FRANSA SOLU'NUN SOL'LA MÜCADELESİ

Fransa geçtiğimiz mart ayından bu yana, öfkelenin, işgal edin, geceyi bekleyin sloganlarıyla görünüşte medyatik iktidar söylemleri alanında inliyor. Sloganlar, sosyal demokrasiyi, sosyalizmi ve proletarya söylemlerini çağrıştırıyor. Sanki soğuk savaşın bitmesiyle birlikte kitlesel olma gücünü yİtiren sol hareketler için yeni bir umut oluyor. Birçok eski tüfek Marksist yeniden umutlanır bir tarzda yazılar yazıyor, haberler yapıyor.

İşin ilginç yanlarından birisi bu eylemlerin ve gösterilerin sosyalist Holland iktidarına karşı yapılıyor olmasıdır. Paris'teki cumhuriyet meydanını işgal eden göstericiler, meydanda kalıcı olduklarını sağlamak için sebze yetiştiriyorlar. Meydan işgalini kalıcı bir hale getirmeye çalışıyorlar. Diğer yandan gösterileri sol için yeni bir umut olarak gören birçok düşünür, daha önce seçimi kazanarak iktidara gelen ve halen Fransa’da iktidarda bulunan sosyalist partinin başarısını sol adına yeni bir başarı kıvılcımı olarak değerlendirmişlerdi. Şimdi Fransa’da bir taraftan sol bir iktidar patronlar yani burjuva lehine yeni bir iş yasası hazırlıyor. Diğer taraftan bu sol iktidara karşı öfke, işgal ve gece nöbeti eylemlerini başlatan örgütsüz sol hareketler meydanlarda gösteri yapıyor.

Üç aydır kesintisiz devam eden gösterilere; işçi sendikaları, sol gruplar ve üniversite öğrencileri öncülük ediyor. Zaman zaman gösterici kitlesi bir milyon kişiyi aşıyor. Polislerle göstericiler sürekli çatışıyor. Kontrollü olarak gerçekleşen bu çatışmalarda göstericiler taş atarak saldırıyor; polisler ise robotisk saflar oluşturarak durdurma, jop kullanarak incitme ve gaz kullanarak korkutma tekniklerini kullanıyor. Bazan şehrin ana arterleri gaz bulutlarıyla kaplanıyor. Grevler çoğu kere ulaşımı ve hayatı durduracak kadar etkili oluyor.

Fransa'nın sosyalistlerden, yeşillerden ve iğreti sol gruplardan oluşan iktidarı, işçi hakları aleyhine çıkarılan yasayı geri çekmeyeceğini açıkladı. İşçilerin çalışma haklarını patronların kararına ve sermayenin maksimum kazanç diyalektiğinin insafına bırakan yasanın birçok ritüelini tamamladı. Küresel İslamofobia kampanyalarına eşlik etmeye devam etti. Ülkedeki kitlesel sol gösterileri bir tehdit olarak görmedi. Başkan Holland son olarak yasal olmayan gösterilere artık daha fazla tahammül edemeyeceklerini ve kamu düzeninin sol gruplar tarafından bozulmasına izin vermeyeceklerini açıkladı. Yani sivil sol, resmi ve muktedir sol ile cumhuriyet meydanında önümüzdeki günlerde daha çok kavga edecek.

Fransa’daki gösterilerin muhtemel etkisi konusunda farklı öngörüler geliştiriliyor. Konu sadece Fransa'nın içişi olarak görülmüyor. Olayları 2010’lu yıllarda madun ve yoksul genç kitlelerin kentlerin banliyolarında başlattıkları eylemlerin bir devamı olarak görenler var. Postmodern sol direnişin yeni örnekleri olarak değerlendirenler de oluyor. Gösterileri, David Graeber’in Wall Street’i işgal et sloganı çerçevesinde önce 1999’da Seattle’da Dünya Ticaret Örgütü toplantısına karşı başlatılan ve daha sonra 2011 yılında New York’ta daha dinamik bir şekilde yapılan eylemlerin bir uzantısı olarak görenler de bulunuyor.

Konu üzerinde yapılan tartışmalar ciddi teorik bir temele oturtulmaya çalışılıyor. Paris veya daha doğrusu, Fransa'nın bütün kentlerinde tekrarlanan bu gösteriler, kimileri için nostaljik bir solun yeniden dirilişi olarak da görüşebiliyor. Benim asıl merak ettiğim konu ise bu olayların Arap Bahar'ında olduğu gibi domino etkisi gösterme ihtimalidir. 2011’de Tunus'ta başlayan gösteriler beş yıl içinde bütün İslam dünyasını cehenneme çevirdi. Olayların aktörlerini karşılaştırmak önemli çelişkileri görmeye neden olabilir. Arap Bahar'ının sonuçlarını tartışmayacağım. Ama başlangıç sürecinde Arap halk gösterilerine yüklenen imajlarla, Fransa'daki gösterilere yüklenen imajları karşılaştırmak mümkündür. Arap Bahar'ında başlangıçta sol hareketler her ne kadar gösterilere devrimci, demokratik ve özgürlükçü imajlar eklemek istediyse de olaylar onların algılarına ve etiketlerine göre devam etmedi. Tamamen uydurulan yeni dini imajlar, ideolojiler, grupsal aidiyetler, cunta ve şiddet eksenli imajlarla devam etti. Marksistlerin olaylarla ilgili yüklemeleri anlamsız kaldı. Fransa gösterileri ise tam aksine dini, etnik, ideolojik, grupsal ve milli imajlara kapalı bir şekilde devam ediyor. Mesela resmi Fransız iktidar söylemi, yabancı düşmanlığını, İslamofobiyi, ulusal bilinci gündemde tutarken göstericiler bunlar yokmuş gibi davranıyor. Bu önyargılı  resmi söyleme karşı çıkıyor. Konu ciddi problemleri önümüze koymuş bulunmaktadır.

Bütün bu problemlerin yanı sıra Fransa bu aralar Avrupa futbol şampiyonasına ev sahipliği yapıyor. İnsanlar Fransa'da top oynayanları seyrederken Fransız'lar kazanılmış sosyal hakların korunması için meydanları dolduruyor. İktidardaki solcularla sivil solcular çatışıyor. Haber merkezleri  ise İşid militanlarının eylemleriyle manşetlerini dolduruyor.

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/263/fransa-solunun-solla-mucadelesi.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar