Süper Lig'e hoş geldin Ankaragücü

Fakiri tanıyan ve o pek meşhur sarı-lacivert çubukluya gönül vermişliğimizi bilenler bilir, normal şartlarda Fenerbahçe yazısıyla sezonu açmam gerekir. Fakat hayır, yeni sezonun ikinci haftasında yenilgiyle tanışan ve “2. Hafta Sendromu”, yavaş yavaş tanımlı bir hastalığa dönüşen Fenerbahçe hakkında olmayacak bu yazı.

Başlık zaten bunu söylüyor olsa da, küçük bir gönderme için bu vurguyu yapmak gerekiyordu. Anlayan anlamıştır. Belki bir sonraki yazıda da taraftarlarını hüzünle çok erken buluşturan Fenerbahçe’yi yazarım.

Şimdi ondan daha önemli bir konuyu, Ankaragücü’nü yazacağım. Hani geçen sezon 1. Lig’in şampiyonlarından biri olan başka bir sarı-lacivert tutkuyu. Taraftarlarının kara sevdası olan köklü takımı.

Aslında biraz da gecikmiş bir yazı bu. Bir kutlama yazısı. Verilmiş bir sözün de yerine getirilmesi. Ankaragücü’ne gönül veren can kardeşimin, Süper Lig’e yükselmelerinin ardından tebrik ettiğimde, “artık bir Ankaragücü yazısı yazarsın” dediğinde karar verilmiş bir söz yazısı.

…..

Ankaragücü denildiğinde başka bazı şeylerin yanında aklıma hep üç şey geldi yıllar boyunca. Ve bu üç şeyden dolayı, yarım yüzyıldır Ankara’da yaşayan bir kişi olarak, ne sevmiş, ne de sempati duymuştum bu takıma.

Her şeyden önce, o zamanki adıyla 1. Lig’e iğrenç darbeci generallerin talimatıyla yüksel/til/miş olması hep uzak tuttu beni ondan. Alın teri olmaksızın çıkmışlardı üst lige. Torpille… Açık bir kayırma ile… Hem de darbeci asker torpiliyle… Futbola yapılan askeri darbeyle… Neyse, ayrıntısına girip de şu “hoş geldin yazısı”nı lekelemeyelim.

İkincisi küfür… Üçüncüsü ise, şiddet... Örnekler vererek, sanki sadece Ankaragücü taraftarları yapıyormuş gibi kabul ve ilan edemeyeceğimiz; hemen her takım taraftarının şu ya da bu oranda içine düştüğü iki kötü davranış kalıbı. Gitsin de gelmesin diyeceğimiz…

…..

Bir alt lige düşmeden önce, neredeyse birkaç sezon hep bir iç tartışmanın, çekişmenin içinde kaldıktan sonra toparlanamayarak küme düşmüştü Ankaragücü.

1. Lig’de de tutunamayan Ankara’nın sarı-laciverdi, sıkıntılarını aşamayarak daha sonra 2. Lig’e düşmüş ve 3. Lig kâbusları görülmeye başlanmıştı ki, bilhassa ondan asla vazgeçmeyen “12. Güç”ün, taraftarının vazgeçmemesi ve ısrarıyla kendine gelmişti.

O cefakâr ve vefakâr taraftar ki, iç saha-deplasman dememiş, yağmuru-çamuru karı-boranı umursamayarak her maçta takımının yanında yer almış; avuçlar patlayıncaya, sesler kısılıncaya kadar destek vermişti bu zorlu süreçte âşık olduğu takımına.

…..

Başkanıyla, yönetimiyle, teknik ekibi ve ille de vazgeçmez taraftarıyla diriliş yaşayan ve altı sezonluk aradan sonra Süper Lig'e dönen Ankaragücü’nü gönülden kutluyorum.

Bilhassa, taraflı tarafsız hemen herkesin, “onların bu aşkı ve desteği olmasa, bu başarı olamazdı” diyerek hakkını teslim ettiği taraftarlarını.

Bu kez alınlarının teriyle, canla başla mücadele ederek yükseldiler Süper Lig’e. Kimselerin kayırmasına gerek kalmaksızın. Bileklerinin hakkıyla… Analarının ak sütü gibi helâl bir biçimde.

Ve ilk hafta evinde yenilse de, hemen ikinci hafta bir deplasman galibiyetiyle sevindirmeyi bildi taraftarını. Tertemiz bir futbol ve net bir skorla...  

Geliniz, başladığımız gibi bitirelim yazıyı…

Süper Lig'e hoş geldin Ankaragücü

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/2433/super-lige-hos-geldin-ankaragucu.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar