Atatürk ırkçılık yaptı mı?

Atatürk ırkçılık yaptı mı? Elbette yaptı! Yapmasaydı olmazdı! Elli yıldan beri yazıp-çiziyorum. Yayımlanmış 24 kitabım var. Yetmiş beş üniversitemizden davet aldım, gidip oralarda konuştum. Atatürk üzerine yazılan kitapların pek çoğu Atatürk’ü bilmiyorlar. Meydan nutuklarında, Atatürk için neler söylenmişse, Atatürk’ü o çerçevede biliyor ve düşünüyorlar. Siz, Atatürk hakkında dosdoğru fikirlerle konuştunuz mu, yazdınız mı, sizi “Atatürk düşmanlığıyla suçluyorlar. Şimdi, burada yazacaklarımı, yazdıklarımı dikkate alan bazı Atatürkçülerimizin de beni Atatürk düşmanlığıyla suçlayacaklarını biliyorum. Yalnız bilinmelidir ki bu ayıp, bana ait değildir. O zırcahil kişilere aittir.

Atatürk, benim bildiğim en büyük Türk ırkçılarındandır. Yalnız onun ırkçılığı ile Hitler ırkçılığı arasında hiçbir benzerlik yoktur. Hem imparatorluk, hem de Cumhuriyet dönemlerimizde bir takım Türk düşmanlarının beyanları, davranışları, yani Türk ırkını kötüleme bayağılıkları, hastalıkları, alçaklıkları, Atatürk’ü zaman zaman Türk ırkını çok övmeye çok yükseltmeye götürdü.

Biz 950 yılında Müslüman olduk. İslamiyet bizim en büyük değerlerimizdendir. Milli kültürümüzün bir kaynağı dil, öteki kaynağı dindir. Dil, dinden daha önemlidir. Bunu sevgili Peygamberimiz de söylüyor. Çünkü dil olmasa, dinimizi anlatamayız. Ona sormuşlardı: “Din nedir ya Resulallah?”, “Din nasihattir” diye cevap vermişti. Biz, dinin nasihatlerini ancak zengin bir dil ile yaparız. O bakımdan dilimizi bozanlar, onu basit bir kabile dili haline getirenler, aynı zamanda dinimizi de anlaşılmaz bir hale sokmaktadırlar. Yalnız biz, Müslüman olduktan sonra: “İslam kavmiyetçiliği reddetmiştir!” düşüncesiyle, Arap kavmi karşısında anlatılmaz ölçüler içerisinde küçülmeye, kendimizi yok saymaya başladık. Her yerde açık açık bağıra çağıra: “İslam, kavmiyetçiliği reddediyor!” dedik ama camilerimizde imamlarımızın, vaizlerimizin Araplardan hep: “Kavm-ı necib!” diye bahsettiklerini duyduk. Kavm-ı necib: Üstün ırk, seçilmiş ırk, asil ırk…” demektir. Arap toplulukları arasında, elbette bizi çok sevenler var. Ama Birinci Cihan Harbinde, İngilizlerle bir olarak, bizi arkadan vuran da oldu. Şerif Hüseyin’in ihanetini unutamayız. Bugün 20 kadar Arap devleti var. Bir teki sadece bir teki bile, Kıbrıs Cumhuriyetini tanımıyor. Hepsi Hristiyan batının yanında. Niçin? Bu nasıl bir din kardeşliğidir?

Bir önceki yazımda belirtmiştim. Tarihçi, İsmail Hami Danışmend’in 6 ciltlik Osmanlı Tarihi Kronolojisinden örnek vermiştim: 638 yıllık Osmanlı imparatorluğu devrinde, devletimizin 215 sadrazamı (Başbakanı) olmuştu. Bu başbakanlardan 93’ü Türk’tü, 122’si ise Türk değildi. Yani Türk olmayan başbakanlar, Türk olan sadrazamlardan daha uzun yıllar, devletimizin başında bulunmuşlardı. Böyle olmasına rağmen, biz, Türk olmayan kişilerin ihanetleriyle karşı karşıya kalmıştık.

Mesela biz, Araplardan hep: “Kavm-ı necib!” diye bahsetmiştik. Arnavutlara tam 42 sene sadrazamlık vermiştik. Ama bazı Arap asıllı-Arnavut asıllı kişiler bizim içimizde Türk düşmanlığı yapmayı, Türk soyunu kötülemeyi vazgeçilmez bir huy haline getirmişlerdi. Mesela Abdullah Nedim Arap, Naim Feraşeri ise Arnavut idi. Bu iki avanak adam, hastalık derecesinde Türk düşmanıydılar. Türk’ü aşağılamak bakımından, birbirleriyle yarış halindeydiler. Şu suçlamalar, onların hezeyanlarındandır:

“Türk ne bilir bayramı, lak lak içer ayranı!”

“Türk’ün aklı başına sonradan gelir”

“Al turpu vur Türk’e. Vah turpa vah turpa!”

“Türk atına binince bey oldum sanır!”

“En iyi Türk ölmüş Türk’tür!”

“Türk poh pohu, Acem peh pehi sever!”

“Türk ve tosun doğduğunda anadan, öğüt aldı eşek ile danadan!”

Bu zırvalar imparatorluk Türkiye’sinde yaygınlaşmıştı.

Dünyanın her tarafında görülen bir takım aksilikler, yanlışlıklar, haksızlıklar bizim içimizde de görülünce, Abdullah Nedim veya Naim Feraşeri ağzıyla konuşan Türk asıllı zavallılar da bizi suçluyorlardı. Yani Abdullah Nedim, Naim Feraşeri ağzıyla saçmalıyorlardı.

Atatürk çok haklı olarak, bu aşağılık suçlamaların karşısına çıktı. Maksadı, kendimize güveni arttırmaktı. Bu bakımdan konuşmalarında şu cümleleri kullandı:

“Türk milleti zekidir! Türk milleti çalışkandır!”

“Ne Mutlu Türküm diyene”

“Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur!”

“Türk’ün haysiyet ve izzet-i nefsi ve kabiliyeti çok yüksek ve büyüktür!”

“Kırk asırlık Türk yurdu esir kalamaz!”

“Bir Türk dünyaya bedeldir!”

“Bilelim ki milli benliğini bilmeyen milletler, başka milletlerin avı olurlar”

“Aranıza alacağınız arkadaşlarınızın mümkünse, kanını tahlil ediniz!”

Atatürk zamanında beslenen bütün marşlarda, mutlaka Türk ırkı övülürdü. İşte Harbiye Marşımız:

“Yıldırımlar yaratan bir ırkın ahfadıyız!”

İşte İstiklal Marşımız: “Ebediyen sana yok, ırkıma yok izmihlal”

İşte 10. Yıl Marşımız:  “Türk’üz bütün başlardan üstün olan başlarız”

İşte Yedek Subay Marşımız: “Türkçülüğün öz cevheri taşar temiz kanından”

Atatürk Gençliğe Hitabesini şöyle bitiriyor: “Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur!”

Atatürk zamanında Afet İnan ve Eugene Pettard Başkanlıklarında bir heyet Ankara ve çevresinde, tam 64 bin kişinin hem kafataslarını ölçtü hem de kan gruplarını tahlil etti. Konya’da Selçuklu Sultanlarının kafatasları ve kemikleri, mezarlarından çıkarılarak ölçüldü.

Tarih kitaplarımıza ilk kafatası resimleri Atatürk zamanında konuldu. Bu çalışmalardan rahatsızlık duyanlar var niçin?

Bugün bir montofon ineğinin veya bir legorn tavuğunun, bütün hususiyetlerini biliyoruz. Pek ala Türk ırkının özelliklerini niçin bilmeyelim?

Atatürk başka ırkları kötülemek için bu çalışmaları yaptırmadı. Nitekim, Atatürk devrinde de Atatürk’ten sonrası hükümetlerde de, Türk ırkından olmayan kimselerin başbakan, Cumhurbaşkanı ve bakan olduklarını çok gördük. O uygulama, bugün de devam ediyor.

Atatürk’ün Türk ırkını çok övmesi, cümleler söylemesi, milletimize bir güven duygusu vermek istemesinden doğuyordu. Hangi anne okula giden çocuğuna: “Sen bu derslerden başarılı olamazsın” diye konuşur? Hangi antrenör, maça çıkan takımına: “Siz, bugün rakip takım karşısında hezimete uğrayacaksınız!” diye açıklama yapar?

Dr. Reşit Galib tarafından yazılan ve okullarımızda 55 yıl okunan, okutulan Andımız yüzünden, Türk ırkından olmayan, kimlerin okuma imkanları, seçme-seçilme hakları elinden alınmıştır? Türk ırkından olmayan kimin, kimlerin istedikleri yere yerleşmek niyetlerine karşı çıkılmıştır. Bilinmelidir ki, Türkiye’de Türk olmayan toplulukların hürriyetleri, namusları, şerefleri, haysiyetleri… Türk devletinin, Türk ordusunun ayakta kalmasına bağlıdır. Andımızdan korkanlar, bindikleri dalı kesenlerdir!

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/2673/ataturk-irkcilik-yapti-mi.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar