Bir yarım aydın hastalığı: Ukalalık

Dünya değişiyor ama sanılanın aksine insan  çok fazla değişmiyor. İlişkilerimizde, kullandığımız vasıtalarda,teknolojideki değişmeler, -insan tabiatı- ile at başı gitmiyor. Dünya değişiyor, Ahzab suresinin 72. ayetinde zalum ve cahul  olarak nitelenen insan özü itibarıyla aynı kalıyor.

Dünde zulüm vardı,bugün de var. Dünde rüşvet,iltimas,yolsuzluk,yalan,kul hakkı yeme vardı bugün de var. Dün de mürailer her kapıdan içeri girebiliyorlardı bugün de öyle. Çıkar eksenli ilişkiler insanı tutarsız, muhteris ve ötekinin kurdu haline getiriyor.

Her şeye alkış çalan veya her şeyi eleştiren insan tipleri geçmişte de vardı. Lakin geçmişte hastalıklarını yayacak,topluma sirayet ettirecek vasıtalar sınırlıydı; hasta ya hastalığı ile baş başa kalıyor yahut sadece çevresindeki bir kaç kişiyi etkileyebiliyordu.

Hilafetle saltanatın ayrıldığı dönemde hem basında hem de mecliste hararetli tartışmalar olmuştur. Bunların içinde çok ilmi, çok ağır başlı tartışmaların yanında laf kalabalığından başka anlam ifade etmeyen, amacı belirsiz yazı ve konuşmalarda olmuştur. Her konuda söyleyecek sözü olan hastalar o dönemde de vardı. Uzmanlık o gün de bugün de çok fazla rağbet görmeyen bir şeydi. Üç- beş cümleyi bir araya getiren dünyayı yönetebileceğine,her konuda fikir serdedebileceğine inanırdı. Bu tartışmaların birinde Ahmet Ağaoğlu kendini eleştiren Dersim Eski Mebusu Lütfi Fikri beye cevap verirken şunları söyler:" Türk muhitini içinden kemiren deruni hastalıklardan birisi de ukalalıktır.Bu hastalık ,ruhidir,zihnidir, bir nevi dimaği isteridir. Hastalık teşrih edilince,alametlerinin şunlardan ibaret olduğu anlaşılır:Temayüz ihtiyacı ve bunun neticesi olarak umum cereyanlara karşı gelmek illeti. Uluorta,malum ve meçhul her şeyden bahseylemek cüreti ve bu sayede çıkan gürültülerden mütelezziz olmak hırsı,kanaatsizlik ve muayyen bir  mecmua-i desatire adem-i merbutiyet ( bir ilkeler sistemine bağlı olmamak) ve bunun neticesi olarak kararsızlık,tezat,hoppalık ve nihayetü'n nihaye renksizlik ve şahsiyetsizlik..."

Ali Kemal'i bu ukala yarım aydın tipine örnek veren Ağaoğlu şu şekilde devam eder: Ali Kemal, ne istibdat taraftarı idi ne meşruiyet; ne dinsizlik ne dindarlık, ne durgunluk ne hareket, ne irtica ve ne de hürriyet.O,müspet hiç bir şey olmamakla beraber menfi her şeydi! Zaman zaman her fikri kabul eder ve ret eyler. Onun bütün faaliyetleri, bütün hareketleri tek bir fikir ve mihver etrafında dolaşıyordu.Bu fikir ve mihverde:Ali Kemal'den, mütemadiyen Ali Kemal'den bahsetmekten,Ali Kemal'in yüksek bir mevki ihraz eylemesinden ibaret. Nihayet,İngiliz drednotları sayesinde bu hedefine nail oldu,bir çokları gibi namusunu da hırslarının enkazı altında mahv etti."(Milli hakimiyet ve Hilafet Haz.Erol Kılınç,Ötügen yayınları)

Ahmet Ağaoğlu'nun  dün şikayet ettiği ve bir kaç kişiden ibaret olan namusunu,inancını, değerlerini, hırslarına kurban eden,tutarsızlıkta yarışan  ukala yarım aydın tipi bugün neredeyse Türk medyasının en baskın unsuru haline geldi. Dün hayır dediğine bugün evet diyen, geçmişte yerdiğini bugün göklere çıkaran,hak-batıl, doğru-yanlış ayırımı yapmayan   nefsini kıblesine alan  bu tipler o kadar çoğaldı ki onların gürültüsünden hakikatin  cılız sesi duyulmaz oldu.Dün mevzi olan  hastalık, bugün umumi bir  hal alarak   toplumun geleceğini tehdit eder hale geldi.Bu güruh aşılmadıkça devlet ile millet arasında güçlü bağlar oluşturmak ve toplumsal sorunlara çare bulmak mümkün değil. Çünkü, hakikat onların kuru gürültüsü arasında boğulup gidiyor.

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/2502/bir-yarim-aydin-hastaligi-ukalalik.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Yorumlar

Ahmet ÖZCAN
19.09.2018 12:11
Yüreğine ve kalemine sağlık istikrarlı bir çizgi yolun açık olsun

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar