Vuracağımız ölümcül darbenin gerekçelerini hazırlıyorlar

Uluslararası siyasî hamleler baş döndürücü hızla devam ediyor. Baş döndüren sadece siyasî hamlelerin karmaşık, keskin hızı değil, aynı zamanda baş ağrıtan, mide bulandıran mahiyetidir.

Gelişmeler devletlerarası ilişkileri kabul edilebilir akışından çıkarmış, olmadığı kadar kirli, karanlık bir sürece sokmuştur. Akla gelmedik çakallıklar, iğrenç kurgu ve planların gerekçesi yapılmak istenmektedir. Mafyatik gangsterlik yöntemlerinden tutun, aleni casusluk faaliyetlerine, konsolosluklarda insanları tuzağa düşürmelere belki öldürmelere, terörü desteklemelere, piyasaları bozmaya kadar bir dizi iğrenç olay, siyasî hamle adına yapılmaktadır. Son yaşadığımız McKinsey olayından, Suudî Arabistan konsolosluğunda Washington Post yazarı Kaşıkçı’nın kaybolmasına, Rahip Brunson’un tahliyesine kadar bütün olayların arkasında şeytanca kurguların olduğu bellidir. Bütün bu olayların belki de ortak amacı, Türkiye’yi içinden çıkılması zor ilişkiler ağı içinde meşgul etmek, suçlamak ve engellemekti.

Bu kadar birbiriyle karmaşık ama ilişkili gelişmeleri anlamak, yönetmek sonuçta ülke ve millet yararına sonuçlar elde etmek kolay değildir. Ne yaparsınız ki politikanın böyle bir yanı da var işte. Siz isteseniz de diğer bağlantılarından bağımsız olarak tek başına ve her şeyiyle doğru bir yol izleyemiyorsunuz. Olabilecek en az zarar, elde edilecek en fazla kazanımla bu işlerin içinden çıkmanız gerekir. Bu noktada kâr- zarar ve denge hesabı iyi yapılmalıdır. Türkiye’nin bu hesabı iyi yaptığını düşünüyorum.  

Memleketteki ve bölgedeki bütün olayların seyrini bu olaylara endekslemek de doğru olmaz. Azamî yarar elde edildikten, maksat hâsıl olduktan sonra kimi olayları fazla uzatmanın bir anlamı olmaz. Rahip Brunson’un tahliyesini biraz böyle anlamak gerekir. Türkiye bu hadisede herkesin az çok izlediği süreçle maksadına ulaşmıştır. Başta ABD olmak üzere gerekli odaklar gerekli mesajı almıştır. Bu arada elbette Türkiye de kendisine iletilen mesajı almıştır ve gerekeni yapmaktadır. Brunson ve Kaşıkçı hadiselerinde ava giderken avlanmışlardır. Bundan sonraki gelişmelerde taraflar daha bir dikkatli, özenli olacaklardır. Nedenini sormayın. Çünkü artık gizli, karanlık ve elbette art niyetli girişimler karşısında uyuyan, uyutulacak olan bir Türkiye yok karşılarında. Öncelikle bu mesaj verilmiştir ve mesaj yerini bulmuştur.

Hiç kuşku yok ki, bütün bu gelişmeler ABD ile ciddi, uzun görüşmeler sonrasında verilmiş olmalıdır. Bir anlamda bir uzlaşı, bir alış veriş olmuştur diyeceklere bir sözüm olmaz. Bunun yanlışlığını da söyleyecek değilim. Hele her ne yaparlarsa yapsınlar başka ülkelere hak veren ama sıra Türkiye’ye gelince bir tuhaf davranan insanları anlamakta da zorlanıyorum doğrusu. Evet, bir alış veriş ve uzlaşma yapılmış olabilir. İlk akla gelen FETÖ elebaşı ve ABD’de tutuklu bulunan Hakan Atilla ile ilgili bir durumdur. Cumhurbaşkanının “Bir papaz da Amerika da var. Ver papazı, al papazı” sözü kuvvetli bir ipucudur. Bunun yanında Münbiç operasyonunun ayak seslerinin duyurulması başka bir boyut. Orada ABD’nin teröristleri alenen desteklediği sır değil. Brunson’un salıverilmesi ile hem Kaşıkçı olayında hem Münbiç’e yapılması düşünülen operasyonda Türkiye sağlam bir zemin yaratmıştır diye düşünüyorum.

Birçoklarının taviz veya geri adım gibi düşündüğü bu hamle ile Türkiye ileri bir adım atmış, avantaj elde etmiştir. Bu demek oluyor ki, Münbiç operasyonunun eli kulağındadır. Kendilerini çok seven ABD’nin verdiği silahlarla bize karşı savaşmak için yine ABD’nin verdiği iş makinaları ile harıl harıl mevzi kazdılar, kazıyorlar. Türkiye’nin, o çukur ve hendekleri onların mezarı yapacağını en iyi onlar bilir. Yaptıkları vuracağımız öldürücü darbenin gerekçelerini hazırlamaktan başkası değildir. O çukurlar sadece Siyonist amaçlara hizmet etmekten başka bir marifetleri olmayan hainlerin değil, ABD’nin de mezarı olacak. Ve ABD, ne yaparsa yapsın beş paralık olan itibarını, olgun, dürüst bir devlete yakışan tarzda bir daha asla kazanamayacaktır. Peki, bu kadar yığınaktan sonra ABD, PKK ve PYD’yi yüzüstü mü bırakacak? Başka ne beklenirdi ki? Kürt komünistler sözde karşı oldukları ABD ile bu kadar yakından iş tutar, ona uşaklık yaparken hesabın ters döneceğini hesap etmeliydiler. Cerablus’ta, El Bab’da, Afrin’de, İdlib’de planı bozulun ABD’nin alanı iyice daraldı. Türkiye’nin izlediği siyaset ABD’yi ve İsrail’i köşeye sıkıştırdı. Şimdi onlar da kazanamayacakları bir davada en az zararla çıkmanın hesabını yapıyor olmalılar. Etrafında yaptıkları akılla, politikanın ilkeleri, ölçüleri ile izah edilemeyen insanlarla beraber Trump’a seçtikleri yolun yanlış olduğunu söyleyenler mutlaka vardır.

Komünist Kürtleri kazanacağız diye Türkiye’ye sırt dönmenin veya Türkiye’den uzaklaşmanın doğru bir hesap, doğru bir strateji olmadığını söyleyenler mutlaka vardır, var olmalıdır. Türkiye’nin titiz, sabırlı bir ustalıkla sürdürdüğü siyaset sonucu, dünyada ABD’nin izlediği siyaset, hemen her ülkeden tepki almaya başlamıştır. ABD daha fazla prestij ve güç kaybetmeye şimdilik de olsa razı olmayacaktır. Şimdilik diye ifade ettiğimiz süreç Türkiye’nin tam da ihtiyaç duyduğu süreçtir. Genel maksadına ters düşmeyecek bir suhulet ve çatışmasızlık ortamına ihtiyacımız var çünkü.

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/2572/vuracagimiz-olumcul-darbenin-gerekcelerini-hazirliyorlar.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar