Üst kimlik ve milli bütünlük

A. Dilipak,Kaşıkçı cinayetini değerlendirdiği, Kibriti Gözünüze Çok Yaklaştırırsanız başlıklı yazısında; -gidişattan Arap aşiretlerinin çok rahatsız olduğunu,Suudi Arabistan'ın patlamaya hazır pimi çekilmiş bir bomba gibi olduğunu yazıyor.

Dikkat edilirse Dilipak, Arap ulusu veya milleti demiyor,aşiretleri diyor. Çünkü, Arap ülkelerinin hiç birinde sosyolojik anlamda bir millet yok, toplum aşiretlerden oluşmuş parçalı bir yapıdan ibaret. Böyle olunca da ciddi krizlerde her aşiret farklı bir yol izleyebiliyor. Bu tip yapılarda herkesi dahil eden  milli  politikalar oluşturmak zordur. Çünkü aşiretlerin çıkarı toplumun genel çıkarının önünde gelir.

İşte bunun için aşiretleri, mezhepleri, etnik aidiyetleri aşan bir üst kimlik şarttır.

ABD'nin Irak'ı işgali sırasında  sadece Saddam'a yakın suni Arap aşiretler  merkezi yönetimin arkasında durdular. Kürtler ile Şiiler ABD müdahalesini neredeyse bir bayram sevinci içinde karşıladılar. Bunda Saddam'ın dikta yönetimine duyulan tepki kadar, bir üst kimlikte buluşulamamış olmanın  da etkisi vardı. Ortak bir kimlik inşa edilememiş, etnik ve mezhep kimlikleri  onun yerini almıştı.

Aynı şey Suriye için de geçerli. Esat'ın arkasında bir Suriye ulusu yok,sadece onunla aynı mezhebi taşıyan bir azınlık var. ABD'nin Suriye'yi parçalayarak bir PKK devleti kurma  projesine sadece  bu küçük azınlık direniyor. Belki bir Suriye ulusu olsa muhtemelen bu kadar büyük bedeller ödenmeyecek,ABD'nin Suriye'yi parçalama planı daha kolay savuşturulabilecekti.

Bu iki örnek millet olmanın çağımızda ne kadar önemli olduğunu gösteriyor.

Bazıları ulus devlet ortadan kalkınca  toplumdaki etnik taleplerin gevşeyeceğini, bunun  da toplumu bütünleştirebileceğini sanıyor. Oysa Irak,Suriye örnekleri ortak bir üst kimlikten mahrum olan toplumların bütünleşemediğini, tam aksine etnik ve din (mezhep) temelinde bölündüğünü gösteriyor.

Türklüğü toplumsal yapıyı bölen bir unsur olarak görüp,Türk kimliğine savaş açanların, ortak bir kimliğe sahip olmayan toplumların ne hale geldiğini görmeleri gerekir. Bir üst kimliğe sahip olmayan toplumlar bütünleşmek yerine daha küçük parçalara bölünüyorlar. Eşya ve  olaylara  toplumun genel menfaatleri açısından değil içinde bulundukları klanın çıkarları açısından bakıyorlar.

Benzer bir süreç Libya'da da yaşandı. Arap baharının kan gölüne çevirdiği Libya'da Kaddafi'nin devrilmesi ile birlikte doğan boşluğu aşiretler doldurdu. Bugün Libya aşiretlerin kontrol ettiği iki büyük parçaya bölünmüş durumda. Onları birleştirecek  ne ortak bir kimlik, ne de ortak bir irade mevcut.

Bu ülkelerin hemen hepsi etnik olarak Arap,ama Araplık bir üst kimlik halini alabilmiş değil.  Demek ki aynı kökenden gelmiş olmak yetmiyor, önemli olan onun bilincine vararak  onu bütün kimlik yapıcılarının önüne ve üstüne çıkarmaktır. Bir başka ifadeyle en güçlü duyuş ve hissediş biçimi  yapmaktır. Çevremizde meydana gelen olaylar her gün bu gerçeğe işaret etmesine rağmen  Türkiye hızla millet şuurundan uzaklaşıyor.Türklükten kurtulmak bizi daha büyük bir toplumsal yapıya götürmez,Suriye,Irak ve  Libya'ya benzetir. Bunun da iyi bir şey olduğunu hiç kimse söyleyemez!

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/2616/ust-kimlik-ve-milli-butunluk.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar