Yol ayrımı

Beraberliğin uzun mesafede soluklanmayı gerektirdiğini, sabır ve sebat istediğini biliyoruz. Ancak vefada, açı sapması dediğimiz kırılma meydana geldiğinde bakarsınız gidenler gider, kalanlar kalır.

Hep öyle olmuştur, besmele ile başlar, yol ayrımı ile noktalanır.

Özü gider geride posası kalır...

...

Yakın tarih en açık delildir,ayrıca Arife tarif gerekmiyor.

Zağnos Paşa camiinde Mustafa Kemal’in irat ettiği hutbe hilafete sahip çıkılarak var olan temeller üzerine yeni bir devletin kurulacağının işaretiydi. En azından halkta beliren kanaat oydu.

Daha sonraları devlet ele geçince havalar değişti.

Karlar yağdı, fırtınalar oldu, yollar buz tuttu.

Zaman öylesine hızlı değişti ki, bin yıllık şanlı tarihten geride kalan ne varsa silip süpürdüler. Bu hareket de "cumhuriyet ideolojisi" ile ifade ediliyordu. Yapısında İslam'ın en küçük belirtisi dahi olmayan laik, çağdaş, Kemalist Cumhuriyet...

Kemalistlerin meş'ale dedikleri de bu.

...

Hele de Erzurum Kongresinde yapılan yeminler, hilafete bağlı kalınacağına dair verilen namus sözü yol ayrımına kadardı, ondan sonrası şiddet ve baskılar. Ezanlar susturuldu, Kur’an Türkçeleştirilerek kıskaca alındı, darağaçları kuruldu.

Adını da medeniyet, çağdaşlık koydular.

...

İşte o Zafer Anıtı!...  Anadolu'ya çıkartma yapan İtalyanların eseri.

Anıtta açık olan kadının başı göğe, kapalı olan Osmanlı kadının başı yere eğik olarak gösterilmek suretiyle halkın inancı, en sefil ve de incitici şekliyle aşağılanmıştır... Laik, çağdaş, Kemalist cumhuriyet.

...

Devir o devir... Cumhur dediğimiz halkı hiçe sayarak, Fransa'dan ithal edilen baskıcı cumhuriyet anlayışının sakız misali yapışkanlığı bir türlü geçmediği gibi dindarını da alıp götürüyor. Maddeleşen cazibesine dayanamıyorlar.

İşte görüyorsunuz, bir köprü açmaya kalkıştıklarında dahi, o devrin banilerine rahmet okumazlarsa kurdele yerinde çakılı kalıyor. Makas kesmiyor, dil oynamıyor...

Ne demektir bu?

...

Demektir ki, kadifeden tayyare de yapsak akıl ve zihniyet olarak halen köylülüğümüz üzerimizde. Ufkumuz dar çerçeve denilen "ulusalcılık" cenderesinde sıkıştı kaldı. Üç kıt'aya hakim olan ve tüm İslam alemini kapsayan İmparatorluk gözümüzün önüne hiç gelmiyor.

Nereden takılmışsak halen oradayız.

...

Geçmiş bir milletin silinmeyen hafızasıdır.

Ama üzerindeki yazılar bir gecede yok edilince neye yarar, tarih mi kalır geride?

Milletin maruz kaldığı baskılar, idamlar, İstiklal adını verdikleri mahkemelerin cinayetleri...

Bunları nasıl silelim ki, adı sanı gerçek milli ve demokratik cumhuriyet kendiliğinden oluşsun.

Barış olsun, huzur ve birlik olsun.

...

İslam dünyasının siyası birliği olan hilafeti kaldırmak...

Milletin evlatlarını tarih kültüründen yoksun bırakmak için yazıyı lağvetmek dışa bağımlılığın en önemli unsurlarıdır.

Ve bu gün tepeden tırnağa dışa bağımlı bir ülkeyiz.

Basit bir motorun yerlisini dahi yapamıyoruz, veya yaptırmıyorlar. Hitler kadar olamadık, onlar motorun susuzunu 1915’lerde yaptılar, aradan yüz yıl geçmesine rağmen bizim motorlar derin dondurucuda gün sayıyor.

Olmuyor bir türlü.

...

Demek ki geri kalmışlığın birinci nedeni zihniyettir.

Kadehin dibine vurarak her şeyi kaldırıp atarsan yerinde sayarsın. O bakımdan “Batı Medeniyetinden'iz” diye övünenlere aslında bu aşamada abdest tazelemek düşüyor fakat bir türlü tazelemeye yanaşmıyorlar. Devlet adamlarımızın kafa yapısında hala ithal cumhuriyetin tutkusu var. İşte o tutku, millet nezdinde bir açıdan da yol ayrımı demektir. İnancını ve duruşunu ölçü alarak siyasi hareketine destek verenler, şimdi de sorgulamak yerine biat etmeye soyunmayı uzun mesafede kaldıramazlar. Taban birinci de bylock denilen proje sayesinde sarsıldı, şimdi de bir nevi Kemalizme kutsama sayılan biatle ikinci kez sarsılıyor. O tavırlar hiç yakışmadı. İstersen yerin altını üstüne çevir, istersen gök yüzünden köprüler kur, istikametinde taviz verdiğin sürece hepsi geçersizdir. Bakarsın umutlar zeytin yağı gibi akar gider.

...

Bu millet, inancına hizmet edene hizmet eder.

Kemalizm muktedir oldu da 50 yıldır neden iktidar olamadı? Neden halk, CHP’yi tasvip etmez? Bu sorular endamına göre cevap bulamadan, durduk yerde hiçte gereği yokken Kemalizme rahmet okuyarak biat etmek neyin nesidir anlayamadık.İthal cumhuriyet, 95 yıldır dünya çapında bir hava alanı dahi yapamazken, milletin teveccühü gereği, yapılan böyle bir eserin açılışını kutsama yerine geçmek üzere 29 Ekim'e armağan etmek neyin nesidir?

...

Bu iktidar keşke milli ve demokratik cumhuriyeti kurmak için efor sarf etse sözümüz yok. Ama şimdi durduk yerde halka zulmedenlere rahmet okumanın ülkeye faturası ağır olacaktır. Kutsanmışlık bu kadar aleniyete dökülünce bundan sonrasında artık hiç kimse İslamı düzenden bahsedemez. Çünkü İslam'ı kesimin bir derece umudu sayılan siyası el, mühründe yanılmıştır.

Hayra basacağı yerde şerre bastı.

Bitti o iş, CHP'nin yapamadığını sana bana yaptırdılar.

Bu da ithal cumhuriyetin başarısı, kutlarım!

...

Yine de sormuş olalım, bu bir hata mı....

Yoksa birileri baktı ki Kemal Kılıçdaroğlu namındaki şaşkın pehlivandan bir şey olmaz, bu durumda eskiyen CHP’nin yerine yeni bir CHP’yi koymanın yeraltı çalışmasını mı yapıyor?

Havalara bakınca, kadrolara göz atınca, sloganlar dillendirilince sanki öyle.

Biz yine de hayra yoralım, bekleyelim, bakalım altından kuş mu çıkar karga mı! 

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/2619/yol-ayrimi.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar