Mckinsey, Brunson ve demokrasi kültürü...

Mckinsey meselesinde yapılan yanlışlar,  16 yıl iktidarda kalan bir partiye yakışmadı. Önce karşı çıkanlar, sonra destek olanlar hain oldu. Bu savruluşun nedeni, siyasi tercihlerin ilkeler yerine toplumsal tepkilere göre belirlenmesidir.  Böyle bir yaklaşım, yapılan tercihin doğruluğuna yanlışlığına bakmaz, tek yönlendirici; kamuoyunun tavrıdır.

Mckinsey'le anlaşma aslında siyasal iktidarın bugüne kadar savunduğu birçok şeyi temelsiz bıraktı. Aylardır Sn. Cumhurbaşkanı -ekonomik bir saldırı var- diyerek ABD'yi adres gösteriyordu. Mckinsey'le anlaşma ekonomik krizi ABD'nin sırtına yıkma politikasını da çürüttü. Bundan böyle ekonomik krizi ABD'ye fatura etme politikası çok fazla taraftar bulmaz. Krizin sorumlusu ABD ise, ekonominin direksiyonu niçin ABD'li bir şirkete emanet edilsin?

Aslında iktidarın sahip olduğu medya gücü ile toplumun bir kısmı bu gerekçeye ikna edilmişti. Hatta ben, rahip Brunson'un ev hapsini bile ekonomik krizle ilişkilendirenlerdenim. Hayır, Brunson bırakılmadığı için kriz çıktı diyenlerden değil, krizi ABD'ye yıkmak için Brunson'un özellikle tutulduğunu düşünenlerdenim. Nitekim, Brunson krizi tırmandırıldıkça ekonomik saldırı tezi de daha inandırıcı olmaya, daha çok taraftar bulmaya başlamıştı.

Şimdi her şey ters yüz oldu. Siyasi iktidar artık bundan sonra istese bile krizin dış kaynaklı olduğuna kimseyi ikna edemez. En kötüsü, Mckinsey'in ekonomik tedbirlerin uygulanmasına liderlik edecek olmasını -bu tabir Sn. Berat Albayrak'a aittir- savunanların düştüğü durumdur. Başta MHP Lideri Bahçeli olmak üzere birçok yazar-çizer Cumhurbaşkanı'nın tavrından sonra ofsayta düştü. Mckinsey'le anlaşmayı neredeyse milli bir proje gibi yutturmaya çalıştılar. Hatta bazıları, Bahçeli'yi delil göstererek Mckinsey'le anlaşmanın milliyetçiliğe uygun olduğunu bile söyledi. Neyin milli, neyin gayri milli olduğu herhangi bir politikacının referansı ile belirlenemez. Ekonomik tedbirlerin uygulanmasının denetimini Suriye'de sizinle kavgalı olan ve PKK'yı silahlandıran bir ülkenin şirketine bırakacaksınız, sonra da Bahçeli destekliyor diye bunun milli bir politika olduğunu söyleyeceksiniz. Yok böyle bir şey. Önemli bir yanlıştan dönülmüştür ama o yanlış ardında birçok tortular bırakmıştır.

xxx

Bu ülkenin en önemli problemlerinden biri yerleşik bir demokrasi kültürünün olmayışıdır. Hemen her meselenin iman küfür, vatanseverlik yahut hainlik zemininde tartışılmasının nedeni budur. Farklı görüşleri demokrasi ve gelişmişliğin bir gereği olarak görmek yerine ihanet veya küfür gibi görmek bu kültürel sığlığın bir sonucudur.

15 Temmuz'da Türk milleti önemli bir saldırıyı püskürttü. Bazıları bunu demokrasiye bağlılığın bir göstergesi olarak gördü. Başlarda ben de öyle görüyordum, o amaçla sokağa çıkanlar da vardı, ama bugün çoğunluğun demokrasiyi korumaktan ziyade -partisini- korumak için sokağa çıktığını düşünüyorum. Demokrasi, adalet, özgürlük diyenler bunu herkes için istemiyor, sadece kendisi ve kendisi gibi düşünenler için istiyor. Mesela, 15 Temmuz'da AK Parti yerine CHP iktidarda olsaydı vatandaş aynı tavrı gösterir miydi, emin değilim. 15 Temmuz'dan sonra ilan edilen olağanüstü hal ve ardından yapılanları Kılıçdaroğlu yapsaydı, toplum aynı desteği verir miydi emin değilim. Çözüm süreci veya Suriye politikası AK parti yerine CHP tarafından yapılsaydı aynı desteği görür müydü, emin değilim. Halbuki, milli menfaatler partiden partiye değişmez. Adaleti, demokrasiyi, özgürlüğü herkes için isteyebilmeliyiz. Böylesi bir kültür olmadıkça ne demokrasi olur ne de bu kör dövüşü biter.

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/2562/mckinsey-brunson-ve-demokrasi-kulturu.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar