Kerbela yazıları-2: İmam Hüseyin Yezid'e neden biat etmedi?

Hicretten 61 yıl sonra. Yezid hilafeti ele geçirmiş, iktidarını kuvvetlendirmek için herkesten biat alıyor. Ama en önemli biat Ehl-i Beyt olan İmam Hüseyin’in biatı. Eğer o biat etmezse halk ayaklanabilir. Medine valisine baskılar yapıyor İmam Hüseyin’in biatını istiyordu. İmam Hüseyin ailesini yanına alarak Mekke’ye gidiyor. Mekkeliler çok mutlular. İmam Hüseyin’le namaz kılmak ne güzel.. Özledikleri Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in kokusunu alıyorlar İmam Hüseyin’de. Ama Yezid, Mekke valisine de baskılar yapıyor İmam Hüseyin’in biatını istiyor. İmam Hüseyin nasıl biat etsin Yezid’e? Yezid fasığın teki, sarhoşun teki. Şam’daki sarayında işret alemleri kuruyor Yezid. İmam Hüseyin’e yakışır mıydı bir fasıka, bir zalime biat etmek? O ki cihana tek başına meydan okumuş bir peygamberin torunudur.

Yezid kendisine biat etmeyenlerin başını vurduruyor, kesilen başlar köylerin kasabaların meydanlarına atılıyordu. Mallarına mülklerine el konuluyordu. Kûfe şehrinin ahalisi kendi aralarında toplanıp istişare ederek mektuplar yazdılar. Mekke’deki İmam Hüseyin’e bir haberci gönderdiler mektuplarla. Yüzlerce değil binlerce mektup geldi İmam Hüseyin’e. Kûfeliler mektuplarında diyorlardı ki; “Ya İmam Hüseyin, bizi ancak bu zulümden sen kurtarabilirsin. Biz seni seviyoruz biatımız ancak sanadır. Kufe seni bekliyor.”

Mekke’nin ileri gelenleri İmam Hüseyin’i ikaz ettiler, “Yezid seni bırakmaz gitme” dediler. Ama İmam Hüseyin’e mazlumların sesine kulak vermemek yakışır mıydı? Kendi amcaoğlu olan Akiloğulları’ndan Müslim’i durumu inceleme-si için Kufe’ye gönderdi.

İmam Hüseyin’in elçisi Müslim Kûfe’ye gitti. Gerçek-ten de mektuplar doğruydu. Kûfelilerin kalbinde Hüseyin vardı. Müslim tam 18 bin biat aldı ve hemen Mekke’ye İmam Hüseyin’e haber gönderdi. “Ya Hüseyin Kûfelilerin kalbinde sen varsın. Kufe seni bekliyor. Tam 18 bin biat aldım, tez gel.”

İmam Hüseyin yol hazırlığı yapmaya başlar ama Yezid Kûfe’de olanları öğrenmiş, Müslim’e yumuşak davranan Kûfe valisini hemen görevinden almış ve yerine kendi amcaoğlu olan Basra’daki zalim, kan emici Ubeydullah bin Ziyad’ı vali olarak Kûfe’ye göndermişti. Ubeydullah, Kûfe’ye gelir gelmez, kim Hüseyin’e biat etmişse başını vurdu, malına mülküne el koydu. Hatta hanımlarını ve genç kızlarını kendi sarayında alıkoydu.

Tüm Kûfeliler korktular ve Müslim’i terk ederek yalnız bıraktılar. Bir kahraman kadın Tu’a, Müslim’i evine alarak kocasına dedi ki Ehl-i Beyt aşkına Müslim’i korumalı, saklamalıyız. Ama o yiğit kadının oğlu ihanet etti ve Müslim’in kendi evlerinde olduğunu valiye haber verdi.

Elçi Müslim, yakalanır ve elleri bağlı olarak bir asker, bir çavuş arasında halkın arasına çıkartılır. Halk kendi arasında homurdanmaktadır. Müslim halka seslenir,

   – Ey Kûfe halkı ben İmam Hüseyin’in sizlere gönderdiği bir elçiyim. Şimdi ise Vali Ubeydullah’ın askerlerinin esiriyim. Vali beni ölümle hayat arasında serbest bıraktı. Ya Yezid’i övüp yaşayacağım. Ya da ahdime vefasızlık edip can vereceğim. Benden Yezid’i rahatsız edecek, sizleri mutlu edecek sözler beklemeyin. Çavuş araya girerek,

   – Dur ey Müslim. Vali Ubeydullah senden Beni Ümeyye hükümetini övmeyi Yezid’i yüceltmeni istemedi mi? Sen hala ne anlatıyorsun? Müslim,

   – Ey Kufe halkı bu asker doğru söylüyor. Benden Yezid’i övmem isteniyordu ama ben unuttum. Ey Kûfe halkı dinleyin Allah yüce kitabında der ki; “Şüphesiz ki bir kavim kendini değiştirmedikçe, Allah onların durumunu değiştirmez.” İmam Hüseyin’i Kûfe’ye davet eden sizler Yezid’in idaresine layıksınız. Buna rağmen İmam Hüseyin sizin davet mektuplarınıza değer verip yola çıktı. Ama sizler Yezid’in korkusundan ahdinizde durmadınız. Bu korkuyu terk edin. İmam Hüseyin’e gidin. Allah dinine yardım edenleri sever. Çavuş,

   – Öldür bunu.

Halk durdurmak istese de başaramazlar. Askerler halkın üzerine kılıçlarıyla yürüyünce halk geri çekilir. İmam Hüseyin’in elçisi Müslim son kez halka seslenir,

   – İçinizden insaf ehli birisi varsa Hüseyin’e haber götürsün. Desin ki gelme. Desin ki seni davet eden Kûfelilerin kalpleri seninle ama; kılıçları Yezid’den yana. Çavuş,

   – Öldür Dedim

Asker vurur öldürür. Müslim şehadet getirir. Çavuş,

   – Müslim’i evinde saklayan Hani’yi de getirin. Onun da başını vurun. Kim Hüseyin’e biat ederse hepsinin başını vurun.

Müslim’i askerler şehit ettiler, başını kesip Şam’a Yezid’e gönderdiler. Onu evinde saklayan Hani’yi de öldürdüler. Müslim son anlarında bir haberci bulup dedi ki “Git Hüseyin çoktan yola çıkmıştır. Ona de ki sakın gelmesin. Kufelilerin kalpleri Hüseyin’den yana ama korkudan artık kılıçları Yezid’den yana. Söyle ki sakın gelmesin.” Ama o haberciyi de bulup öldürdüler. Haber İmam Hüseyin’e ulaşamadı.

İmam Hüseyin çoktan yarı yolu geçmişti. Ahh Hüseyin ah… Ya imam gelme.. Sakın Kûfe’ye gelme. Kıyacaklar sana. Ümmet kıyamete kadar ağlayacak ya Hüseyin. Ümmü Seleme’nin elindeki toprak kan olacak gelme. Ne olursun gelme… Kıyacaklar sana… Ey Rasulullah’ın reyhanı gelme ne olursun gelme ya Hüseyiiiin...

İMAM HÜSEYİN KERBELA’DA

İmam  Hüseyin radıyallahu anh yanında yarenleriyle birlikte Kufe’ye yaklaştığında Yezid’in komutanlarından Hür tarafından yolu kesilir. İmam Hüseyin’in baba bir anne ayrı kardeşi Abbas Hürr’le konuşur,

   – Ey Hürr ne istiyorsun? Hürr,

   – Ya Abbas, beni bağışlayın. Siz temiz soyluların ailesindensiniz. Ben Yezid’in görevlendirdiği bir komutanım. Sizi gittiğiniz yoldan alıkoymakla görevliyim. Bunu yapmakta da çaresizim.

   – İnsanları öldüren, kötüleri insanlara musallat eden zalim valinin mi emrini yerine getireceksin? Hürr seni tanırım bu zalim Yezid’in kötülüğüne ortak olma. Çekil yolumuzdan Hürr. İmam Kufe’ye gitmek istiyor. Hürr,

   – Ben de bir Müslümanım ama emir’el-mü’minin emrine uymak zorundayım. Allah’ın dinini hakkıyla yaşamış bir ailenin soyundanım. Ben bir askerim. İmamın buradan bir adım ayrılmaması için görevlendirildim.

   – Ey Hürr, bil ki şu hayatın içinde gelecek kuşakların ömrüne bedel olacak bir davayı senin için gelecek vaadetmeyecek bir kusurla boyaman, hatalarını süslü göstermeye yetmeyecektir.

Abbas ile Hürr konuşurlarken, İmam Hüseyin’in yolunu kesmek için gelmiş Hürr’ün askerlerinden birisi gelerek,

   – Ey Abbas, susuzuz. Atlarımız bile susuz. Bize su verir misiniz?

Abbas çadıra girerek onlara su getirir. O arada ezan okunmaya başlar. Abbas,

   – İmam Hüseyin’in emridir. Şu askerlere su verin. Ezan okundu Hürr namaz vaktidir. İmam namaz kılacak, siz de gidin namazınızı kılın. Hürr,

   – Biz de imam Hüseyinin arkasında namaz kılacağız. O bizim de imamız.

   – Anan sana ağlasın ey Hürr. Öyleyse niye imamın yolunu kestin.

   – Bilesiniz ki İmam Hüseyin varken başkasının arkasında namaz kılmayız. İmam varken başka imam tanımayız.

   – Namaza gelince İmam Hüseyin, dünyaya gelince Yezid. Bu nasıl bir çelişki ya Hürr?! İmam kendisiyle kurtulmak isteyenlere karşı çıkmaz. İsterseniz namazı imamın arkasında kılabilirsiniz.

İmam Hüseyin’in imamlığında Abbas ve yarenler önde, Hürr ve askerleri arkada saf tutarlar.

Yezid’in Kûfe valisi Ubeydullah, İmam Hüseyin’in Kerbela’da yolunun kesildiğini öğrenir öğrenmez Ömer bin Sa’d komutasında dört bin kişilik bir orduyu Kerbela’ya gönderir.

Yezid’in Ömer bin Sa’d komutasındaki ordu çadırlarında Ömer bin Sa’d Hürr’e,

   – Yoruldum Hürr.

   – Ne yorulması Ömer, Kufe iki adımlık yer.

   – Beni yol yormadı Hüseyin meselesi yordu.

  – Evet haklısın. Sen buraya niye geldin? Rey’e vali olarak gitmeyecek miydin?

               – Bana kalsaydı öyleydi ama.

                   – Aması ne?

   –Vali bana Hüseyin’in üzerine gitmemi emretti.

   – Sen ne dedin peki?

   – Ben Hüseyin’le çocukluk arkadaşıyım ona bir şey yapamam. Beni Rey’e göndersen de Kerbela’ya Kûfe eşrafından birini yollasan olmaz mı dedim.

   – Doğru demişsin çocukken hep beraber arkadaştık. Ama Vali seni bırakır mı hiç? Rey valiliğini de unut o zaman.

   – Doğru diyorsun. Ubeydullah b. Ziyad bana dedi ki; “Sen onunla çarpışmaya gitmeyecek olursan seni azleder, evini yıkar, boynunu da vururum.” Ailem ve kızlarım Ubeydullah’ın elinde. Eğer dediğini yapmazsam katledecek hepsini. İşte o yüzden geldim. Çocukluk arkadaşımız Hüseyin’e karşı olmak ha.. Nasıl olacak bilmem..

   – Dünya dostum. Hayatın gerçekleri var..

   – Hüseyin’le konuşup ikna etmeye çalışmalı.

   – Başarabilirsen iyi olur ama benim tanıdığım İmam Hüseyin, Yezid gibi bir fasığa biat etmez.

   – Bu akşam onunla konuşmayı düşünüyorum.

   – İmam Hüseyin radıyallahu anh konuşur. Herkesle konuşur. Herkese açıktır gönlü. Konuşmaktan yanadır. Ama Yezid’e biat edeceğini sanmam.

O akşam Ömer bin Sa’d İmam Hüseyin radıyallahu anh’ın çadırlarına gider. Abbas’a durumu anlatır ve İmam ile görüşmeye geldiğini söyler. Abbas durumu İmam Hüseyin’e anlatır. İmam Hüseyin Ömer bin Sa’d’ı kabul eder,

   – Ne istiyorsun Ömer Bir Sa’d?

   – Ya Hüseyin bu meseleyi konuşalım, anlaşabiliriz. Yoksa çok kan dökülecek.

   – Kan dökülmemeli. Hepimiz müslümanız. Yazıktır.

   – Kan dökülmemesi için biat lazım.

   – Bunun mümkün olamayacağını bilmiyor musun?

   – Başka çarem yok ki. Seni Şam’a götürmeye ve Yezid’e biatını almaya geldim. Ben de kan dökülmesini istemiyorum.

   – Zulme biat etmem. Fıska biat etmem.

   – Ben bir şey yapamam o zaman. Başka bir çare, başka bir yol varsa söyle ya İmam.

   – Size bir teklifim var.

   – Nedir?

   – Bırakın Hicaz’a geri döneyim veya bırakın bir sınır şehrine gideyim ve ölene kadar İslam için cihad edeyim.

   – Ziyad’a bildireceğim ama kabul göreceğini hiç sanmıyorum. Bana verilen emri yerine getirmem gerek. Yezid’e biat et kimse ölmesin.

   –  Öleceksem zulme karşı öleyim.

YARIN: Bir yudum su…

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/2499/kerbela-yazilari-2-imam-huseyin-yezide-neden-biat-etmedi.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar