İttifak çok ince ayar bir iştir

1.

Bu yazı için günler öncesinden konulan bir başlık bu...

Fakat oturup yazmak bir türlü nasip olmadı...

Ve ince ayar bir iş olarak düşündüğüm ittifak, bugün itibariyle ve amiyane tabirle yatmış görünüyor...

Önce hayırlısı diyelim...

Sonra Anadolu insanının o güzel ifadesiyle, iş olacağına varır diyelim...

Daha sonra, iş gene diplomasız insanlarımızın irfanına kaldı diyelim...

Ve Anadolu insanının irfanına, kendi diplomalarımdan daha çok güvenen bir kişi olarak, sonucun bu milletin hayrına olacağını da belirtmek isterim.

Benim gönlüm 7 Haziran 2015 Genel Seçimlerinden sonra oluşan doğal ittifakın ilanihaye devam etmesinden yanaydı...

Fakat anlaşılan o ki, gerek Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın gerekse MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin çevresinde olup da sözü geçen kimileri bu iki partinin güç birliği etmesinden rahatsız olmalılar ki, bu iki lidere ittifakı bozdurdular...

Oysa 24 Haziran Seçimleri için oluşan ittifakla ilgili yazılarımda ne kadar da ümitliydim ülke geleceği için...

Bu nedenle ittifak çerçevesinde yazdığım iki yazının ilkinde ittifakı 1950 yılını başlangıç kabul ederek, yetmiş yılın özlemi; ikinci yazımda ise Cihan Harbinde Sancağın yere düşmesini başlangıç alarak yüz yılın özlemi olarak ifade etmiştim.

Hayırlısı olsun...

Anadolu insanının irfanından süzülen söz olarak ifade edecek olursak:

Vaki olanda hayır vardır...

*

2.

İttifakı şu bozdu veya bu bozduya girmiyorum...

Fakat şunu peşinen ifade edeyim ki, ittifakı kim veya kimler bozmuşsa, elbet bana göre, büyük bir vebale girmişlerdir.

Gerek yerel gerek genel seçimlerde birbirleriyle yarışan partilerin büyük çoğunluğunu sağ partiler oluşturur.

Bir başka ifadeyle, gerek yerel gerekse genel seçimlerin çoğunda sol olarak ifade edilen siyasi partiler kendi kulvarlarında tek başına yarışırken; sağ olarak ifade edilen ve muhafazakar seçmene hitap eden partiler kendi kulvarlarında hep iki veya daha çok partiyle seçimlere girmişler ve birbirleriyle yarışmışlardır.

Bu da her defasında sol partilerin yararına olmuştur.

Nitekim 2014 Yerel Seçimlerinde AK Parti ile MHP’nin kıyasıya bir yarış içinde oldukları illerde, iki partinin toplam oylarının yarısından biraz fazla oya sahip olan CHP belediye başkanlıklarını kazanmıştır.

Bunun en tipik örneği Aydın belediye başkanlığı seçimlerinde yaşanmış ve AK Parti ve MHP’nin kıyasıya mücadelesinden yararlanan CHP belediye başkanlığını kazanmıştır.

Benzer durum Eskişehir, Hatay, Tekirdağ, Burdur, Edirne, Giresun, Kırklareli, Zonguldak, Yalova illerinde de yaşanmış; AK Parti ile MHP’nin yarışmasından faydalanan CHP bu illerde belediye başkanlıklarını kazanmıştır.

*

3.

Bu millet AK Parti ile MHP’nin ittifakında büyük hayır görmüştü...

Bunu bugün sosyal medyada yazılanlardan da anlayabiliyoruz.

Ve bu millet bu saydığımız illerde ve daha bazı illerde iki partinin yarışmasından yararlanan CHP’nin Belediye Başkanlıklarını kazanması durumunda, sanırım iki partinin yöneticilerine rahmet okumayacaktır.

Bu aziz milletin okuyacağı dualardan iki partinin yöneticileri de fazlasıyla paylarını alacaklardır.

Bir tarafta Türkiye’nin her başı sıkıştığında batının müdahalesini isteyen partiler tam bir ittifak halindeyken; öte tarafta muhafazakar seçmenin temsilcisi olan iki partinin bana göre incir çekirdeğini doldurmayacak konularda anlaşamayıp, ittifakı bozmalarını akıl ve izanla izah etmek mümkün değildir.

Siyaset netice alma sanatıdır.

Netice birlik ve beraberlikle alınır.

Sen ben kavgasının kimseye faydası yoktur.

Üstelik “mesele vatansa gerisi teferruattır” sözünün olağanüstü kabul gördüğü bir toplumun önüne sen ben kavgasıyla çıkmak akla ziyan bir durumdur.

Bunu bu iki parti seçmene bakalım nasıl izah edecekler?

Çünkü Anadolu insanına göre, bu iki partinin birbirinden çok önemli farkları yoktur.

Ve Anadolu insanı, devletin bekası için bu iki partiye son derece güven duymaktadır.

Bu iki parti milletin kendilerine duyduğu güveni maalesef zedelemişlerdir.

Her şeye rağmen ben sonucun hayırlı olacağına ve bu aziz milletin irfanıyla meseleyi tereyağından kıl çeker gibi düzelteceğine inanıyorum.

Bu arada iki lidere birkaç sözüm olacak...

1.Affa karşı duruşunu sürdüren Sayın Cumhurbaşkanımıza sözlerim şunlardır.

Devletin hiçbir suçu affetme hakkı yoktur.

Devlete karşı suç kavramı fevkalade yanlıştır.

Suç devlete karşı değil, millete karşı işlenir.

Devlet mücerret bir kavramdır; dolayısıyla görünmez.

Devleti görünür kılan sistemdir.

Sistemin ise hiçbir kutsallığı yoktur.

Yanlış ifade edilmiş de olsa, yönetim erkini elinde tutan kişi olarak sizden istenen, yasaların insanileştirilmesi ve hukukileştirilmesidir.

FETÖ’ye bağlı haşhaşi yargıçların kararlarının  gözden geçirilmesidir.

Aksi halde kendilerini mahkum ettiğiniz veya yurt dışına kaçan FETÖ bağlısı haşhaşi yargıçlarının kararlarının doğru olduğunu kabul etmiş olursunuz ki, bunu kimsenin kabul etmesini beklememelisiniz.

2.MHP Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeliye sözlerim ise şunlardır:

Israrla ve inatla savunduğunuz Andın bu ülkeye ve bu millete sağladığı hiçbir yararı gösteremezsiniz.

Bu millet Osmanlı Cihan Devleti bakiyesidir; bu nedenle bu millete yapılacak en büyük zarar ırkçılıktır.

Ben sizin ırkçı olmadığınıza inananlardanım.

Çünkü siz daha önce kendi dilinizle milliyetçiliği, kültürel milliyetçilik olarak ifade ettiniz.

Aslında doğru olan da budur.

Zaten milliyetçilik kavramının ırkçılıkla hiçbir alakası yoktur. Çünkü millet ve milliyetçilik İslami kavramlardır.

Bu milletin ürktüğü kavmiyetçilik yani ırkçılıktır.

Kavmiyetçiliğin ya da ırkçılığın bu millete zararlarını bilenlerdensiniz.

Bu bakımdan meramınızı iyi anlatmalısınız.

Af konusunda da, elbet bana göre, meramınızı iyi anlatamadınız.

Çünkü elbet bana göre, devletin af etme yetkisi yoktur.

Fakat devletin yasaları hukukileştirme görevi vardır.

Bunu ben ısrarla yazdım.

Elbet size ulaşmamıştır.

*

4.

Ön kabullerimi tekrarlıyorum:

Hangi siyasi lider ya da hangi siyasi parti bu milletin tarihe yürüyüşünü durdurmak isterse istesin, bu yürüyüşü durduramaz.

Siyasi liderlerin ve siyasi partilerin yapacakları şey, el ve gönül birliğiyle bu yürüyüşün içinde olmaktır.

Ayrı duran kaybeder!

Başarıyı kendine bağlı gören kaybeder!

Ben olmazsam olmaz diyenler kaybeder!

Milletin önüne ehil olanı değil de kendi ehlini yani yakınını koyan kaybeder!

İsrafa, yolsuzluğa, adam kayırmaya göz yuman kaybeder!

Kavmiyetçiliğe dayalı siyaset yapan kaybeder!

Ve kim ne yaparsa yapsın bu milet kazanır!

Bunu asla unutmayın!

Allah cc yar ve yardımcımızdır!

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/2601/ittifak-cok-ince-ayar-bir-istir.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar