Geçmişte Hizbullah Şimdi de FETÖ

Üzerlerine gidilmesi açısından ikisi arasında benzerlikler yok mudur diyeceğiz.

Vardır hem de pek çok...

Derin yapının bu tip cemaatler üzerinde uyguladığı strateji önemli.

Bu açıdan her şey zahiren göründüğü gibi değildir.

...

Hizbullah, Batman yöresi ağırlıklı İslam’ı hassasiyetleri olan, ümmet ve millet anlayışı üzerine kurulmuş, bir bakıma bölgede bedel ödeyen bir cemaat.

...

Ancak ve ancak, bugünkü şartlarda “Kuzey Kürdistan” nitelendirilmesini kullanmaları oldukça sakıncalı, vahdet- millet  ruhuna aykırı. Hem de ırkçılığa, bölgeciliğe karşı duran Müslümanlar arasında soğuk duş etkisi yapıyor.

Müslüman bu tip ayrımcılığı körükleyen isimleri kullanmaz.

...

Zamanın MİT Müsteşarı Koman paşa, 21.01.2000 tarihli Milliyet köşe yazarı Umur Talu’nun sormuş olduğu sorusuna:  “Hangi Hizbullah? Bir İran’daki Hizbullah vardır, bir de PKK’nın baskınlarına karşı  kendini koruyan, dini inançları kuvvetli vatandaşlar vardır” şeklinde verdiği cevap önemli. Yapıya sahip çıkıyor demekti...

Demirel de, “cemaatin okullarına kefilim” demişti.

Anlaşılan o dur ki, her doğan derin yapılanmanın kucağında doğuyor, sonradan onu bezlere sarıyorlar. İşin doğrusu, dini inançları kuvvetli olmanın hatırına(!) Hizbullah Terör örgütü PKK’ya karşı Makarov marka silahlarla desteklenmiştir.

...

Daha sonra destek verenlerin yüz seksen derece dönmeleri işin tabiatının gereğidir.

Dönerler, dönmezlerse kullandıkları silah geri teper...

...

1999 yılında Öcalan’ın teslim edilmesi Hüseyin Velioğlu’nun dikkatinden kaçmadı.

CIA tarafından dolaylı olarak kullanıldığı şüphesi içine doğunca araştırmaya kalkıştığında “terörist” diyerekten infazı kesildi... Alınan bilet oraya kadardı.

...

17 Ocak 2000 tarihinde bir evde sıkıştırılarak saatlerce yapılan çatışma sonucu iki arkadaşının burnu kanamadan etkisiz hale getirilmesi bir yerlere mesajdı. Afganistan çarpışmasında Ruslara karşı CIA ile iş tutan Bin Ladin de kamaralar karşısında öldürülmüştü.

Görüyorsunuz, kullan imha et metodu her yerde aynı.

...

Uyanan uyutulur...

...

Hüseyin Velioğlu, mazlum haliyle o günkü derin yapının hedefinde olan bir isimdi. O da diğerleri gibi başına gelecekleri önceden kestiremediğinden gafil avlandı.

Daha açıkçası, PKK ile mücadele konusundaki başarısının kurbanı oldu.  PKK’nın bitmesini istemeyen güç elinden silahını düşürdü. O günler açık arazilerde MK yapımı silahlar toplanıyordu, ağır ceza olarak Sincan’da ele geçenleri gittik gördük.

...

Mezar evleri, domuz bağlarıyla cinayetler Velioğlu’un hedefe konmasının resmi gerekçesiydi.

Ancak gerçek o değildi, cinayetlerin bir kısmını cemaat elemanlarına yaptırmış olabilirler, asıl olan arka planda cinayetleri yürüten eldir, bu da şimdiye kadar aydınlatılamadı.

Kolayına aydınlatılmaz da...

...

Şu anda Hizbullah yok, ancak cemaat siyasi arenada boy gösterince birileri eski hesapları karıştırarak mevcutlar üzerinden vaziyet çıkarmaya çalışıyor.

Halkın uyanmasını tehlike gören aynı eller, aynı yöntemler...

...

Gülen cemaati de kuruluşunda masumdu... Kemalist resmi ideoloji kapsamında milli eğitim kültüründen dışlanan çocuklarımızın sağlam ellerde vatan kültüründe yetiştirilmeleri için bir umut ve de bir kapı sayılıyordu. İyi niyet taşıyan halk bu yapıya sahip çıkmıştı. Ne var ki aynı derin yapı onu da elde ederek devletin siyasi istikrarına karşı kullanmayı başardı.

Deşifre olunca da hem imha edildi, hem de İslam’ı kesimde büyük bir cephe açıldı.

...

Nasıl mı oldu?

...

2001 yılına kadar her şey tamam... Vesayet bahanesiyle general tutuklamaları cemaatin gücünü gündeme taşıyınca bazı kesimler şapkaları havaya attılar.

Bir bakıma da sözde hükümetin güçlülüğü...

O zamanlarda yazdım, aslında alakası yoktu, yargıda ne hükümet ne de cemaat bu işi tek başına yapacak kadroya sahip değillerdi, ama patır patır generaller tutuklanıyordu.

Genelde 1 Mart Teskeresine karşı duran subaylar...

...

Aslına bakılırsa, tutuklanan, yargılanan isimlerin pek çoğu masum sayılmazdı.

En önde Batı Çalışma Gurubu, peşinden silahlı JİTEM.

Ay Işığı, Gün Işığı, Balyoz...

Görevleri Müslüman kimlikte olanları takip etmek, dışlamak, fişlemek.

Bu arada faili meçhul cinayetler... Eşref Bitlis Paşa, Uğur Mumcu gibi..

Kim vurduya gidiyordu...

...

Ergenekon denilen yeraltı örgütünü sorgulamaya sıra geldiğinde cemaatin ipi çekildi.

Çünkü verilen görev oraya kadardı. Akabinde  cemaat iktidar kapışması başlatıldı.

Başbakana kadar gizli dinlemeler ve de şantajlar cemaat elemanları üzerinden yürütüldüğü açığa çıkınca cepheler iyice netleşti. Cemaatin dershaneleriyle okullarına, tüm mallarına el konuldu. Artık cemaat, FETÖ adı altında bir terör örgütüydü.

...

İşin garibi, durduk yerde mahkemeler görüş değiştirmeye başladı, tahliyeler, ağırlaştırılmış hapse mahkum olanlara beraat. Yargıda görülmemiş işler...

...

Darbeyi eniştemden duydum” şeklinde ki Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklaması gerçekten vahimdi. Demek ki kadrodan, istihbarattan yoksun bir hükümet işbaşında. 

Her an düşürülebilir aklı ile 15 Temmuz darbe girişiminin cemaat elemanları üzerinden kalkışılması ayrı bir oyundu. Hedef tabi ki Başbakan. Sandıkta önünü kesemezsen yıpratarak alaşağı et. Karakollar önünde, mahkeme salonlarında biriken örtülüler sahnesi iktidar açısından pek de iç açıcı sayılmazdı. Çoğu da kendi seçmeni...

Hele de zanlı sıfatı taşıyan örtülü hanımlara kelepçe vurulması...

...

Yargıda hesaplaşma dönemi başlatıldı. Vesayetçilere ceza veren hakimlerle soruşturma yapan savcılar tutuklanarak hapsedilmesi Ergenekoncuların karşı atağı sayılıyordu. Silivri’nin kapılarına yazmışlardı: “Ey hakim savcılar, buradan biz çıkacağız siz gireceksiniz.” Nitekim öyle oldu... İyi mi oldu yanlış mı oldu ileride göreceğiz...

 ...

Cemaatin lideri Gülen’in daha önceleri CIA ile yapılan pazarlıklar sonucu Pensilvanya’da ikamet ettirilmesi iyi niyetlerle kurulan cemaatin hangi ellerde tutulduğunu gösteriyordu. ABD Gülen’e 132 okul açarak her öğrenciye 10 bin dolar eğitim parası ödemesi boşuna değildi. Büyük Ortadoğu Projesi bu okullar eliyle yayılacaktı.

Bu arada iktidarın uykusu kaçamak üzere iken bylock oyununu sahnelediler.

AK parti tabanını iktidara karşı kışkırtmak için 11 bin 400 kişinin telefonuna bylock yüklediler. Ayrıca tabandan bir çok kişinin delilsiz fişlenmeleri de buna dahildir.

Ne var ki yine de  çivi çiviyi sökemedi.

...

İşte o el, hem cemaat lideri Gülen’i “Ilımlı İslam” çerçevesinde okul açma pazarlığı yaparak kafaya aldı, hem de Ergenekon’a karşı kullanır gibi göstererek iktidarla karşı karşıya getirdi, vuruşturdu, bu bahane ile de bir çok kadrolar tasfiye edildi.

Şimdi asıl konuya geliyoruz. Bu olayların sandığa yansıması ihtimaline karşılık iktidarın Cumhur İttifakına  zorlanması geçmiştekilerin tekrarıdır. MSP ile CHPye koalisyon kurdurulması da ülkede yükselmekte olan İslam’ı düşünce hareketinin siyasi sahneye çekilerek önünün kesilmesiydi... Ülkede emperyalizmi ürkütecek bir ruh yükseliyorsa bunun önüne hemen kancayı atarlar, sulandırarak engellerler.

O zaman mücahit şimdi müteahhit...

Ülkücü İslam’ı harekette aynı akıbete uğratıldı...

...

Sırada diğerleri var...

...

Kısacası, bu oyunların karşı kesimdeki anlamı, irtica ile mücadeledir.

...

İrtica tespitim oldukça önemli, meraklısı not alsın ve saklasın...

Anadolu eski ihtişamı Osmanlı ruhuna kavuşmasın diye, irtica adı altında değişik versiyonlarla çatışma ve ayrıştırma ortamı oluşturuluyor. Şu anda zemin buna müsait.

Hem cemaatler bu tip üst düzey istihbarat oyunlarını bozacak eğitime sahip olmadıklarında ellerindeki tek silah uyku yapan bir takım mesnetsiz dualarla geçiştiriyorlar.

Bakın kaça bölündüler...

Aynı şekilde, darbeyi anında yetkilisine haber veremeyen devletin istihbaratı da yeterli sayılmaz. Dön dolaş aynı yere geliyoruz; kadrosuzluk, yetersizlik..

...

Umudumuz Hayatı Yazıcı’ya kaldı!

...

Milli bir istihbarat her an oyunu bozar.

Generalinden tutun da  istihbaratçısına kadar eğitimini CIA veriyorsa neresi senin?

Asker, yargı, istihbarat, eğitim dörtgenini düzelt, her şey yeri yerine oturur, kavgalar darbeler tarihe karışır. Yeniden doğarız...  





http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/2536/gecmiste-hizbullah-simdi-de-feto.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Yorumlar

Ercan Güven
21.10.2018 21:29
Bu yazıya hiç yorum yapılmadı mı? Yoksa hiç okuyanı mı olmadı? Halbuki çok kıymetli fikirler ortaya koyan bir yazı.

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar