Sayın Cumhurbaşkanım bu milleti günaha sokmayın!

1.

Bizim gibi sistemi oturmamış ülkelerde yönetimin her kademesinde görev alacak insanlarımızın seçimi son derece önemlidir.

Bu önem seçimle gelenler için de, atamayla gelenler için de geçerlidir.

Oysa sistemleri oturmuş batının gelişmiş ülkelerinde, ister seçimle isterse atamayla, yönetime kim/ kimler gelirse gelsin, gelenlerin kim oldukları bizdeki kadar önemli olmaz.

Çünkü onların sistemlerindeki her birim kurumsallaşmıştır ve yönetime gelenler bu kurumsallık içinde kendilerine biçilen rolü pek fazla değiştiremezler.

Zaten değiştirmeye de uğraşmazlar...

Onlar yürüyen sistemi ya biraz daha hızlı, ya da biraz daha yavaş yürütme hakkına ve yetkisine sahiptirler.

Ama asla demiryollarında olduğu gibi makas değiştirme hakkına ve yetkisine sahip değillerdir.

Bizdeki durum gerçekten de evlere şenliktir...

Yapılanları akılla izanla insafla izah etmek asla mümkün değildir.

Örnek mi istiyorsunuz?

Mesela mı diyorsunuz?

Televizyonlarımızın daimi gülleri konumundaki, şöhretli akademisyenlerimizin yaptığı gibi, “atıyorum” dememi mi bekliyorsunuz?

Bazılarının çok sevdiği dedikoduya mahal bırakmadan ya da dedikoduyu kendilerinin üretmesine imkan verecek şekilde şu kadarını söylemekle yetineceğim.

Bunu yaparken de şöhretli akademisyenlerimizin yaptığı gibi “atıyorum” demeyeceğim.

On altı yıllık AK Parti iktidarında, çokça kullandığım ifadeyle, ellerindeki imkanlarla bütün sağ iktidarların yaptıkları gibi, Yol-Su-Elektrik olarak çok şey yapıldı...

Kimilerinin yaptıkları gibi, bu yapılanları kesinlikle görmezden gelmiyoruz ve asla azımsamıyoruz.

Fakat on altı yıllık AK Parti iktidarında siyasi istikrarın oturmasına rağmen, bakanlıkların hiçbirinde yönetim istikrarının olduğunu söyleme imkanına sahip değiliz.

Bakanlıklarda nasıl yönetim istikrarı olsun ki?

Her bakan değiştiğinde, neredeyse üst düzey bürokratların tamamının değiştiği bir bakanlıkta istikrar olur mu?

Olmaz ve olmadı da...

En az bakanın değiştiği bakanlıklarda bile değişen bakan sayısı beşi bulduğu bir yönetimde istikrarın olması mümkün müdür?

Elbet değildir...

Üstelik değişen bakanların yerine gelen bakanlar çoğu zaman hiç devlet tecrübesi olmayanlar arasından seçilmişse, bu tür bakanlarla bakanlıklarda istikrar sağlanması ve başarılı politikalar yürütülmesi beklenemezdi...

Beklenmedi de...

Ama bu arada seksen milyonun gözü önünde şunlar oldu:

Sayın Cumhurbaşkanımız istediğini bakan yapma gücünü herkese gösterdi ve sevindi...

Sayın Cumhurbaşkanımızın yakın çalışma arkadaşları Cumhurbaşkanımıza yakınlıkları ölçüsünde kendi yakınlarını bakan yaptırma imkanına kavuştular ve sevindiler...

Gerek sayın Cumhurbaşkanımızın bizzat bakan yaptıkları, gerekse yakın çalışma arkadaşlarının tavassutuyla bakan yaptıkları kişilerin bazıları ve özellikle liyakat ölçüsüne uymayanlar, ömürlerinde hiç resmi evraka imza atmadan bakan oldular ve sevindiler...

Ve içinde bulunduğumuz zaman kesitinde...

Mesleki ve sosyal muhtevalı konferanslarımda sorduğum soruya hiçbir zaman istediğim şekilde karşılık bulamadım.

Sorduğum soru şuydu:

On altı yıllık AK Parti İktidarında iki yüzden fazla bakan değişti; bu bakanların arasından müspet iz bırakan on bakan sayabilir misiniz?

Maalesef hiç kimse üçü beşi geçemedi...

Bir ikide kalanlar bile oldu...

Böyle bir durumda, elbet bakanlıkların ehil ellerde iyi yürütüldüğünü söyleyemiyoruz.

Bunun hesabını bu dünyada kimsenin soramayacağını biliyoruz ve hesabın sorulmasını Mizana bırakıyoruz.

*

2.

Gelelim bu milletin günaha...

Sayın Cumhurbaşkanımızın vebale girme meselesine...

Sayın Cumhurbaşkanımız AK Parti Genel Başkanı olarak, önümüzdeki bir kaç gün içinde en küçüğünden en büyüğüne kadar, belediyesi olan bütün yerleşim yerlerinin belediye başkan adaylarını seçerken, yakın mesai arkadaşları da belediye ve il genel meclis üyelerini seçecekler.

Şunu peşinen söylemeliyim ki:

İster belediye başkan adaylarının seçimi, isterse belediye ve il genel meclis üyesi olacak adayların seçimi fevkalade sorumluluk ve elbette o ölçüde vebal gerektiren bir iştir.

Ülkemizde sistem oturmadığı için, daha önce yapılan hiçbir şehirleşme ve yapılaşma planı dikkate alınmamakta, her başkan ve meclis üyeleri, kimi zaman önlerine bazı engeller çıksa da, o engelleri el ve gönül birliğiyle (!) aşarak imar planları üzerinde istedikleri değişiklikleri yapabilmektedirler.

Bu değişiklikler herkesin gözü önünde yapıldığı için, mızraklar kesinlikle çuvala sığmamakta, uçları hep çuvalın dışında kalmaktadır.

Bunun kısa adı ranttır, bu da kolay yoldan zengin olmaktan başka bir şey değildir.

Bu bakımdan rantiyeci seçilmişleri kim/ kimler seçtirmişse vebal altına girmekten kurtulamayacaktır.

Bunu da bu şekilde söyleyerek, ben kendimi vebalden kurtarmış oluyorum, kanısındayım...

*

3.

Sayın Cumhurbaşkanım!

Bu millet sizi seviyor.

Bunu size buğzu olmayan herkes ifade ediyor ve bu ifadesinin gereği olarak önlerine koyduğunuz her listeyi gözü kapalı onaylıyor ve oyunu veriyor.

Siyasetin mutfağından gelmiş birisi olarak çok iyi bilirsiniz ki:

Bizim mahallenin insanları gerekirse kızlarını karşı mahalleden birisine verirler de oylarını karşı mahalleden birisine kesinlikle vermezler.

Bu bakımdan bizim mahallenin insanlarının hassasiyetlerini mutlaka dikkate almalısınız.

Aksi halde ne mi olur?

Buna dilim varmıyor ama söylemek durumundayım:

Konferanslarım nedeniyle ülkemizin birçok yerine gidiyorum.

Gittiğim yerlerde gördüklerim duyduklarım hiç de iç açıcı değil.

Korkarım bir şefkat tokadı gelecek gibi...

Bunu önlemek yine sizin elinizde...

Kendi ifadenizle, adayları kılı kırk yararcasına belirlemelisiniz.

Bu belirlemede liyakatin içini iyi doldurmalısınız.

Liyakatin temeline ilk önce, her şeyden önce, mutlaka dürüstlüğü, güvenilir olmayı, paraya ve kadına mesafeli olmayı koymalısınız!

Liyakatin temelinde, temel harcında dürüstlük olmazsa, becerikli ve iş bitirici olarak getirdiğiniz kişiler bu milletin işini bitirirler de, o kadar hengamenin arasında haberiniz bile olmaz.

Sayın Cumhurbaşkanım!

Eğer liyakatin temeline dürüstlüğü koyarsanız, aday yaptığınız kişi kendisi ehil bile olmasa, sorumluluk taşır ve mutlaka ehil insanlarla çalışır.

Adaylarda ikinci aranacak özellik, mutlaka cesaret olmalıdır.

Aday ne kadar dürüst ve liyakatli olursa olsun, eğer cesur değilse, hiçbir önemli işin altına elini değil, parmağını bile sokmaz.

Bu da hizmetlerin yapılmaması demektir.

Oysa bu millet AK Partiden hizmet beklemektedir.

Bu aziz milete beklediği hizmeti vermeyecek adayların listelere konulması ise büyük vebal gerektirir.

Sayın Cumhurbaşkanım!

Bu aziz ve kahraman millete sevdalı bir kişi olarak böylesi bir vebale girmeyeceğinizi umut ediyorum.

Ve bu arada bir hususun mutlaka akılda tutulması gerektiğini düşünüyorum:

Bizim mahallenin insanı...

Karşı mahallenin adayına kesinlikle oy vermez vermesine de...

Fakat komşu mahallenin adayına oy vermekten de geri durmaz.

Bu milleten şefkat tokadı yenmek istenmiyorsa, bu husus unutulmamalıdır!

Saygılarımla...

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/2654/sayin-cumhurbaskanim-bu-milleti-gunaha-sokmayin.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar