“İslam” diye yuttuklarımız

Sarık cüppe sakal olunca bizim insanımızın ruhunda bir takım saygı ve hürmet belirtileri olmasının nedeni tarihi bir psikolojinin kalıntılardır... Her ne kadar inkılap dediyseler de kültür bağlarımız ayrıştırılamamıştır.

Eksiklerimiz de olsa dimdik ayaktayız.

...

Selçuklu veya Osmanlı  duruşuna saygı genlerimizde var.

...

Onun da ilk göze batan nişanesi sarık cübbe ve sakal...

Sarığın yasaklanmasının nedeni de şüphesiz Avrupalının Osmanlı duruşunu bir daha görmek istemeyişi ile alakalıdır. Avrupalı hala sarıktan ürker, korkar.

Osmanlı dirilecek diye ödü bokuna karışır.

...

Bizimkiler o korkuyu bertaraf etme görevini yüklenince, Fransızlaşmayı kabul etmeyen bir çok insanı ipe çektiler, katlettiler...

Yine de sakalını ve sarığını sünnettir diye takıştırana hürmet ederiz.

Tabi ki taklitlerinden sakınmak kaydıyla...

...

Yanlış olan tarafı, sakallı ve cübbeli birilerinin yanlışı doğrudan İslam’a mal ediliyor. Medyada Ahmet Hakan- Cübbeli Ahmet hoca kavgasını izledim.

...

Hakan, imam hatip menşeli...Ameli yerinde olmazsa bile ayet hadis nevinden az çok bir şeyler okumuştur.Sanat veya tarihi hatırlatmayı konu edinenlerin dışında heykelin kutsama mahiyetinde İslam’da caiz olmadığını biliyor. Cübbeli ise, kendine göre fetvalar vermekle medyaya mal olmuş bir isim. Ekranların gülü!.. Durduk yerde Nakşibendi şeyhinin protezden yapılma kolunu öpmesi neyin nesi? Doğru mu, caiz mi?! Müstahak mı sevap mı?

...

Üstelik ortalık ilahiyatçı(teolog) kaynarken Ahmet Hakan’ın bu olaya tepki göstermesi ilginç. Hakanın görüşüne göre,ha protezi ha heykelin kolunu öpmüşsün...

...

Yoksa protez öpme, şahsa münhasır bir olay midir?

Nakşı olunca öpülür, Mevlevi olunca öpülmez mi?!

...

Cübbeli’nin verdiği cevaba bakın:

“Öpmek hürmet alametidir, tapma nişanesi değildir.”

Tabi ki bu cevap kesmedi, yavan, tuzsuz kaldı...

Heykellerin karşısında dikilenler aynısını söyleyemezler mi?

“Hürmet ediyoruz, tapınmıyoruz.”

...

Kaldı ki, Cübbeli’nin zaman içerisinde bir takım davranışları ile fetvaları kafa karıştırmıyor değil. Elimize “Şifa Ayetleri” diye bir kitabı geçti.

Bir yanda, hastaları kandırmaya yönelik bitki ilaçları dolandırıcılığını sergileyenler, diğer yanda ayetleri şifa niyetine pazarlayanlar...

Protez kolu öpme bunların yanında bir şey değil.

O kitap peynir ekmek gibi satıldı...

...

Kitapta dediği, her hastalığın bir şifa ayeti vardır...

Amenna, aspirin da bir ayet olduğuna göre onun da şifasını bazı yerlerde görebiliyoruz. Ama bu öylesinden değil... Allah’ın vahyettiği Ayetini okuyup suya üfleyeceksin, o suyu tenasül uzvuna süreceksin cinsel takatsizliğin iyileşecekmiş!..

Veya bir başka ayeti okuyup cinsel uzvuna üfleyecekmişsin...

...

Kitaba para verip alanlar diyor ki okuduk üfledik, okunmuş su ile yıkadık hiçbir şey değişmedi... Hadi bakalım, şimdi çık işin içinden...

...

Burası oldukça tehlikeli... Ayete olan inanç mi zayıflayacak, yoksa üç kağıtçılık yakayı ele vermiş mi olacak?..

...

Görülen o ki, İslam’ı gerçek mecrasından nerelere kadar sürükleyip götürdüler. Kur’an ayetleri laboratuarlardan uzaklaştırılarak para karşılığı satılmaya başlandı. Bunun yanında her derde deva dua satanlar da var.

Sahtekarlar, sahte sakalından tutup asacaksın...

...

Dua istemektir, hak et iste...

Bir ameliyatın dahi Allah’ın(cc) ayeti olduğunu cahil kafalar basmıyor.

Veya işlerine gelmiyor. O yüzden aramızda fetvadan geçinenler türedi, önüne gelene yutturuyorlar, para basıyorlar... 



http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/2504/islam-diye-yuttuklarimiz.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar