MİT operasyonu- Tek sesli medya

Reyhanlı saldırısının faillerinden Yusuf Nazik Lazkiye’de yakalanarak Türkiye’ye getirildi. Bunu bazı TV kanalları ve onların kadrolu yorumcuları bir istihbarat zaferi olarak nitelediler. Henüz operasyonun nasıl yapıldığını, Nazik’in nasıl alındığını bilmiyoruz.   Zira, Lazkiye’ye girmek o kadar kolay değil, onlarca noktada arama-tarama yapılıyor. Yine de onlarca vatandaşımızın ölümüne vesile olmuş kanlı bir katilin yakalanıp adalete teslim edilmesi başarıdır.

 Lakin, Yusuf nazik medyanın köpürttüğü kadar önemli bir kişi değil. Saldırının en önemli faili ve planlayıcısı Mihraç Ural hala firarda. Ural’ın yakalanması ile birlikte saldırıda kimin parmağı olduğu daha iyi anlaşılacak…

Son zamanlarda Esat karşıtlığı üzerine kurulan Suriye politikasının yanlışlığı her çevrede dile getiriliyordu. Bu operasyon ve sonrasında Esat’la ilgili açıklamalar,-sanki operasyonun amacının-  bu tereddütleri izale ederek Esat karşıtlığı üzerinden yürütülen Suriye politikasını sürdürme olduğunu akla getiriyor.  Yani amaç bir teröristi yakalayarak adalete teslim etmek, hak ettiği cezayı vermek değil, yanlış bir siyasetin devamını sağlamak.

İktidarın zamanlaması çok manidar olan bu operasyonun -hangi siyasi sonuçlara- varmak için yapıldığını iyi irdelemesi gerekir. Bunu anlamak içinde operasyonun bütün ayrıntılarının bilinmesi gerekiyor. Esat düşmanlığını körüklemekten başka işe yaramayan bu adam gerçekten yakalandı mı, yoksa yakalayalım diye önümüze mi atıldı? Bunu değerlendirecek olan ülkeyi yönetenlerdir. Umarım operasyonu değerlendirmeye bu soruyu sorarak başlarlar.

Xxxxx

Taha Akyol’un Hürriyet gazetesindeki yazılarına son verildi. Bunun gazete yönetimini aşan bir tasarruf olduğunu söylemeye gerek yok. O gazetede önemli uyarılarda bulunan, objektif siyasi analizler yapan neredeyse tek kişiydi Taha Akyol. Geriye kalan yazarların çoğu magazinle karışık, suya sabuna dokunmayan, sadece vakit öldürmeye yarayan yazılar yazıyorlar. Onlarında elbette bir okuyucu kitlesi var ama Akyol farklıydı, yazılarında hiçbir zaman iktidarı nasıl memnun ederim kaygısı taşımadı. Ülke ve milletin menfaatlerine uygun gördüğü yerde eleştirmekten de, alkışlamaktan da çekinmedi. Böyle bir yazarın kenara itilmesi Türk medyası için bir kayıptır.

Tek sesli bir medya ile halkı bir süre aldatmak mümkündür, ama gerçekler her zaman her türlü propagandayı aşacak kudrete sahiptir. Bazılarının kriz yok demesi ile kriz yok olmuyor. Geçimini dalkavukluktan sağlayanların Suriye politikasına övgüler düzmesi ile Suriye politikamızın sırtımıza yüklediği yükler ortadan kalkmıyor. Sınırsız alkışın göz boyamaktan, iktidarları, siyasetçileri uçuruma sürüklemekten başka bir fonksiyonu yoktur. İktidarlara da siyasetçilere de asıl zarar verenler,  doğru bildiklerini söyleyenler değil, onları alkışlarıyla körleştirenlerdir. Bir taraftan demokrasiden bahsedip diğer taraftan farklı düşünenin ağzını bağlamak, susturmak bu ülkede her gün derinleşen ciddi bir demokrasi sorununun varlığına işarettir. Tek seslilik demokrasilerin değil, otoriter yönetimlerin vasfıdır. Türkiye bu tahammülsüzlüğe, bu hoşgörüsüzlüğe layık değildir.

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/2492/mit-operasyonu--tek-sesli-medya.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar