Kaşıkçı cinayeti ve dinin araçsallaştırılması

Kaşıkçı’nın Arabistan Velaihd’ı Muhammed Bin Salman’ın emriyle öldürüldüğü neredeyse kesinleşti. Bu Salman için Kabe İmamı El Sudeys,  Allah’ın yüz yılda bir gönderdiği liderdir ve ona itaat etmek farzdır dedi.

İşte İslam dünyasının içine düştüğü ruh ve ahlak sefaletinin nedeni budur; Dini siyaset için kullanmak, zalimin, zulmün aracı ve meşrulaştırıcısı haline getirmek.

Bir gazeteci fikirlerinden dolayı önce hunharca öldürülüyor, sonra vücudu parçalara ayrılıp asitle yok ediliyor, bunu yaptırana İslam dünyasının en mukaddes beldesinde imamlık yapan kişi -Allah’ın gönderdiği liderdir- diyerek, ona itaatin farz olduğunu söylüyor.

Bu Allah’a iftiradır, çünkü Allah zalimlere, zorbalara itaat etmeyi emretmemiştir. Öyle olsa Hz. Hüseyin Emevi zulmüne başkaldırır mıydı, İmam-I Azam Zeyd Bin Ali‘yi destekler miydi?

Dini siyasetin manivelası haline getirmek bazı muhterislere fayda sağlasa da son tahlilde dine zarar veriyor.

Fikirlerinden dolayı bir insanı katletmenin İslami referanslarla bir izahı yoktur. Aksine haksız yere bir Müslümanı öldürmenin cezası ebedi cehennemdir. Bunu ben söylemiyorum, Kur’an söylüyor: Kim bir mümini kasten öldürürse, cezası, içinde ebedî olarak kalacağı cehennemdir. Allah ona gazap ve lanet etmiş ve onun için büyük bir azap hazırlamıştır.(Nisa 93)

Kuran böyle diyor, Kabe İmamı ‘Hayır, bu adama itaat etmek farzdır’ diyor. İşte son yıllarda gözlenen dinden uzaklaşmanın nedeni budur. Din, menfaatperestlerin, muhterislerin elinde bir istismar aracına dönüştü. İslam, Allah’a çağırmanın vasıtası olmaktan çıkmış, gücü elinde bulunduranlara hizmet aracına dönüştürülmüştür.

 Veyl dini nefsi için kullananlara…

Xxx

Bugün İslam dünyasının yaşadığı en büyük kriz kesinlikle -ahlak krizidir-

Helalı haramı unutan, dini nefsine uyduran, ölçü kural tanımayan bir topluluk asla büyük bir medeniyetin mimarı olamaz.  Selçuklu’yu, Osmanlı’yı bir cihan devleti yapan Kılıçlarının gücü değil, ahlaklarının güzelliğiydi. Onlar gittikleri yere adalet götürdüler, kendilerinden olmayanlara bile kendilerini sevdirdiler. Kimsenin, malına, mülküne, namusuna göz dikmediler. Kul hakkına riayet ettiler.

Geçen gün uzun yıllar yurt dışında çalışmış bir dostum anlattı: 20 yıl önce Hollanda’ya gittim, iş bulup çalışmaya başladım. Patronumuz maaşımızı haftalık olarak eksiksiz öderdi. Bir defa kuruş cinsinden küsurat yoktu, mesele 545 Tl 25 kuruş gibi. 25 kuruşu boş ver dedim. Bir iki hafta sonra yine küsurat bozukluk çıkışmadı önemli değil dedim. Hollandalı patronum beklemediğim bir tepki gösterdi: Sen beni çirkin bir şeye alıştırıyorsun, bunu kabul edemem 25 kuruş 25 kuruştur dedi gidip kalan 25 kuruşu getirdi ve bana bir daha böyle bir teklifte bulunma dedi.

Dürüstlüğü görüyor musunuz? Bir dine mensup olmak kadar önemli olan onun ahlakına bürünmektir. Ne yazık ki biz inanmış olmayı yeter gören bir milletiz. Dinin sosyal boyutu, ahlak boyutu ile neredeyse hiçbir ilgimiz yok. İnsanı inşa etmeden yeni bir medeniyet inşa edilemez. Bugünkü ahlak yapımızla yeni bir Türk-İslam medeniyeti sıçrayışından çok uzağız.

 

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/2652/kasikci-cinayeti-ve-dinin-aracsallastirilmasi.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar