Eli hançerli ortak

Birinci Dünya Savaşı’nın galipleri arasında yer alan Amerika, kan üzerine bina ettiği hegemonyasını İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra tamamen perçinledi. 1990’ların başında çift kutuplu dünyanın bir kutbunun kopmasıyla yani Sovyetlerin dağılmasıyla, adeta meydan tek başına Amerika’ya kalmış gibiydi. 5 Ocak 2003 tarihli baskısında New York Times, “Amerika İmparatorluğu: Buna Alışın” diye kapak yapıyordu. Artık Amerika, en basit bir olayı bahane ederek çirkin yüzüyle karşımıza çıkmaya başlamıştı. Çünkü her küçük bahane, büyük bir vurgunun sebebiydi.

Yüz yılı aşkın bir süre önce, 1892 yılında Amerika’daki Halk Partisi Nebraska’daki ilk kongresinde konuşan parti lideri Omaha Amerika hükümetleri ile ilgili şu tespiti paylaşmıştı: “Hükümet adaletsizliğinin aynı üretken rahminden iki büyük sınıf doğurdu: Baldırı çıplaklar ve milyonerler.”

Omaha’nın yaklaşık yüz yıl önce yaptığı bu tespit hala değişmemiştir. Gerçekten Amerika günümüzde de iki büyük sınıfla dünyayı büyülemeye devam ediyor: Baldırı çıplaklar ve şımarık milyonerler (şimdi milyarderler desek daha doğru olur). Amerika, yıllarca baldırı çıplaklardan Madonna’nın bacakları ile Kim Kardashian’ın kalçasını pazarlayarak, dünyayı uyutup meşgul etmedi mi? (Bu tanımlamalar için okuyucularımdan özür diliyorum, başka türlü ifade edemezdim).

Amerika’nın üretken rahminin önümüze koyduğu ikinci husus ise, ukala ve şımarık milyarderlerdir. Dünya siyasetine ekonomi baronlarının perde gerisinden yön verdiklerini biliyorduk Bu kez perdenin önüne paranın şımarttığı ukala ve dengesiz birini çıkardılar: Donald Trump. Lyndon Johnson’ın deyimiyle, “aynı anda hem yürümeyi ve hem de sakız çiğnemeyi başaramayan bir yeteneksizin” yönettiği Amerika ile karşı karşıyayız.

Paranın şımarttığı ve adam saydırdığı bu zat, Amerika’yı koca bir şirket, diğer ülke liderlerini de şirketin çalışanları sanıyor. Her gece sarhoş kafayla attığı mesajlarla gaf üstüne gaf yapmaktadır.  The Washington Post gazetesinden Fact Checker’in tuttuğu çeteleye göre, Donald Trump göreve geldiği günden 1 Haziran 2018 tarihine kadar tam 3.259 kez yanlış yapmış ve yanılmıştır.

Amerika, en büyük yanılgısını, Türkiye ile oyun oynamaya kalkışarak yaşamaktadır. Bin bir türlü entrika ile hizaya getiremediği Türkiye’yi, ekonomik yolla abluka altına almaya çalışmaktadır. Burada en büyük sıkıntı Astana sürecidir. Türkiye, Rusya ve İran ile birlikte Astana sürecini başlatmakla, başta Suriye politikası olmak üzere, Amerika’nın Ortadoğu politikalarını akamete uğratmıştır. Bu sebeple Amerika’nın kızgınlığı bu sürece katılan ülkeleredir. Üstelik Türkiye, Amerika’nın silahla donattığı teröristleri büsbütün iş yapamaz hale getirerek, en büyük kartı olan proje terör uygulamasını da boşa çıkarmaktadır.

Her ne kadar NATO’da müttefik ve Stratejik Ortak gibi birlikteliklerimiz olsa da, Amerika’ya hiçbir zaman güvenilmeyeceği gün gibi ortadadır. Aslında Amerika’nın güvenilmez bir ülke olduğu öteden beri herkesçe bilinen bir şeydir.

Amerika Savuma Bakanlığı’na uzun yıllar stratejik danışmanlık yapmış Bernard Lewis’e kulak verelim. Lewis, Tarih Notları (Bir Orta Doğu Tarihçisinin Notları) adlı hatıralarını kaydettiği kitabında şu notları düşmektedir:  “1952’de Türkiye’nin NATO’ya kabul edilmesinden kısa bir süre sonra Ankara’da yemekli bir davete katıldım. Türkiye’de bu bir kutlama sebebiydi ve insanların çoğu tam üye olarak kabul edilmelerinden ötürü gururlu ve çok mutluydu. Davet sırasında, misafirlerden biri, bir Türk general, hatırlamaya değer bir yorum yaptı. Birisi ona Türkiye’nin NATO’ya katılması hakkında ne düşündüğünü sormuş ve Türk general de: “Amerikalılarla müttefik olmanın esas sorunu, hiçbir zaman ne vakit arkalarına dönüp kendilerini sırtlarından bıçaklayacaklarını bilememeniz” diye yanıtlamıştı.”

Gerçekte tam da bu değil mi? Sizi ne zaman arkanızdan hançerleyeceğini bilemediğiniz bir müttefikiniz var. Amerika, omlet yapmak için komşusunun evini göz kırpmadan yakacak bir kovboylar topluluğudur.

Amerika’nın arkadan vuran kalleş yüzünün olduğunu, özellikle ve öncelikle gönüllü uşaklığına soyunanlara söylemek istiyorum.

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/2435/eli-hancerli-ortak.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar