Kerbela yazıları-4: 10 Muharrem

O gece sabaha kadar ibadet etti İmam Hüseyin. Ve 10 Muharrem Cuma. Sabah namazını kıldı Hüseyin.

Bugün 10 Muharrem. Hazır mısınız ey Peygamber aşıkları? Ey Ehli Beyt aşıkları.. Hazır mısınız? Hazır mı yürek-leriniz 10 Muharrem’e? Bu gün 10 Muharrem. Ümmü Seleme’nin elindeki toprak kan olacak. Kıyacaklar Hüseyin’e kıyacaklar. Rasulullah’ın reyhanına kıyacaklar. Fatıma’nın oğluna kıyacaklar. Dayanabilecek mi yürekleriniz ey Peygamber aşıkları? Ey Ehli Beyt aşıkları dayanabilecek misiniz?

O gece sabaha kadar ibadet etti İmam Hüseyin. Ve 10 Muharrem Cuma. Sabah namazını kıldı Hüseyin.

Bugün 10 Muharrem. Hazır mısınız ey Peygamber aşıkları? Ey Ehli Beyt aşıkları.. Hazır mısınız? Hazır mı yürekleriniz 10 Muharrem’e? Bu gün 10 Muharrem. Ümmü Seleme’nin elindeki toprak kan olacak. Kıyacaklar Hüseyin’e kıyacaklar. Rasulullah’ın reyhanına kıyacaklar. Fatıma’nın oğluna kıyacaklar. Dayanabilecek mi yürekleriniz ey Peygamber aşıkları? Ey Ehli Beyt aşıkları dayanabilecek misiniz?

Burası Kerbela, bu gün 10 Muharrem …

            O Sabah Yezid’in komutanlarından Hürr eli ve gözü bağlı, kolunda Kur’an ve kılıç, boynunda ise ayakkabı asılı olarak İmam Hüseyin’in çadırlarının önüne gelir. İmam Hüseyin’in yarenleri hemen kılıçlarını çekerler. Abbas onları durdurur ve Hürr’e sorar;

   – Durun yarenler. Bu ne hal ya Hürr?

   – İmam Hüseyin’le görüşmeye geldim

   – Ne konuşacaksın ya Hürr?

   – Halimi görmüyor musun? Kötü bir niyetim yok. Hüseyin’den af dilemeye geldim.

   – Gel Hürr, İmam Hüseyin’in gönlü herkese açıktır.

   – Ya imam, ben ki senin yolunu kestim, senin gitmene engel oldum. Sen bu kadar sıkıntını unutup benim sıkıntımı mı soruyorsun? Vallahi ben bir kere daha şehadet ediyorum ki siz mukaddes bir ailesiniz. Ben Allah’ın Resülü’nü güzel kokusundan tanırdım. Gözlerim kapalı ama senin karşımda olduğunu biliyorum. Seni de o güzel kokundan tanıdım. Senin cömertliğini ve merhametini biliyorum. Sana karşı merhametsiz davrandığım için bağışla pişman olarak huzuruna geldim. İşte kılıç işte kitap. İster kılıçla öldür, ister kitapla bağışla. Hüseyin,

   – Özgür insanlar zulme boyun eğmez. Allah tövbeleri kabul eden ve tövbe edenleri sevendir.

   – Allah beni sana feda etsin. Beni affet ya Hüseyin… Bu dünyada bir kere ölünecek. Bu gün ya Hüseyin’i öldürmek, ya da Hüseyin uğruna ölme günüdür. Müsaade buyur da herkesten önce senin uğruna ilk canını feda eden ben olayım ya Hüseyin… Müsaade et ki senin yolunu ben kestim, senin yolunda da ilk kesilen ben olayım.

   – Anan sana Hürr demiş. İki cihanada da Hürr olasın ya Hürr..

……

Burası Kerbela. Bu gün 10 Muharrem Cuma. Hicretten 61 yıl sonra. Bu gün yarım gün sürecek bir katliam yaşanacak. İnsanlık çok katliam görmüştür. Çok zalim görmüştür. Ama bugünkü katliam başka. Allah’ın yeryüzüne gönderdiği nuru olan Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi vesellemin reyhanı olan Hüseyin’in katlidir. Hüseyin’in eti Rasulullah’ın eti, Hüseyin’in kanı Rasulullah’ın kanı, Hüseyin’in canı Rasulullah’ın canıdır.

Rasulullah sallallahu aleyhi vesellemin bizleri hasrette bırakıp Refik-i Âlâ’ya yükselişinden sadece 51 yıl sonraydı.

Rasulullah’ın kızı, Hüseyin’in annesi Fatimatü’z-Zehra’nın aynı yıl babasının acısına dayanamayıp Hakk’a yürüyüşünden yine 51 yıl sonraydı.

Allah’ın arslanı, Rasulullah’ın kardeşim dediği İmam Hüseyin’in babası İmam Ali kerramallahu vechenin şehid edilişinden 29 yıl sonra.

Rasulullah’ın reyhanı, Ali ve Fatıma’nın oğlu, İmam Hüseyin’in ağabeyi Hasan’ın hunharca zehirlenerek şehid edilişinden sadece 9 yıl sonra.

Düşünebiliyor musunuz ey Peygamber âşıkları? O gün Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem’in hırkasının altında dört kişiyi toplamış “Bunlar benim ehl-i beytim” demişti. O dört kişiden üçünü şehid edip katlettiler.

Burası Kerbela. Bugün 10 Muharrem Cuma. Bir yanda İmam Hüseyin ve sadece 72 yareni. Diğer yanda ise rivayetlerdeki en az sayıyla Yezid’in 4.000 kişilik ordusu.

Ey Hürr! Demek son anda Yezid’in ordusunu terk edip İmam Hüseyin’in safına geçtin. Demek tövbe ettin. Allah tövbe edenleri çok sever. Tövben mübarek olsun. Allah hepimize nasuh tövbesini nasip etsin. Ama biliyorsun değil mi? Bugün öleceksin ey Hürr. Ama doğru ya, İmam Hüseyin’i öldürenlerden olmaktansa, İmam Hüseyin uğruna ölenlerden olmak ne büyük şereftir. Şehadetin kutlu olsun ey Hürr.

Ey Abbas! Kerbela’nın alemdarı Abbas radıyallahu anh. Kerbela’nın Zülfikarı, sancaktarı Abbas. Anne ayrı baba bir Hüseyin’in kardeşi Abbas. Abbas, Allah’ın arslanı Ali’nin oğlu Abbas. Baban Ali hicret akşamı Peygamber aşkına O’nun yatağına kendi canını koymuştu. Baban Ali, Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem’e ne ise sen de Hüseyin’e osun Abbas. Abbas, bugün sakın Hüseyin’in yanından ayrılma Abbas. Sakın Hüseyin’i bırakma Abbas. Ümmet kıyamete kadar ağlayacak Abbas. Sakın Hüseyin’i bırakma Abbas.

Ey Hüseyin’in yarenleri canınızı verin, Hüseyin’i vermeyin.

Ey Kerbela’daki tek Türk Eslem.. Uzaklardan Peygamber aşkına mı geldin? Haydi göster aşkını, göster yiğitliğini Eslem. Canını ver o çok sevdiğin Peygamberi’nin canı olan Hüseyin’i verme.

Ey Yezid’in safında yer alan Ömer bin Sa’d, değer miydi? Sen ki Hüseyin’in çocukluk arkadaşısın. Baban kutlu sahabi Sa’d bin Ebi Vakkas seni böyle görseydi ne derdi? Tarihe İmam Hüseyin’i katleden ordunun komutanı olarak geçeceksin.

Ey Şimr, hain Şimr. Zaten zalim olan Ubeydullah’ı iyice kışkırtan Şimr. Cehennemi çok mu özledin?

Ey Kufeliler, hani Hüseyin’i seviyordunuz? Ne oldu sevginize? Yezid’in korkusundan şimdi kılıçlarınız Yezid’den yana mı? Allah sizi o korktuğunuz Yezid’in zulmünden korurdu. Ama Yezid sizi Allah’ın azabından koruyamayacak.

