Denizi tüketmeyin

Dalgalarla boğuşan gemiye yeni ve tecrübeli kaptan aranınca Temeli bulmuşlar.

Ne var ki, gemi giderek kayalara bindirmesin mi!

“Ula Temel! Hani sen tecrübeli kaptandın?”

Cevaba bakın:

“Üşaklar! Ben ne yapabilirim ha bu denuz bitti.”

...

Testi kırılınca mazeret her zaman bulunur.

...

Demirel, daha da espirilisini söylemişti:

“Petrol vardı da biz mi içtik!”

...

Ama şu var, Türkiye her zaman köşeye sıkıştırılan, hesabı kitabı tarihin derinliklerinden gelen kendi haline bırakılmayan bir ülke. İslam dünyasını sömürme veya siyasi şekillendirme projelerinin başlangıcı. Emperyalistler işe buradan başlarlar.

Evet, tepeden tırnağa bağımlılığımızın şuurundayız...

...

Ancak ve ancak... Bu mazeretler var diye iktidarlar hiçbir şey yapamıyor demek, yanlış. Aksine, halkın büyük bir çoğunluğunu arkasına alan iktidarların uhdesinden geleceği çok işler var.

İşte köprü, yol, havaalanı yaptık demekle iş bitmiyor.

Bitmez de... Hele de ülkeyi geri bırakan Kemalizm ile milletin ahlak yapısını tahrip edenlere “sanatçı” sevecenliği göstermek yıkımın üzerine enkaz yığını gibi oturur.

Bu millet bir daha kolayına altından kalkamaz...

...

Doyumsuzluğu ne ile izah edebiliriz?

Övmeye sevmeye mecbur musunuz?

İslam karşıtı birisinin cenazesi konu olduğunda iktidarın yetkili kişileri havalara kalkıyor, ne yapacaklarını şaşırıyorlar. Televizyonlar bir hafta susmuyor.

Bir iktidar ki, hakkın yanında dobradan duramıyorsa, bir rüzgardır gelir geçer...

O köprü de yıkılır, o havaalanı da kapatılır.

Hem de bir gecede...

...

Halk seni özelliklerinden sebep tercih ediyorsa, sen hem adaletli, hem de üretken kişilere görev tevdi etmek zorundasın. Bunu da ispat etmeye mecbursun.

...

Sakat köprüler yıkılıyor, sakat binalar çöküyor.

...

İktidar da aynen öyledir... 17 senedir eğitimde, adalette, istihbaratta, askeri sahada sağlam bir çivi çakamamışsan o kurumlar çoğa varmaz çökecek demektir.

...

Muhalefet tetikte... Zaman kazanmaya yönelik iktidarı oyalamak için her şey hazır.

İşte Danıştay... İlgili daire, “andımız” konusunda okulların müfredatına kadar girerek verdiği karar eski günleri hatırlatıyor. Reform eksikliği mi desek...İdari mahkemeler bu tip gereksizliklere dosya açabiliyorsa, vatandaşın davasına sıra gelmeyecek demektir.

Zaten kolayına da sıra gelmiyor...

Taraf olmayanlara, menfaati söz konusu olmayanlara dava açma yasağı konulmalı.

Hem de idari bir çok konu dava olmaktan çıkarılmalıdır...

...

Adalet reformunda geç kalındı...

Eski tas eski hamam!

...

Hep konuşmakla, hep demekle olmuyor.

Görev verilenleri görüyoruz; kimi renksizler, kimi liyakatsızlar...

Kamu yönetimi özellikle denetim sahasında yetersiz, ne içtiğimiz belli ne yediğimiz belli. Fiyat karmaşası ile israf keyfiliği hala varlığını koruyor. Arapalıklar dediğimiz, yönetim kurulu üyelikleriyle, hiç bir fayda sağlamayan danışmanlıklara hazine sürekli para basıyor.

...

Reform dedik, başkanlık dedik, bir umut sabah akşam beklemedeyiz.

Böyle giderse, korkarım sayılar kafi gelmeyecek.

...

Özellikle mahalli idareler topun ağzında.

...

Allah(cc) böyle bir fırsatı bu ülkeye bir daha ya nasip eder veya etmez.

Diyorum ki, iktidar elinizde iken denizi tüketmeyin... 

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/2591/denizi-tuketmeyin.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar