiyet ve milletin cehaletten kurtarılması hususundaki ısrarını da önemli vasıfları arasında saymak lazımdır. Biz o zatı her zaman; ilme, âlime, uhuvvete, ihlâsa, İslam'a ve ahlak-ı Muhammedî (s.a.v.)'e verdiği ehemmiyet ve bu hususlardaki ısrarı ile tanıyor ve yâd ediyoruz...''

   Nakşibendîliğin Anadolu'da yayılması ve yaygınlaşmasında ehemmiyetli hizmetleri olan babası (k.s.)'den sağlığında icazet aldığı halde irşada başlamayan Seyda Hazretleri, 1972 yılında Gavs (k.s.)'ın vefatından sonra Menzil Dergâhı?nda irşad hizmetini başlatmıştır. Babasının tasavvuf, ilim ve irşad mirasını diğer halifeleri ile birlikte devam ettiren Muhammed Raşid Hazretleri'nin, oğullarına, yakınlarına, talebe ve halifelerine yaptığı hususi tavsiyeleri yine Molla Yahya Pakiş'ten dinliyoruz:

     ''Şeyh Muhammed Raşid Hazretleri, yakınlarına, bizlere ve oğullarına siyasetten, particilikten uzak durmamızı ısrarla tembih ederdi. Müslümanlar arasında particilik yolu ile tefrika olabileceğine dikkat çekerdi. Yani 'Camiye, dergâha gelen herkes Müslüman?dır' derdi. İkinci önemli nasihati ise; ?İslam ve iman hizmeti, ilim ve dua karşılığında maddi menfaat alınmaması, talep edilmemesi? hususu idi.

       Menzil Dergâhı?na varıp tadına doyulmaz bulgur çorbasını içen, apayrı bir lezzette ki tandır ekmeğini yiyen, dertleri için dua talep eden, güler yüz ve samimi karşılıklar bulan hemen herkes o büyük zat'ın hususi nasihat ve sohbetlerinden istifade eden her ırktan, kültürden ve makamdan insanın aynı frekansı tutturması, aynı hazları duyması ve hayatının ondan sonraki kısmında müspetlik adına değişmeler olması, üzerinde durulması gereken önemli unsurlardır diye düşünüyorum. Çeşitli vesilelerle ziyaretine gittiğimizde biz de aynı atmosfere girmiş ve büyük lezzet almıştık. Bir keresinde Güneydoğu ve terörle alakalı olarak sorduğum bir soruya şöyle cevap vermişti Seyda (k.s.):

    ''İnsanların hayatlarını İslam'la tezyin edip herkesi fıtratına, asliyetine döndürmedikten sonra bu işin üstesinden gelmek zordur. Milletimizi rahatsız eden bu taşkınlıkların, anarşinin önüne setler koymamız gerekiyor. Bu setlerin en önemlisi iyi yetiştirilmiş bir gençliktir. İlimle teçhiz edilmiş bu gençliği işte bu önemli ocaklarda, cemaatlerde, teşkilatlarda bulabilirsiniz. Allah bu tür hizmetleri yapanlardan razı olsun...''

      Vefatının ikinci yılında yeniden rahmetle andığımız Seyda Hazretleri'nden en çok istifade eden muhib ve talebelerinden birisi, bakın duygularını nasıl dile getiriyor:

      ''O gönüller sultanıydı. Yani onu kim görse sever, âşık olur, bağlanırdı. Belki bağlanmayan, müridi olmak istemeyenler de olabilirdi. Ama mürşidi olarak teslim olmayanlar bile onu çok sever, saygı duyardı. Çünkü o, çiçekleri elinde tutup koklarken, sanki tüm sofilerini tutuyor, kokluyor gibi hassas, sevgi dolu ve ince ruhlu idi... Engin ve uçsuz bucaksız deryalar gibi heybetli ve vakarlı idi... Elinde renk renk gülleriyle otururken, yürürken, öyle masum ve öyle azametli, güzel ve sevimliydi ki; nasipsiz, idraksiz ve bazı istisnalar hariç onu gören her insan 'işte Allah dostu..işte can.. işte Ehl-i Beyt.. İşte Sultan' diyordu... Konuşması da çok güzeldi Sultanımın... Susması ise daha güzeldi. Ötelere, ötelere, taa ötelere götürürdü insanı... Susarken konuşur. Sükûtu ile sohbet ederdi...'' (Bkz. Şenel İlhan'ın Feyz dergisindeki sohbetinden)

    ''Cahilin âbidi de, sofîsi de hüsrandadır'' diyen Seyyid Muhammed Raşit Hazretleri ile ilgili (belki de haddimizi de aşarak) kaleme aldığımız bu yazıyı yine onun hususi sohbetlerinden bölümlerle devam ettirmek istiyorum:

     ''Ey Allah'ın kulu! Bir talebe yetiştirmek, bin kişiyi sofî yapmaktan efdaldir. Hele o talebe varis-ül enbiya olursa... Siz dininizi beldenizde bulunan en büyük âlimlerden öğreniniz. Herkesten fetva sormayın. Çünkü memlekette fetva verecek kimse pek azdır. İlimle meşgul olan kimse dünyada en güzel iş ile meşgul oluyor demektir. İlmin olmadığı yerde cehalet olur. Cahilin âbidi de, sofîsi de hüsrandadır. Siz Osmanlı'ya bakınız. Ne idi, ne oldu? Sultan Abdülhamid arif-i billâh idi. Başa geçer geçmez memlekette talebe yetiştirme seferberliği başlattı.

     Nakşibendî tarikatı, medrese ve tekkeyi birlikte yürütür. Hz. Muhammed Diyauddin (k.s) doğu cephesinde müridleri ve talebeleri ile savaşırken bölüklerinin başka bir yere nakledilmesi icap etti. Gittikleri yerde müridler önce mutfak çadırını kurmaya koyuldular. Hazret, çalışma mahalline gelince 'Talebelerin seslerini duymuyorum.. Bu ne çadırıdır?'' diye sordu. Müridleri, mutfak çadırı olduğunu haber verdiler. Bunun üzerine Hazret (k.s.), bu durumda savaşmaya gerek kalmadığını, düşman ile savaşmanın sebebinin ilay-ı kelimetullah olduğunu ve bunun da medreselerle, talebe yetiştirmekle mümkün olabileceğini beyan etti. Hemen mutfak çadırının bozulup önce medrese çadırının kurulmasını, daha sonra diğer çadırların yerleştirilmesini emretti. Hazret, medrese çadırları kurulduktan sonra kalkıp savaşa devam etti.''

      Yine başka bir sohbetinde ise:

    ''Tevbe halis olduğu zaman insan istikametini düzeltir, yönünü Allah'a çevirir, hali güzelleşir, yeni bir hayat yaşamaya başlar. Bu yeni hayatını Allah'ın rızası istikametinde devam ettirirse bu hal, kulun tövbesinin kabulüne işarettir. Ey cemaat! Siz, küçük günahları hafife almayın! Çünkü küçük günahlar büyük günahlara sebep olmaktadır. Sakın kibir üzere olmayın! Her türlü günah nefisten ve kibirden zuhur eder. İnsan ne zaman fakrını ve aczini idrak ederse o zaman nefsin kibir ve azameti kalmaz. İşte o zaman kişi, kâmil bir mümin sıfatı ile hayatını devam ettirebilir '' diyor.  (Bkz. Kur'an ve Sünnet Işığında Rabıta ve Tevessül/ Heyet)

    SEYDA HAZRETLERİ (K.S.)

     Ülkemizin temel manevi dinamiklerinden olan Nakşibendî şeyhlerinden S. Muhammed Raşid (Erol) Hazretleri vefatının 3. yılında rahmet, dua ve zikirlerle anılıyor. 22 Ekim 1993 tarihinde Rahmet-i Rahman'a yürüyen Seyda Hazretleri'nin, binlerce insanın İslam'ı tanıması ve sevmesinde önemli bir vesile olduğu biliniyor.

      S. Muhammed Raşid Hazretleri'nin babası merhum S. Abdülhakim el Hüseynî'nin 4 halifesi vardı. Bunlardan biri de oğlu Muhammed Raşid Hazretleri idi. Muhammed Raşid Hazretleri babasının sağlığında ''halifelik icazeti'' aldığı halde irşada başlamamıştı. Babasının vefatından sonra Menzil Dergâhı?nda irşadı başlamış oldu. Bu irşad; ilim, uhuvvet ve tevazu ile 23 sene devam etti. Birçok insan S. Muhammed Raşid Hazretleri'nin vesilesi ile hakikate, hidayete ulaştı. Onun döneminde Menzil Dergâhı adeta bir sehavet, uhuvvet ve ihlâs merkezi oldu. Türkiye'nin ve hatta dünyanın birçok yerinden Seyyid Muhammed Raşid Hazretleri'ni ziyarete gelen, duasını talep eden, kendisine intisab eden insanlar huzur içerisinde, kardeşlik içerisinde İslam'ı öğrenmeye ve yaşamaya başladılar.

      S. Muhammed Raşid Hazretleri'nin en belirgin vasfı; tevazuu ve merhameti idi. Kendisi hiçbir zaman hiç kimseye karşı incitici bir harekette bulunmamış, kin duymamıştı. Dergâhında binlerce kişi etrafında pervane olurken, kimse onda kibir veya kabalık gibi herhangi bir hareketin zerresini bile görmedi. Ayrıca ilme verdiği ehemmiyet ve milletin cehaletten kurtarılması hususundaki ısrarını da vasıfları arasında saymak lazımdır. Bütün şeyhler keşf ve kerametleri ile sürekli anılırlar. S. Muhammed Raşid Hazretleri'nin de elbette birçok kerameti vardır. Fakat çevresindekiler S. Muhammed Raşid Hazretleri'ni her zaman ilme, âlime, uhuvvete, ihlâsa, İslam'a ve ahlak-ı Muhammedî?ye ye verdiği ehemmiyet ve bu hususlardaki hassasiyeti ile tanıyor ve yâd ediyorlar.

     Seyda Hazretleri; yakınlarına, oğullarına ve halifelerine siyasetten ve particilikten uzak durmalarını ısrarla tembih ederdi. Müslümanlar arasında particilik yolu ile tefrika olabileceğine dikkat çeker ve ''Camiye, dergâha gelen herkes Müslüman?dır'' derdi. Bir diğer önemli nasihati ise; İslam ve iman hizmeti, ilim ve dua karşılığında maddi menfaat alınmaması, talep edilmemesi hususu idi. Âlim ve fazıl kişiliği ile gönüllerde yer edinmiş olan bu Allah dostu büyük zatın (şahit olduğumuz kadarı ile) en önemli hususiyetlerinden birisi de, ilme ve talebe yetiştirmeye verdiği ehemmiyetti. Sohbet ve nasihatlerinde bu hususu sürekli olarak dile getiren Şeyh S. Muhammed Raşid Hazretlerinin şu sözleri hepimizin her zaman ders alması gereken hususları içeriyor:

    ''Ey Allah'ın kulu! Bir talebe yetiştirmek bin kişiyi sofi yapmaktan efdaldir. Hele o talebe varisü-l enbiya olursa...''

      Günümüz insanına; gönül ve kalp gözünün pırıltıları, ihlâs ve takvanın ışıkları, ilim ve hilmin kuşatıcı esintileri ile ''yol göstericilik'' yapan Seyda Hazretleri nasihatleri ile bugün bile insanımıza taze mesajlar veriyor:

    ''Herkesten fetva sormayın. Siz dininizi beldenizde bulunan en büyük âlimlerden öğrenin. İlimle meşgul olan kimse en güzel işi yapıyor demektir. İlim olmadığı zaman cehalet olur. Cahilin abidi de, sofisi de hüsrandadır.''

      Muhammed Gülleri'nden bir olan, yaşadığı bölgeyi ve beldeyi; kış içerisinde baharı, ateşler içerisinde suhuleti, huzuru ve uhuvvet temsil eden bir konuma kavuşturan Seyda Hazretleri, binlerce müridi ve muhibbi olmasına rağmen çevresinde tevazuu ve merhameti ile tanınıyor.

       ''Bu devirde bizler tarikat hizmetinden çok iman hizmeti görüyoruz. Eskiler bir insanı farz borçlarını kaza ve eda etmeden tarikata almazlardı.'' diyerek günümüzde yapılacak tebliğ ve irşat hizmetlerinin yönünü tayin eden Seyda Muhammed Raşid Hazretleri tövbe ile ilgili şu nasihatleri ne kadar anlamlı ve tesirli:

    ''Gavs Hazretleri insanlara tevbe telkin ettiğinde kendisi de tevbe edenle birlikte kendi günahları için Allah'a tevbe ederdi. İslam'da tevbe vardır. Kul veli de olsa kusursuz olmaz. Yalnız tevbe kalben olmalıdır. Gafletle yapılan tevbe sahibine fayda vermez. Bir kimse halis bir şekilde tevbe ederse Cenab-ı Hakk onun geçmiş günahlarını siler, hatta yerine sevap dahi yazılır. Tevbe halis olduğu zaman insan istikametini düzeltir, yönünü Allah'a çevirir, hali güzelleşir, yeni bir hayat yaşamaya başlar.''      

      İşte, Osman Güzelgöz?ün Seyda Hz.lerinin dilinden aktardığı tespitlerde görüldüğü gibi ?Cahilin abiidi de, sofisi de hüsrandadır? söz üzerinde bir değil bin defa düşünmemiz gereken en can alıcı husus olsa gerektir.

      Vesselam.

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/2689/cahilin-abidi-de-sofisi-de-husrandadir

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

19.02.2020 Evliyaullah
12.02.2020 Hatme-İ Hacegân
05.02.2020 Ben Sana Bendim
29.01.2020 Ne Mutlu Murad Mürşit Bulana
22.01.2020 Mürşid Beyatı
15.01.2020 Bey'at
08.01.2020 Vesile Olmadan Vasıl Olunmaz
01.01.2020 Himmet
25.12.2019 Tasavvufi Âdâb
19.12.2019 Âdâb ve Usul
11.12.2019 Nigâh Dâşt
04.12.2019   BÂZ GEŞT
27.11.2019 Yâd Daşt
20.11.2019 Yâd Kerd
13.11.2019 Vukuf-i Kalbì ve Vukuf-i Adedì
06.11.2019 Nazar Ber Kadem
30.10.2019 Vukuf-İ Zamani Ve Huş Der Dem
23.10.2019 Sefer Der Vatan
16.10.2019 Halvet Der Encümen
09.10.2019 İlahi İdrak
02.10.2019 Denge Âlem
25.09.2019 İnsanlığın Kurtuluşu
18.09.2019 İnsan İnsanın Kurdu mu?
11.09.2019 Kendimizi Keşfetmek
04.09.2019 Nurani Letaifler İnsan Göğsünde Kodlu
28.08.2019 Özgürlük Meşalesi İnsan Ruhunda Gizli
21.08.2019 Kendini Arayan İnsan
14.08.2019 Kâlù Belâ?da Verilen Söz
07.08.2019 Yıldız Falı Ve Gayb?dan Haber Vermek
31.07.2019 Melek, Şeytan ve Cin
24.07.2019 Şeytan ve Cehennem
17.07.2019 Ölüm Kar Beyaz
10.07.2019 Dünya Evinden Mahşere
03.07.2019 Dünya Fani Ahiret Baki
26.06.2019 Son Nefeste Pişman Olsan Ne Olmasan Ne
19.06.2019 İman Hem Nur Hem Kuvvet
12.06.2019 Zikir, Fikir, Şükür
04.06.2019 Zikir En Güzel Sermaye
29.05.2019 Tevbe Candan Olmalı ki Nasuh Gerçekleşsin
22.05.2019 Hürriyetin İlk Kapısı Tevbe
15.05.2019 Mürşid Odur ki İrşad Ede
08.05.2019 İrşad Olunmadan İrşad Edilmez
01.05.2019 Asıl Dava Nefsi Islah Etmektir
24.04.2019 Allah için Yol Gösterenler
18.04.2019 Şeriat, Tarikat, Marifet ve Hakikat
10.04.2019 Tarikat-ı Aliye
03.04.2019 Mehdi (r.a)
27.03.2019 Cemaat ve imamet
20.03.2019 Fitne katilden beterdir
12.03.2019 Bu ezanlar ki şehâdetleri dinin temeli
06.03.2019 Bedduaya lanet, duaya davet
27.02.2019 Hizmet nimettir
20.02.2019 Şeyh O?dur ki yolun başından sonunu göre
13.02.2019 Ölmek için doğunuz
06.02.2019 Halvette şöhret, şöhrette ise afet vardır
30.01.2019 Daha bizim hazinelerimizin kapısını çalan olmadı
23.01.2019 Sonsuz kaynak Silsile-i Şerife
16.01.2019 Has bahçenin gülleri
09.01.2019 Gavs-ı Bilvanisi Abdulhakim-el Hüseyni
01.01.2019 Menzil'deki ışık: Seyda
26.12.2018 Güneş balçıkla sıvanamaz
19.12.2018 Bediüzzaman?ın Seyda-i Nurşin tutkusu
12.12.2018 Hepimiz aynı kıbleye yönelmiş hizmetkârlarız
05.12.2018 Cahilin Abidi de Sofisi de hüsrandadır
28.11.2018 Ortak payda İslam?dır
21.11.2018 Ne mutlu kıymet bilene
14.11.2018 Bir şafak yürüyüşü
09.11.2018 Gül nesil evladın Sabr-ı Cemil metaneti
31.10.2018 Gönüller Sultanı Seyda
24.10.2018 Seyda Hazretleri'nin hayat serüveni
18.10.2018 Seyda (K.S)?ın anısına röportaj
10.10.2018 Minye?den Menzil?e
03.10.2018 İlimsiz tasavvuf asla!
26.09.2018 Zehirli şırınga suikasti
19.09.2018 Ayet ve slogan
12.09.2018 12 Eylül din mazlumu
06.09.2018 Selçuk Özdağ ve Yusufiye çilesi
30.08.2018 Namık Kemal Zeybek ve ülkü yolu
21.08.2018 Muhsin Başkan ve istişare
16.08.2018 Kop Tipisi ışığı Osman Okutmuş
09.08.2018 MHP ve ülkü yolu eğitimcisi Yılmaz Saka
02.08.2018 Biricik nur yüzlü kızım Merve Nur
26.07.2018 Hey gidi üniversite yılları
20.07.2018 Memleket hasreti
16.07.2018 Rüzgâr eken fırtına biçer
12.07.2018 Artık yeni Türkiye vakti
05.07.2018 Bunalımdan çıkış vakti
28.06.2018 İki kutuplu bakıştan çıkma vakti
21.06.2018 Popülizmi tarihe gömme vakti
14.06.2018 Çokluk içinde birlik vakti
06.06.2018 Vakit aşkın gözyaşı birlik vakti
30.05.2018 Ahmet Er ağabeyimizin gönül dünyası
24.05.2018 Hepimiz aynı kilimin desenleriyiz
17.05.2018 Kürtlerin soy kütüğü
11.05.2018 Türk-kürt Rabia'yız
03.05.2018 Dünden bugüne balans ayarı
26.04.2018 Fanatizm mi, diriliş mi?
19.04.2018 Fundamentalizm ve FETÖ belası
12.04.2018 Etnosantrizm ve Narsizim Canavarı
06.04.2018 Gelin canlar bir olalım
29.03.2018 Canlı bomba tedhişçiligi
22.03.2018 Terörizm
15.03.2018 Şiddet
08.03.2018 Dünden bugüne provokasyonlar
02.03.2018 28 Şubat Postmodern Darbe ve İrtica
25.02.2018 Yusuf Yüzlüler
19.02.2018 Ülkü kervanı
12.02.2018 Ülkü yolu
04.02.2018 Îlay-ı Kelimetullah davası
28.01.2018 Zaferle Değil, Seferle Yükümlüyüz
21.01.2018 OSMANLI ÜLKÜSÜ
14.01.2018 ÜÇ TUĞ?LU HİLÂL
14.01.2018 Bir şafak yürüyüşü
07.01.2018 MİKRO NİZAM-I ÂLEM
01.01.2018 NİZAM-I ÂLEM?İN FİKRİ TEMELLERİ
27.12.2017 MEHMET AKİF ERSOY
24.12.2017 NİZAM-I ÂLEM ÜLKÜSÜ
17.12.2017 HZ. ALİ VE NİZAM-I ÂLEM
10.12.2017 NİZAM-I ÂLEM?E SOSYOLOJİK BAKIŞ
03.12.2017 ANARŞİ ÂLEM Mİ? NİZAM-I ÂLEM Mİ?
26.11.2017 İMPARATORLUKTAN KÜRESELLEŞMEYE
19.11.2017 YERELLİKTEN NİZAM-I ÂLEME
12.11.2017 BEDEVİLİKTEN HADARİLİĞE MEDENİYET?TEN NİZAM-I ÂLEM?E
05.11.2017 KUL DEVŞİRME SİSTEMİ
27.10.2017 PİRİ REİS VE DÜNYA HARİTASI
19.10.2017 BİLGE KRAL ALİYA İZZET BEGOVİÇ
15.10.2017 ŞAVKI HİLAL MOSTAR KÖPRÜSÜ
08.10.2017 AYASOFYA
01.10.2017 AKŞEMSEDDİN VE FATİH
24.09.2017 HACI BAYRAM-I VELİ
17.09.2017 BİR MİZAH DEHASI NASREDDİN HOCA
10.09.2017 İMAM-I GAZALİ
03.09.2017 AHİ EVRAN VE AHİLİK
25.08.2017 HÜNKÂR HACI BEKTAŞ-I VELİ
18.08.2017 MEVLANA
11.08.2017 YUNUS EMRE
04.08.2017 SELÇUKLU?NUN DOĞUŞU
28.07.2017 ÂL-İ SELÇUK LİDERİ SELÇUK BEY
21.07.2017 ARSLAN YABGU
14.07.2017 SULTAN TUĞRUL BEY
08.07.2017 ALPARSLAN VE BÂTÎNİLİK
01.07.2017 SELÇUKLU?NUN YÜKSELİŞİ VE YIKILIŞI
24.06.2017 MOĞOL KASIRGASI
19.06.2017 Fİ?LEYLETİ?L-KADR
10.06.2017 ŞEHR-İ HİLÂL RAMAZAN
07.06.2017 ÖLÜM BİR MİHRİBAN
30.05.2017 BİR GÖNÜL ADAMI AHMET ER
29.05.2017 FETİH RUHU
19.05.2017 TÜRK-İSLAM MEDENİYETİ
12.05.2017 YA DEVLET BAŞA, YA KUZGUN LEŞE
06.05.2017 HAKANLARIN ŞEREFLENDİRDİĞİ DÜNYA
28.04.2017 ULU HAKAN ABDÜLHAMİD HAN
22.04.2017 ANKARA ANKARA OLALI BÖYLE BAŞ OLMAMIŞTI
17.04.2017 BİR DEĞİŞİM ÖNDERİ ÖZAL
08.04.2017 BAŞBUĞ BAŞKANLIK İÇİN TABİİ Kİ ?EVET?
01.04.2017 BAŞBUĞ BAŞKANLIK
24.03.2017 MUHSİN BAŞKAN'IN SONSUZLUĞA YOLCULUĞU
21.03.2017 NEVRUZ VE HIDRELLEZ
18.03.2017 TÜRKLER VE İSLÂMİYET
11.03.2017 YAFES NESLİ: TÜRK
04.03.2017 İLK MÜSLÜMAN TÜRK HAKANI: SATUK BUĞRA HAN
25.02.2017 YALNIZ KURT
18.02.2017 KAFKAS KARTALI ŞEYH ŞAMİL
11.02.2017 ŞEYH ALİ SEMERKANDİ
04.02.2017 ORTA ASYANIN IŞIK KANDİLİ ŞEHİRLER
27.01.2017 İKİ IŞIK KANDİLİ: İMAM-I RABBANİ VE ABDULHALİK-I GÜCDÜVÂNÎ
21.01.2017 ŞARKIN TÜRK HAKANI: TİMURLENK
14.01.2017 PÎR-İ TÜRKİSTAN
07.01.2017 AHMED YESEVÎ VE ALPERENLERİ
31.12.2016 AH BUHARA! AH SEMERKAND! AH YESİ! AH HİVA! SANA NE KADAR HASRETİZ!
24.12.2016 ATA YURT ORTA ASYA
17.12.2016 GÖKLERİN YILDIZI ALİ KUŞÇU
10.12.2016 KÂDIZÂDE-İ RÛMÎ
02.12.2016 BİLGE İNSAN ULUĞ BEY
27.11.2016 ZEMAHŞERÎ
20.11.2016 EBU NASR FARABİ
14.11.2016 BİRÛNİ
07.11.2016 ŞEYHÜ?R-REİS İBN-İ SİNA
30.10.2016 MATEMATİĞİN PİRİ CEBİR
24.10.2016 DİLDE FİKİRDE İŞTE BİRLİK-IV
17.10.2016 DİLDE, FİKİRDE, İŞTE BİRLİK-III
13.10.2016 DİLDE, FİKİRDE, İŞTE BİRLİK-II
09.10.2016 DİLDE, FİKİRDE, İŞTE BİRLİK-I
22.09.2016 ÖLÜRÜM TÜRKİYEM