O sabah İmam Hüseyin karşısındaki binlerce Kûfeliye sesleniyordu. Aynı dedesi gibi merhametli Hüseyin. Her zerresi merhamet Hüseyin. Kimse ateşte yansın istemiyor. Ehl-i Beyt’in kanını dökerek ateşe gitsinler istemiyor. İmam Hüseyin o sabah kendisini katletmeye karar vermiş binlerce Kufelinin vicdanlarına seslendi;

Ey insanlar sözüme kulak verin. Aceleye kapılmayın. Ey insanlar, beni herkese nispet edin ve düşünün; ben kimim? Vicdanınıza sorun, nefislerinizi suçlandırın; bakalım benim kanım size helal midir? Öldürülmem caiz midir? Ben Rasulullah’ın oğlum dediği Hüseyin değil miyim? Sizin de iman ettiğiniz Rasulullah benim dedem değil mi? Ben Peygamberimizin ciğerparesi Fatıma’nın, Zehra’nın oğlu değil miyim? Peygamberimizin kardeşim dediği Ali’nin oğlu değil miyim? Şehitlerin Efendisi Hamza babamın amcası, cennette uçan Cafer-i Tayyar benim amcam değil midir? Allah’ın Resülü, kardeşimle benim için siz cennet gençlerinin efendileri, reyhanlarım dememiş midir? Ama cesaretiniz Yezid’in elinde körelmiş insanlık sizi terketmiştir. Kalbinizin sesine kulak vermekten bile acissiniz. Unutmayın ki bu ses sizi sağır edecek. Hüseyinin kanı sizin kılıçlarınızı yenecek. Ehli Beyt size ölümle galip gelecek. Bu yolda ölmek şereftir.”

Şimr,

   – Ulül emre itaat etmelisin. Yezid’e biat etmedikçe bu işin sonu yok. Ya biat ya başın.. Abbas,

   – İmam’dan bir fasık’a uymasını mı istiyorsunuz? Ey Kûfeliler, onu siz mektuplarınızla çağırmadınız mı? Bu mektupları yazan siz değil misiniz? Onu çağıran siz değil misiniz?

Çadıra girer, sandığı alır ve mektupların bir kısmını çıkararak onların önüne atar.

   – Söyleyin Sizler İmam’a mektuplar göndermediniz mi? Bu mektuplarda İmam Hüseyin’i sizler çağırmadınız mı? Şimr,

   – Ey Hüseyin! Kıyametten önce cehennem ateşini istemekte acele ettin… Abbas,

   – Ey keçi çobanı olan kadının oğlu! Cehennem ateşinde yanmaya sen daha elverişli ve müstahaksın. Ya Hüseyin izin ver şunun kellesini vurayım! Hüseyin,

   – Hayır ilk saldıran ve kan akıtan asla biz olmayacağız. Şimr,

   – Yeter artık vurun.

Hürr meydana atılır. Etrafını askerler sarar. Hürr ile Ömer bin Sa’d çarpışırlar ve Hürr şehid edilir.

Savaş bütün şiddetiyle devam ederken, Ali Ekber tekbir getirerek meydana atılır ve o da şehid olur.

Ali Ekber, Ali Ekber.. Sana mı kıydılar Ali Ekber? Nasıl kıydılar sana? Ehl-i Beyt’in ilk şehidi Ali Ekber. İmam Hüseyin’in oğlu Ali Ekber. Baban Hüseyin ağlıyor sana. Çadırında halan Zeynep ağlıyor. Nasıl kıydılar sana? Bilmiyorlar mı ki Rasulullah’a en çok sen benzermişsin. Rasulullah’ı özleyenler senin yüzüne bakarmış Ali Ekber.

Eslem meydana tekbir getirerek çıkar. Şimr,

   – Ey Türk, Arap bile değilsin senin burada ne işin var?

   – Arap ya da Türk olmak bizim tercihimiz değil. Hepimiz Allah’ın kulu değil miyiz? Arabın Acem’e, Acem’in Türk’e, Türk’ün Kürd’e üstün olmadığını ilan eden bir dinin mensubu olmaktan, Müslüman olmaktan gurur duyuyorum

   – Hüseyin’i ne diye savunuyorsun?

   – Ben ki Peygamber aşığı bir Türküm. Peygamberimin saçının tek teline canımı veririm. “Hüseyin ben, ben Hüseyinim” dememiş miydi peygamberim? Hüseyin için bir değil, bin canım feda olsun! Ya Allah!

Şimr kendini korumaya çalışır korkar kaçar. Başka bir asker Eslem’i şehit eder. Şimr ve askerleri gelerek Eslem’i paramparça ederler.

Abbas su almaya giderken askerler ve Şimr önünü keserler. Şimr,

   – Ya Abbas, nereye gidiyorsun?

   – Çocuklar susuz. Çekilin önümden, onlara su götüreceğim. Beni kılıcımı çekmeye zorlamayın.

   – Abbas benim başkaldırışımın yanında senin kılıcının hükmü geçmez Abbas..

   – Allahuekber.

   – Saldırın, vurun askerler..

Abbas yaralanır, yere düşer..

                Abbas, yaralandın mı Abbas? Yatma kuru yerde. Haydi kalk Abbas. Sen İmam Hüseyin’in alemdarı değil misin? Haydi kalk, dayan Abbas. Bak bütün yiğitler tek tek şehit oldu. Bir tek sen kaldın İmam Hüseyin’in yanında. Sen de gidersen İmam Hüseyin yalnız kalacak. Kerbela’nın alemdarı yaralanmış Kerbela’da yatıyor. İmam Hüseyin yaralı kardeşine koşuyor. İmam Hüseyin yaralı kardeşi Abbas’ın başını kendi dizlerine koyuyor. İkisi de Ali’nin oğlu. Ama Abbas annesinin Fatımatüz Zehra olmadığına çok üzülürdü. Abbas İmam Hüseyin’e “Babamın oğlu” derdi. O gün İmam Hüseyin Abbas’a “Ey annemin oğlu” diye iltifat etti. Ağlıyordu Abbas ağlıyordu. İmam Hüseyin’e dedi ki,

    – Hüseyin, gözlerimdeki kumlardan seni göremiyorum, bir kere yüzümü sil.

    – Ya Abbas, niye ağlıyorsun? Annenin oğulsuz kaldığına mı ağlıyorsun? Bedeninin kolsuz kaldığına mı ağlıyorsun? Çocuğunun babasız kaldığına mı ağlıyorsun? Derdin ne, seni ağlatan ne?

                    – Ya Hüseyin bedenimin kolsuz kaldığına değil, anamın oğulsuz kaldığına değil, Rukayye sen yalnız kalmayasın diye su içmekten vazgeçti. Ben seni yalnız bıraktığıma ağlıyorum Hüseyin. Ben vuruldum sen benim başımı dizinin üstüne koydun. Sen vurulunca senin başını kim dizine koyacak? Seni bu zalimlerle yalnız bıraktım Hüseyin. Ben buna ağlıyorum Hüseyiiiin. Abbas.. Abbas… Abbas,

                  – Eşhedü en la ilahe illallah ve eşhedüenne Muhammeden abduhu ve rasulühu…

Abbas şehiit.. Kerbela’nın alemdarı şehit. Yerler ağlıyor, gökler ağlıyor Abbas’a. Ah Abbas ah. Hüseyin yalnız kaldı Abbas. Ümmü Seleme’nin elindeki toprak kan olacak. Rasulullah’ın reyhanına kıyacaklar Abbas.

Burası Kerbela, bugün 10 Muharrem Aşura.

YARIN: İmam Hüseyin’in katledilişi..

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/2508/kerbela-yazilari-4-10-muharrem.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Yorumlar

aziz
20.09.2018 15:25
yezit o günün şartlarında devlet başkanıdır ve ona itaat , devlete itaattir. Hz. Hüseyin devlet başkanına itaat etmeyerek siyaseten baş kaldırmıştır. ehli beyt ve Hz. Hüseyin hakkında yapılan bu kadar methiye hem yersiz, hem de canlarını feda eden bunca şehide haksızlıktır. Hele bugün bu olayı kan davası haline getirip müslümanlar arasında ayrılığa sebep olması hiç ama hiç anlaşılır değildir. Selam ve dua ile...

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar