Kainat imamı, mesih, mehdi, Rabinoğlu FETÖ'nün hakkını yemeyelim

İçimizdeki Molla Kasımlar:

Bu nasıl başlık?

FETÖ’nun hakkını yememek de ne oluyor?

FETÖ’nun hakkını kim yiyormuş?

Benzeri sözler duymadan önce, niye böyle bir başlık attım, onu söylemek istiyorum.

Çoğumuzun bildiği ve yeri gelince kullandığı, eskilerimize ait çok güzel bir deyimimiz vardır.

“Yiğidi öldür ama hakkını yeme!”

Şimdi de:

Hayda bu yiğit de nereden çıktı böyle?

Yani FETÖ şimdi yiğit mi oldu ki, öldüreceğiz, fakat hakkını yemeyeceğiz?

Diyenler olacak, özellikle Molla Kasımlar arasından...

İzin verilirse elbet anlatacağım, FETÖ’nun ne olup ne olmadığını...

Evet, eskilerin bu güzel deyiminin çerçevesinde diyorum ki:

Bir Yahudi çocuğu olan,

CİA’nın içimizdeki uşakları tarafından özel olarak yetiştirilen...

Ekmeğimizi yiyen, suyumuzu içen, havamızla soluklanan... İçimizden yüzbinlerce Müslümanı Hristiyan yapan...

İçimizden yüzbinlerce Müslümana, her gün Filistinlilere bomba yağdıran İsraili, “güneydeki sevdiğimiz ülke” diye sevdiren...

İçimizden yüzbinlerce Müslümanın ruhlarını boşaltan ve onları Amerikan hayranı yapan...

Yerküre üzerinde, İslam’ın ve İslam’ın Son Ordusu olan bu aziz milletin aleyhine/ zararına olarak yaptığı bütün namertlikleri, hizmet adıyla bu millete finanse ettiren...

Kendisine bağlı haşhaşilerine, ne idüğü belirsiz bir hizmet için, insani ve İslami bütün değerleri yok saydırabilen...

Mel’un bir Yahudi olduğu halde, tıpkı Lavrens gibi, imam kılığında Müslümanlara namaz kıldıran, vaiz kılığında kürsülerde vaaz eden, hatip kılığında hutbe okuyan...

Ülkeyi yönetenlerin, ilahiyatçıların, Diyanetin gözünün içine bakarak ortalıkta Mehdi, Mesih, Kainat İmamı olarak dolaşan...

Bir mendebura, bir alçağa, bir namussuza, bir yalancıya, bir hırsıza, bir sahtekara mert ya da yiğit diyecek halimiz yok elbet...

Bir insanın bin yılda yapabileceği bütün pislikleri 70-80 yıllık ömründe yapma becerisi gösteren bu Yahudi çocuğunun ne gibi hakkı var da onu yemeyelim öyleyse mi diyorsunuz?

Evet, bu Yahudi çocuğu saydığımız ve saymadığımız bütün pislikleri yapmasına rağmen, yediği ekmeğin, içtiği suyun, solukladığı havanın hatırına olmalı, ülkemizin hayrı için iki alana elini atmadı ve pis burnunu sokmadı...

Bu eşi asla bulunmaz namert, belki de düşündü ki:

“İslamın Son Ordusu olan bu millet, Allah’ın özel himayesi altında olduğu için, hiç olmazsa bu iki alana dokunmayayım.”

Ve bu namert ülkemizin biraz daha iyi yönetilmesi için, siyasi alana ve geleceğimizin teminatı olan gençliğimizi yetiştiren sistemin başı olan YÖK’e hiç dokunmadı...

Evet, bu namert kişilik, bu firavunlardan daha eşet pislik, ülkemizde girmediği hücre, kirletmediği birim bırakmadığı halde siyaset alanına hiç girmedi ve YÖK’e de hiç dokunmadı...

Askerin, polisin, yargının, üniversitelerin, diyanetin, okulların, memurların, iş dünyasının ila ahir arasına binlerce bağlısını soktuğu, oraların her türlü rantından istifade ettiği halde neden mi siyaset dünyasına ve YÖK’e dokunmadı acaba?

Bu soruya, eskilerin ifadesiyle “etrafını cami, ağyarını mani olacak şekilde” cevap vermemiz elbet çok zor...

Bu bakımdan niye dokunmadığının cevabını aramak yerine, dokunmamış olduğu için bu alçağa teşekkür etmemiz daha yerinde olacaktır.

Yani diyorum...

Eskilerin ifadesiyle elimizden gelirse, “bu alçağı, bu pisliği, bu namerdi öldürelim, fakat kesinlikle hakkını yemeyelim”.

Öyle ya...

Siyaset alanını kirletseydi halimiz nice olurdu?

Yüzlerce milletvekilini tayin ettirir...

Onlarca bakanı tayin ettirir...

İsterse başbakanı bile tayin ettirir...

Sadece Cumhurbaşkanını tayin ettirmeye gücü yetmezdi...

Çünkü Cumhurbaşkanını tayin etmek milletin işiydi ve bu alçağın millet çoğunluğuna gücü yetmezdi...

Allah cc korusun!

YÖK’e el atsaydı...

Binlerce öğretim üyesini, yüzlerce dekanı, onlarca rektörü tayin ettirir, Türkiye’nin gününü kararttığı gibi geleceğini de karartırdı...

İşte bütün bunlara bakarak diyorum ki:

Bu alçağa her türlü hakareti yapalım, gücümüz yeter de cowboyların elinden alabilirsek ölümlerden ölüm beğendirelim...

Fakat kesinlikle hakkını yemeyelim...

Ben kendi adıma bu mel’un Yahudi çocuğuna teşekkür ediyorum...

Siyaset alanını ve mensubu olduğum akademi camiasının komuta merkezini kirletmediği için...

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/2453/kainat-imami-mesih-mehdi-rabinoglu-fetonun-hakkini-yemeyelim.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar