Kerbela-5: İmam Hüseyin'in katledilişi

Burası Kerbela, bugün 10 Muharrem.

Hüseyin meydana çıkar:

“Ey zalim topluluk! Şimdi bu uçsuz bucaksız çölde ben ve siz kaldınız. Sizler beni bir günah üzerinde mi gördünüz? Birinizin hakkını haksız yere mi yedim? Nedir bu kininizin sebebi? Ben nasıl bir haldeyim ki benim haberim yok da siz biliyorsunuz? Birinizin canına mı kastettim? Kanını haksız yere mi döktüm? Şimdi siz benden neyin hesabını soruyorsunuz? Şimdi vicdanınıza bir sorun, hala yitirmediy-seniz eğer.  Yok mu Peygamberinizin oğluna içinizden yardım edecek biri? “

Hüseyin çadırda ağlayan altı aylık bebeği Ali Asgar’ı kucağına alır tekrar meydana çıkar:

“Haydi beni suçluyorsunuz. Vicdanınızı susturabiliyorsunuz. Dünyaya bağlanmış, Peygamberinizden ve dininiz-den vazgeçiyorsunuz. Şu ellerimin üstünde susuzluktan dudakları çatlayan üç gündür su içmeyen bu masuma da mı merhamet etmeyeceksiniz? Bu insaftan da yoksunmusunuz? Beni öldürün ama bu çocuktan ne istiyorsunuz?”  Hervele,

   – Söyleyin Hüseyini mi vurayım, yoksa şu elindeki çocuğu mu vurayım? Şimr,

    – Hüseyini yaralı istiyorum..

Hervele altı aylık Ali Asgar’a nişan alır ve bebeği vurur… Acı bir manzara. Ağıt yükselir… Hüseyin,

   – Ey Muhammedin ümmetiyim diyenler! O’nun henüz ana sütü emen son torununu da şimdi kucağımda şehit ettiniz. Gidin Efendiniz Yezid’e söyleyin Ali’nin oğlu Hüseyin sana biat etmemek için en sevgililerini feda etti. Hüseyin sizin o çok korktuğunuz ölüme, ölümü ağlata ağlata gitti.

“Allah’ım, şahit ol ki bu daha kendini savunamayan, derdini bile anlatamayan hatta ok değdiğinde bile uyuyan yavrumun kanını sana ısmarlıyorum. Allah’ım ben bu zalimlerle senin huzurunda bu halimle hesaplaşmak istiyorum.”

Şimr meydana çıkarak kahkahalar attı…

Oklar atılır ve Hüseyin vurulur vücudunda oklarla düşer ve şehit olur..

Hüseyin şehit… İmam Hüseyin’in başını keserler.. İmam Hüseyin’in kollarını keserler…

Kıydılar, Hüseyin’e kıydılar.. Ah Hüseyin’im ah.. Vah Hüseyin’im vah.. Nerede başın Hüseyin?.. Alçak Şimr. Al kanlar içinde Hüseyin. Yerler ağlıyor, gökler ağlıyor.. Benden bir yudum su içsin diye akan Fırat ağlıyor. Kıydılar Hüseyin’e kıydılar. Nerede o başın Hüseyin? Rasulullah’ın öpüp okşadığı o yanakların nerede Hüseyin? Ümmü Seleme’nin elindeki toprak kan oldu. Rasulullah’ın reyhanına kıydılar.

İmam Hüseyin susamıştı

Bir yudum su aramıştı

Ana yüreği yanmıştı

Kerbela’da, Kerbela’da…

…        

Bir yudum su.. Allah aşkına bir yudum su.. Bir yudum içirmeden başını kestiler Kerbela’da. Hüseyin nerede başın, nerede o güzel gözlerin? Hüseyin bak kim geldi senin için Kerbela’ya? Annen Fatıma geldi Hüseyin…

Kanlı yaşlar döktüğüm ol hazretin feryadıdır

Bu kadar zulmü gören Fatıma evladıdır

                …

                Sen mi geldin Fatıma anam sen mi geldin? Kıydılar senin evladına, kıydılar. Ah Hüseyin’im ah. Vah Hüseyin’im vah. Al kanlar içinde Hüseyin. Bak kim geldi senin için Kerbela’ya Hüseyin? Bak kokusu geliyor Hüseyin. Kerbela’yı kokusu sardı Hüseyin. Deden Muhammed sallallahu aleyhi vesellem geldi Hüseyin. Allahümme salli ala seyyidina Muhammed. Rasulullah geldi Hüseyin. Sen mi geldin ya Rasulallah? Kıydılar, senin reyhanına kıydılar. Ah Hüseyin’im ah. Vah Hüseyin’im vah. Ya Rasulallah kokun sardı Kerbela’yı sen mi geldin? Demiştin ki “Hüseyin’i seven beni sever, Hüseyin’i üzen beni üzer.” Biz Hüseyin’i seviyoruz ya Rasulallah.

Ağla âşık ağla. Rasulullah aşkına ağla. Kıydılar Hüseyin’e, Hüseyin için ağla. Geldiniz mi melekler? Haydi selavatlarla birlikte gözyaşlarımızı da götürün Medine’ye. Ravza’ya. Deyin ki Sultanımıza “Senin reyhanın için ağlıyorlar uzaklarda. Bu gözyaşları onların gözyaşları” deyiverin.

Burası Kerbela, bugün 10 Muharrem…

Gündüzler geceye döndü. Ağla matemdir bugün. Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem bu dünyadan ayrılmadan önce ümmetine demişti ki “Size iki emanet bırakıyorum. Biri Allah’ın yüce kitabı Kur’an. Sımsıkı sarılın, yapışın Kur’an’a. Bir de size Ehl-i Beytimi bırakıyorum. Allah’tan korkun da Ehli Beytime hürmet gösterin.” Bu sözü iki kere tekrar etmişti “Allah’tan korkun da Ehli Beytime hürmet gösterin.” Korkmadılar Allah’tan korkmadılar. Şehit ettiler Hüseyin’i, Ehl-i Beyt Hüseyin’i.. Rasulullah’ın reyhanı Hüseyin’i şehit ettiler. Şehit edildiğinde vücudunda yetmişten fazla ok ve mızrak vardı. Yetmedi zalimlerin zulmü, İmam Hüseyin’in kollarını kestiler. Yetmedi zulüm, bir yudum su içirmeden başını kestiler. Yetmedi zulüm yetmedi. İstersen git Rabbim gani gani rahmet etsin M. Asım Köksal hocamızın kitabından oku. Kolları kesilmiş, başı kesilmiş İmam Hüseyin’in bedeninden elbiselerini çıkardılar. O rasulullah kokan bedenini Kerbela meydanında atlarla çiğnediler.

Hüseyin… Hüseyin… Benim gibi günahkârı çiğnesinler Hüseyin. Sana bunu niye yaptılar Hüseyin?...

İmam Hüseyin Kerbela meydanında yalnız kaldığında “benim yanımda kimse yok mu?” dediğinde yanındaki altı aylık bebeği Ali Asgar, çadırda ağlayarak “Baba ben varım” dercesine kendini beşiğinden yere atmıştı. O altı aylık bebek Ali Asgar’ı da başından üç perli bir okla vurdular. O minicik Ali Asgar’ın bedenini de çadırdan çıkarıp meydana atlarla çiğnediler.

ZEYNEP (Radıyallahu anha)

Ağlıyor Zeynep, ağlıyor. İmam Hüseyin’in kızkardeşi Zeynep ağlıyor. Nasıl ağlamasın Zeynep? Nasıl ağlamasın? Fatıma’nın kızı Zeynep. Zeynep henüz yedi sekiz yaşlarındayken annesi Fatıma bir gün O’nu yanına çağırdı. Aynı kendi annesi Haticetül Kübra’nın yaptığı gibi. Zeyneb’e dedi ki,

“Kızım Zeynep’im, dün gece rüyasını gördüm. Ben babama gidiyorum. Çok özledim O’nu. Ben bu dünyadan ayrılıyorum Zeynep’im. Benden sonra abilerini sakın yalnız bırakma. Abilerine anne ol Zeynep’im.”

Abilerine annelik yapan Zeynep ağlıyordu. Evlenirken kocasına bir şart koşmuştu Zeynep. “Bilesin Hüseyin nerede ben oradayım.” O Kerbela gününde çadırda kocası yoktu ama Zeynep oradaydı. Abisinin yanında.

10 MUHARREM SONRASI KERBELA

O gün zalimler İmam Hüseyin’i şehit ettikten sonra Ehli Beytin çadırlarına girdiler. Çadırlarını yaktılar. Ehl-i Beyti esir ettiler. İmam Hüseyin’in kızkardeşi Zeynep’i, altı yaşındaki kızı Rukayye’yi, çadırda yerinden kıpırdayamayacak kadar hasta olan oğlu Zeynel Abidin’i, Akiloğullarından kadınları ve çocukları esir ettiler. Şam’a, Yezid’i götürmek için ellerinden ve ayaklarından zincirlere, prangalara vurdular. Kerbela’dan Şam, bugünkü yollarla 800 Km. Yaya yürüttüler. Köy köy, kasaba kasaba gezdirdiler ayaklarındaki prangalarla. Ulul emre itaat etmeyen Ehli Beyti akıllarınca rezil etmek için. Ulul Emr kim?

O küçük kız Rukayye kervanda giderken boynunu kaldırıp kaldırıp ön tarafa bakıyordu. Kervanın ön tarafında zalimler İmam Hüseyin ve 72 şehidin başlarını kesip mızraklara takmışlar ve yüzlerini kervandaki esirlere çevirmişlerdi. Alçaklar. Zeynep, yalvarıyordu “Ne olur şehitlerin başlarını öne çevirin, çocuklar var, zulmetmeyin.”

O küçük kız Rukayye çölde giderken kumlara Hüseyin yazıyordu. Yazının üstüne başını koyup “baba” diye ağlıyordu. Yere Abbas ismini yazıyordu. “Amca neredesin? Bak senden sonra beni savunan da yok. Bak beni nasıl tekmeliyorlar. Bak Zehra’ya benzediğim için, Fatıma’ya benzediğim için küfredip dövüyorlar” diye ağlıyordu.

Kardeşi Ali Ekber’in ismini yere yazıyor, o ismin üzerine alnını koyup ağlıyordu. Ali Asgar’ın boş beşiğini sallıyor, ağlıyordu Rukayye.

ŞAM’DA ZİNDANDA

Şam’a Yezid’in sarayına getirildiler. İmam Hüseyin’in başını bir tepside Yezid’e sundular. Bu ne zulüm ya? Zulüm olarak bu yetmez mi? Yezid elindeki sopasıyla İmam Hüseyin’in dudaklarını karıştırıyor. Yanındaki yaşlı birisi itiraz ediyor. “Yeter Yezid yeter. Ben o dudakları İmam Hüseyin küçücükken Rasulullah’ın öptüğünü gördüm.” Yeter Yezid yeteeeer. Yezid Zeynep’e dönerek diyor ki,

    – Söyle bakalım Zeynep, İmam Hüseyin senin gölgeni bile herkesten saklarmış. Şimdi karşımdasın. Söyle bakalım Kerbela’da ne gördün?

Kerbela’nın şahidi Zeynep. Kerbela’nın mesajı Zeynep. İffet kal’ası Fatımatüz Zehra’nın kızı Zeynep. Bütün vakarıyla Yezid’e dönerek dedi ki,

   – Ben Kerbela’da güzellikten başka şey görmedim..

Zeynep’in bu vakarlı cevabı Yezid’in suratına bir tokat gibi çarpıldı.

“Atın bunları zindana.”

Zindan’a atıldılar. İmam Hüseyin’in altı yaşındaki kızı Rukayye ağlıyordu. Özlüyordu babasını. Nasıl özlemesin? Her çocuk babasını özler ama Rukayye’nin babası Hüseyin. Nasıl özlemesin? Asırlar geçmiş ben özlüyorum Hüseyin’i o nasıl özlemesin? Rasulullah’ın reyhanı Hüseyin nasıl özlenmez?

Rukayye zindanda ağlıyor, bağırıyor babasını istiyor,

   – Baba, baba, babamı istiyorum. Bababmı verin bana. Baba.. Babaaaaa…

Rukayye zindanı inletiyor, Yezid’in sarayını başına yıkıyor. Yezid dayanamıyor ve “Susturun şu çocuğu. Götürün şuna babasını” diye emir veriyor. İmam Hüseyin’in başını zindana götürüyorlar. Zeynep yalvarıyor, “Yapmayın o daha çocuk, küçücük dayanamaz. Yapmayın” Ama yapıyorlar. Babasının kesik başını Rukayye’nin önüne koyuyorlar. Rukayye ağlayarak sarılıyor babasının başına.

“Ne yaptılar sana baba? Nasıl kıydılar sana? Kolların nerede baba? Haydi sarıl bana baba. Ne oldu o gözlerine? Ne olur aç gözlerini bak ben Rukayyenim. Saçların, sakalın kana bulanmış baba, babam.”

Rukayye babasının al kanlar içindeki saçlarını okşuyor. Yanaklarından öpüyor. Rukayye kendi yanağını babasının yanağına koyuyor. O zindanı yıkan Rukayye’nin sesi soluğu kesiliyor. Rukayye oracıkta can veriyor. Küçücük yüreği bu acıya dayanamıyor.

YAŞASIN ZALİMLER İÇİN CEHENNEM

Görülmüş mü böyle zulüm? İşte Kerbela. İşte zulmün çirkin yüzü. Anlatın Kerbela’yı anlatın herkese. Zulmün nasıl bir çirkinlik olduğunu anlatın.

Bize diyorlar ki konuşmayın bu konuyu, kapatın. Neyi konuşmayacağız? Zalimi mi koruyacağız? Zulümleri mi örtbas edeceğiz? Zulümleri örtbas edersek tekrar zalimler zulüm yapar. Üstad Bediüzzaman gibi haykırıyorum;

“Yaşasın zalimler için Cehennem!”

Ey Allah’ın kulları sakın zulmetmeyin. Küçük de olsa bir haksızlık yapmayın. Konu komşunuzda, işinizde bir haksızlık olacak olursa haksızdan yana olmayın. Her hasızlığın olduğu yerde Yezid’in kokusu geliyor. Bizler Müslümanlarız. Zulüm yakışmaz bize. Atın o kalplerinizden kini, nefreti, öfkeyi, düşmanlığı atın. O kalbe sevgi yakışır. Müslümanın müslümana kanı, canı, malı haramdır.

“Bir daha Kerbela’lar yaşanmasın.”

Bizi Allah kardeş kılmış. Kardeşlik Rasulullah’tan mirastır bize. Biz Allah’a iman etmişiz. Biz Allah’ın bize gönderdiği Peygamber’e iman etmişiz. Biz Peygamberin getirdiği Kur’an’a iman etmişiz. Allah yüce kitabında hepimizi uyarıyor. Bu konuyu kapatalım diyenlere Kur’an’dan cevap olsun Hud Sûresi 113. ayet;

“Zulmedenlere meyletmeyin. Sonra size ateş dokunur, cehennemde yanarsınız. Sizin Allah’tan başka dostlarınız yoktur. Sonra O’ndan da yardım göremezsiniz.”

Âlimlerimizin bu ayetle ilgili yorumlarını okuyun. Hatta kalbinizden bile bir zulme, bir zalime meyliniz olursa Allah sizi ateşine atar.

Sadece kardeşimiz olan Müslümanlara karşı değil Allah’ın yarattığı tüm insanlara karşı dikkat edin. Allah “insana ruhumdan üfledim” buyuruyor. Dikkat edin.

“Mazluma dini sorulmaz, zalimin de dini olmaz.”

Mazluma dini sorulmaz, mezhebi sorulmaz, cemaati sorulmaz, tarikati sorulmaz, ırkı sorulmaz, etnik kökeni sorulmaz.

“Her mazlum bir Hüseyin, her zalim bir Yezid’dir.”

Hangi dinden hangi ırktan olursa olsun bir Müslüman kimseye zulmetmez. Müslüman terörist olmaz. Halkın içine bomba atmaz. Biz merhamet dini olan İslam’ın mensubu, merhametli bir Peygamberin ümmetiyiz. Sevgili Peygamberim Mekke’yi fethettiği gün askerleriyle Mekke’ye girerken bir sokak başında yeni yavrulamış bir köpek gördü. O karışıklıkta o köpeğe ve yavrularına bir şey olmasın diye başlarına nöbetçi dikti. Benim canım Peygamberim.

Önünüzden karıncalar geçecek olursa yolunuzu değiştirin. Bir küçük karıncayı ezerseniz bir küçük Yezid de siz olursunuz.

Neden oluyor bu zulümler? Dünya, dünya, dünya… Nedir bu dünya? Taş parçaları, bez parçaları, tahta, demir parçaları.

O gün Kerbela’da Zeynep’in çadırında ne vardı? Zeynep’in annesi Fatıma’nın evinde ne vardı? Fatıma’nın babası Muhammed Mustafa’nın evinde ne vardı? Sallallahu aleyhi vesellem...

Hani şu dünya dünya deyip doymayan nefsimiz var ya, işte o nefsimizdir Yezid. Geldiğimiz Elest Meclisi’ni özleyen ruhumuzsa Hüseyin’dir.

Sarılın birbirinize kardeş olun..

Bir daha Kerbela’lar yaşanmasın.

KARDEŞ OLUN BİRBİRİNİZE SARILIN…

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/2512/kerbela-5-imam-huseyinin-katledilisi.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar