Şah damarlarını yakaladık gerisini kendileri bilir…

ABD güdümündeki S. Arabistan’ın birlikte çalıştıkları şeytanlarla birlikte, Türkiye’ye ağır bir darbe indirmek amacıyla planladıkları Kaşıkçı cinayetinin, kurguladıklarının tersine sonuçlar vermesi üzerine, tüm ilgili faillerin eli ayağı birbirine dolandı.

CIA direktörünün apar topar Türkiye’ye gelip gitmesi, PKK’nın üç sözde liderinin başına toplamda 12 milyon dolar para konması, İsrail’in Gazze’ye fütursuzca saldırması hep birbiriyle ilişkili gelişmelerdir.

Kaşıkçı cinayetinin, doğrudan S. Arabistan veliahdı Selman’ın emriyle ve önceden planlanarak yapıldığı, işin içinde BAE, İsrail ve ABD’nin de olduğu neredeyse herkesin malumu oldu. S. Arabistan en yüksek ağızdan cinayeti kabullendi. Üstelik Kaşıkçının neredeyse nasıl öldürüldüğünü de ayrıntılı olarak ifade etmiş oldular. Şimdi davayı Türkiye’nin inisiyatifinden kurtarmak için çırpınıp duruyor. 5 kişiyi idam talebiyle yargıladıklarını ifade ettiler. Peki diğer 13 kişi ne olacak? Bunlar da bir yana, Türkiye, elinde çok açık delillerle dünya kamuoyunu bilgilendirmeyi, hadisenin seyrini tayin etmeyi başardı.

Türkiye’yi bir çukura itmek isterlerken kendileri o çukura yuvarlandı. Bu sonuçta kuşkusuz istihbaratımızın, İstanbul Başsavcılığının ve polisin büyük emekleri vardır. Olay bir ucuyla ve diğer bazı yönleriyle ABD’ye dokunduğu için o da önceden verdiği desteği artık sürdüremiyor, sürdüremeyeceğini anladı. Çünkü Türkiye’nin elinde çok açık kanıtlar var ve bunların açıklanması halinde bu işe karışan devletlerin birer cinayet şebekesi oldukları bir kez daha anlaşılacak. Bir kez daha anlaşılacak olmasının sebebi geçmişte çok kere bu işlere bulaştıkları hatta cinayeti bir siyasi enstrüman olarak kullanmış olmalarıdır.

Ne ki şimdi suçüstü yakalandılar. Türkiye, üstelik kendi toprağında kendisine operasyon yapılamayacağını, böyle bir densizliğe kalkışanın karşılığını ağır ödeyeceğini göstermiş oldu. Haydi diyelim ki, ABD ve İsrail, farklı inanç ve kültür kaynaklardan dolayı bize hasmane bir tutum takındılar. Ama gâvura güvenip gâvurun sözüyle Müslüman bir ülkeyi zora sokmak için fitnelik, fesatlık içinde olmak aynı inanca, dine bağlı olduğumuz S. Arabistan’a yakıştı mı? Çok büyük yanlış yaptılar. Bu kâfirlerin şimdiye kadar her istediklerini yapıp kimseye hesap vermemelerinden aldıkları cesaretle yerlerini koruma dönemini bu tarzla sürdürmeleri artık zor gözüküyor. Anlaşılan o ki, Türkiye bu işin peşini bırakmayacak. Alanları iyice daraldı, itibarları azaldı. Buna mukabil Türkiye’nin insana, insan haklarına, hukuka ne ölçüde ve samimi bağlı olduğu bir kez daha görüldü. Onların görüp görmemesi önemli değil ama en azından dünyanın bakışında gözlenen değişim lehimize olacak şekilde biraz daha değişti.

ABD, özellikle Trump’la birlikte siyasi tarza dönüştürdüğü patavatsızlığı daha fazla sürdürülemeyeceğini anlamış olmalıdır. Bu sebeple iyice sarpa saran işleri biraz olsun toparlamak için PKK’nın üç elebaşının başına ödül koyarak başka bir hesabı devreye soktu. Ülkesi ve milleti ile Türkiye bu numaraların arkasındaki basit, bayağı oyunu da gördü. Suriye hattında geri adım atılmayacak. ABD çok zorda. Kaşıkçı olayında S. Arabistan’a tavır koymaya başladı. Yeter mi? Yetmez. Türk diplomasisi sıkı bastırıyor olmalı ki, Hakan Atilla davasında bir gelişme yok değildir. En son gelen haberin Fetullah Gülen’in ciddi ciddi iadesinin düşünüldüğü yolundadır. Bilinsin ki, ABD’nin bu gevşemesinde İsrail’in Gazze’de aldığı son yenilginin de payı az değildir.

Bir bahaneyle Gazze’ye saldıran İsrail ummadığı bir füze saldırısı ile karşılaştı. Saldırı tahrik ve talep edenlerin başında Selman’ın olduğu, Kaşıkçı meselesinin gündemden düşmesi için İsrail’den Gazze’ye saldırmasını istediği söylenmektedir. Kâfirleri dost edinen, Müslümanlara, mazlumlara karşı hemen hiçbir duyarlığı gözlenmeyen bu aşağılık insandan böyle bir alçaklık umulmaz da değil hani. Saldırıları anında karşılık gördü. O çok güvendikleri demir kubbe delik deşik oldu. İşgalciler panik içinde kaçışmaya başladılar. İçinde İsrail teröristleri olan otobüsün roketle berhava edildiğini televizyonlarda izledik.

Hamas İsrail’i oldukları yere çivi gibi çaktı. Hamas’ın füze ve roket teknolojilerini yeniledikleri anlaşıldı. Anlaşılıyor ki, Refah kapısından veya açık denizden Gazze’ye daha etkili silahlar ulaştırıldığı takdirde İsrail toz duman olacak. Bir gün içinde İsrail kamuoyu ve siyaseti karıştı. Savunma bakanı Liberman istifa etti. Bence ABD’nin apar topar yukarıda sözünü ettiğimiz adımları atmasında bu gelişmelerin etkisi büyük oldu. Niçin mi? En sonunda Türkiye’ye muhtaç olacak ve Türkiye’nin rızalığı olmadan bölgede hiçbir şey yapamayacağını anladı da onun için. Hamas’ın Türkiye ile irtibatlı olduğunu söylemeye bile gerek yok. Yani, eğer Türkiye’nin üzerine fazla gelirlerse bunun cevabı sadece Afrin’de Münbiç’te değil doğrudan Telaviv’de de verilir. Bunu gördüler, görecekler de.

Şimdi anladınız mı neden bütün olayların birbiriyle bağlantılı olduğunu? Hiç kimse merak etmesin, düşmanın şah damarı yakalanmıştır. Gerisini kendileri bilir.

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/2653/sah-damarlarini-yakaladik-gerisini-kendileri-bilir.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar