Türkçe bizim varlık sebebimizdir

Eklenme Tarihi: 29.09.2018 08:35:00 - Güncellenme Tarihi: 22.01.2020 02:22:48

Liseden 1955 yılında mezun oldum sonra, yüksel tahsil için, Ankara Hukuk Fakültesine kaydoldum.

1955 yılında, bir topluluk önünde, irticalen, beş dakika bile konuşma kabiliyetim yoktu. Birkaç cümleyi duraksamadan ve ikide bir, şey, yani, tamam mı, atıyorum, anladın mı, ondan sonra? gibi kelimeleri söylemeden konuşamıyordum. Bu çarpık çurpuk cümle başlarında ve sonlarında ikide bir: eee!, aaa!, ııı! gibi sesler çıkarıyordum. Bu beceriksizliğimden çok utanıyordum ama bu çirkinliklerden nasıl kurtulacağımı katiyen bilmiyordum.

Bir gün bir dergide, Namık Kemal?in bir yazısını gördüm. Diyordu ki; ?İnsan cemiyetlerinin gelişmesi dil ve edebiyatlarının ilerlemesine bağlıdır. Mezhep, din, milliyet ayrılıkları, ticaret, ziraat, sanat sahalarındaki Osmanlı?nın çöküş sebebi değil, neticesidir, asıl sebep, dildeki kusurdur, Osmanlı?nın çöküş sebebi dildeki kusurdur, geriliktir. Osmanlı?nın çöküş sebebi dildeki bozukluktan doğmuştur. Dünyanın her yerinde olduğu gibi, bizde de, insanlar, kelimelerle konuşurlar. Hafızalarında yeterli miktarda kelime olmayan insanlar ellerine aldıkları bir kitabı, okuyarak anlayamazlar. Sonra, karşılarında konuşan kimselerin açıklamalarını kavrayamazlar. Sonra, kendilerini ifade edemezler. Aydınlıklara çıkış yola, önce, kelime dünyamızı zenginleştirmekten geçer.

Namık Kemal?in yazısını, bir daha, bir daha okudum. Anladım ki, benim bir topluluk önünde, kağıda kitaba bakmadan, düzgün cümlelerle konuşamamam, kelime hazinemin zayıflığından kaynaklanmaktadır. Bu da okumamaktan doğmaktadır. Kelimeler de kitaplarda bulunmaktadır. Çıkış yolu okumaktır.

Doğrusu, ciddi ölçüler içinde okumaya, kitaplarla beraber olmaya fakültenin birinci sınıfından itibaren başladım. Okudukça, çok cahil bir kimse olduğumu gördüm. Cehaletimden utandım. Cehaletimden sıyrılmak için, daha çok, daha çok, daha çok okudum.

Okudukça yeni yeni kelimelerin hafızamda çiçekler gibi açılıp, saçılmaya başladığını gördüm. Daha çok, daha çok okudum. Sonra hafızamda yeterli miktarda kelimeler yığılmaya başlayınca, ben bir topluluk karşısında öyle 5 dakika değil, hiç durup dinlenmeden, ?şey, yani, tamam mı, atıyorum?? gibi çirkinliklere bulaşmadan 4 saat konuşmaya başladım.

Kelime dünyam zenginleşince, daha doğru düşünmeye, bir zamanlar cevabını veremediğim konuları daha güzel bir şekilde kavramaya başladım.

İlimde, teknikte, edebiyatta, Batı dünyasının neden gerisinde kaldığımızı, rahatlıkla anladım. Önce 4 yıl Ankara Radyosu?nda ve Televizyonunda çalıştım. Sonra, Kültür Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı sonra Bakanlık ve Başbakanlık müşavirliklerinde bulunda. Bir takım resmi tespitleri inceleme, öğrenme fırsatı buldum. Gördüm ki, İngiltere, 12 yıllık eğitimden geçirdiği çocuklarına 70 bin kelime ile yazılmış ders kitapları uzatıyor. Gördüm ki, bu rakam Japonya?da 40 bin, İtalya?da 32 bindir. Türkiye?de ise çocuklarımız 12 yıllık eğitim eğitimlerinde 6 bin kelime ile yazılmış kitaplar okumaktadırlar. Ama çocuklarımız, bu 6 bin kelimenin de yüzde 10?u ile konuşmaktadırlar. Bu, sokak Türkçesidir. Geldim, gittim, baktım, gördüm, yattım, kalktım, acıktım, doydum? gibi sokak Türkçesi. O bakımdan, bizde her nesil kendisinden önceki neslin edebiyatını okuyamıyor. Çünkü o neslin kelimelerini bilmiyor. Evde ve okulda, günlük bir Türkçe ile konuşuyor. Gittim, soruşturdum, öğrendim: İngiltere?de ise yetiştirilen gençlik, 400 yıl ölen Şekspir?in (Shakespeare) eserlerini rahatlıkla okuyup anlıyor. İngiltere?de Şekspir?i okuyup, anlamayan kimselere, aydın nazarıyla bakılmıyor. Bizde ise, değil 400 yıl, 40 sene önce yaşayan bir hikayecimizin, bir roman yazarımızın kitabı okunmuyor, anlaşılmıyor. Yeni baştan sadeleştiriliyor.  Biz, bilmekten öğrenmekten korkan nesiller yetiştiriyoruz. H. De Balzac diyor ki, ?Millet, edebiyatı olan topluluktur!?

 Bu çok doğru, bir tespittir. Çünkü, edebiyatın temeli dildir. Dil olmasa, edebiyat olmaz. Dil olmasa, din olmaz, millet olmaz, medeniyet olmaz. Çünkü insanlar, kelimelerle düşünüp, konuşurlar. Yeterli miktarda kelime haznesi olmayan insanlar, nasıl düşünebilirler, nasıl araştırabilirler. Onun için biz de bir karış toprak, bir tutam ot, bir salkım üzüm için cinayetler işlenir, insanlarımız 18-20 sene hapishanelerde çürürler.

Japonya?da 7 şiddetinde bir deprem olduğunda 7 kişi ya yaralanır, ya yaralanmaz. Ama aynı şiddette bir deprem, Türkiye?mizde 20 bin kişiyi bir seferde götürür. Niçin? Türkiye?de biz düşünemiyoruz, düşünemediğimiz için gereken tedbirleri alamıyoruz da ondan! Peki ne ile düşüneceğiz? Kelimelerle! Biz kelimelerden korkan bir topluluk olduk!

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/2541/turkce-bizim-varlik-sebebimizdir

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

08.01.2020 Atatürk’ün Ummanları Dolduracak Kadar Yanlış Bir Türkçe Anlayışı: Güneş Dil Teorisi
23.12.2019 Çok Önemli Bir Yazı: Bu Nasıl Bir Türkçe?
10.12.2019 Atatürkçü! Atatürk Düşmanı!
02.12.2019 Yanlış Atatürkçülük -I-
25.10.2019 ?Saltanattan Sultandan Kurtuldu Güzel Vatan?
14.10.2019 Bir Cinayet Hikayesi -I-
08.10.2019 Türkiye?nin En Büyük Davası Başörtüsü Değildir
04.10.2019 Allah Müslüman Türk?ün Düşmanı mı?
20.08.2019 Sultan Vahdettin Üzerine
09.08.2019 Yine Atsız Üzerine
03.08.2019 Müthiş Bir Soru
25.07.2019 Neden Öz Türkçe Olmaz
17.05.2019 Atatürkçü ? Atatürk Düşmanı
25.02.2019 Dünya çapında muhteşem bir ödüle nasıl layık görüldüm
19.02.2019 En büyük ayıbımız -II-
15.02.2019 En büyük ayıbımız -I-
08.01.2019 Atatürk konusunda öfkemiz, cehaletimizdendir
09.12.2018 Yanlış Atatürkçülük anlayışı
27.11.2018 Atatürk ırkçılık yaptı mı?
22.11.2018 Andımız dolayısıyla ırkçılık suçlamaları
02.11.2018 Aleviliği de Sünniliği de doğru dürüst bilmiyoruz
22.10.2018 Benim Atatürk düşmanlığım
15.10.2018 Bu Sinan Meydan nasıl Atatürkçüdür?
29.09.2018 Türkçe bizim varlık sebebimizdir
05.09.2018 Doğu ve Batı dünyasının Türkiye?yi bölme ?parçalama planları
13.08.2018 En mükemmel üniversitemiz en dirayetli Valimiz
28.07.2018 Doç. Dr. Selçuk Özdağ
28.06.2018 Dünyanın en köksüz, en saçma sapan bir suçlaması Alevi-Sunni çekişmesi dövüşmesi, sövüşmesidir
05.06.2018 Aleviliği de Sunniliği de okumayan bilmeyen insanlarımız!
10.05.2018 Alevi, Alevi düşmanı, Yezid!
28.04.2018 Ordumuz kesinlikle siyasete bulaşmamalıdır
17.04.2018 Müezzinlerin ezana saygısızlıkları!
05.04.2018 Makalat?ı okudunuz mu Makalat?ı?
23.03.2018 Rus Çarı Deli Petro?nun Vasiyeti
13.03.2018 Türk olmak şereftir!
20.02.2018 Ziya Gökalp?in kâfirleri ve piçleri
23.01.2018 Arif Nihat Asya diyordu ki...
17.01.2018 NEJDET SANÇAR: ?ÖLÜRÜM DE NEJDET SANÇAR BİZDEN KORKTU DA KAÇTI, DEDİRTMEM?
02.12.2017 YİNE KERKÜK ÜZERİNE
25.11.2017 KERKÜK AĞITI VE NEJDET KOÇAK
07.11.2017 ALLAH SENİ BİLDİĞİ GİBİ YAPSIN YOĞUN!
30.10.2017 BU KADAR CEHALET, ANCAK TAHSİL İLE MÜMKÜNDÜR
24.10.2017 TÜRKÇEMİZE KIYANLAR, GAFLET VE İHANET İÇİNDEDİRLER
08.10.2017 SOLCULARIMIZIN GERİCİLİKLERİ
02.10.2017 İKİSİ DE YANLIŞ... İKİ ALİ
28.09.2017 BAZI ÖĞRETMENLERİMİZE GÖRE BENİM RUH HASTALIĞIM
15.09.2017 EN BÜYÜK AYIPLARIMIZDAN BİRİ ALEVİ-SÜNNİ ÇEKİŞMESİ-DÖVÜŞMESİ
23.08.2017 ŞAŞIRDIM KALDIM İŞTE
06.08.2017 HAZİNEDAR- İT- KURT
27.07.2017 ORDUSUZ MİLLET, ORDUSUZ DEVLET
20.06.2017 BUNLAR NE BİÇİM ŞAİR, YAZAR, ELEŞTİRMEN, OYUNCU, YÖNETMENDİRLER?
14.06.2017 YOBAZLARIMIZ-2
09.06.2017 YOBAZLARIMIZ-1
28.05.2017 MEL?UN YEZİD?İ BİR DAHA ÖLDÜRMEK-2
23.05.2017 MEL?UN YEZİD?İ BİR DAHA ÖLDÜRMEK-1
17.05.2017 SİLAHLI TÜRK DÜŞMANLIĞI
07.05.2017 NAZIM HİKMET ?MUHTEŞEM ÜSTÜ MUHTEŞEM BİR ŞAİRDİ!?
25.04.2017 NÂZIM HİKMET: ÇOK KÖTÜ BİR ADAM
09.03.2017 ATATÜRK?ÜN GÜNEŞ DİL TEORİSİ ÜZERİNE YÂKUB KADRİ İLE BİR RÖPORTAJ
03.03.2017 BİLİNMEYEN ATATÜRK